Okullar açılırken, çember daralırken
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Okullar açılırken, çember daralırken

04.09.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Pazartesi okullar açılıyor. Uzun süredir yüz yüze eğitimden mahrum kalan çocuklarımızın kayıpları büyük. Biliyoruz: Maddi olanakları iyi olmayan milyonlar açısından uzaktan eğitime erişim sorunlu işledi. Uzun süre, internete, tablete erişim sorunu yaşayan öğrenciler oldu geçen sene. Bir yandan da halk çoğunluğu ekonominin yeni sistemdeki “şahlanışı”ndan payını yokluk, işsizlik, pahalılık olarak aldı. Böyle olunca çocuklar, gençler geçici, güvencesiz işlerde çalışmaya, aileye ek gelir sağlamaya başladı. İleride pandemi dönemini, “öğrenciliğin işçileşmesi” olgusuyla da birlikte anacağız.

Yanlış anlaşılmasın: Pandemi, bu iktidarın ülkenin yüzde birini bile oluşturmayan ailelere sağladığı ayrıcalıklı ekonomi düzenindeki adaletsizlikleri daha belirgin biçimde yüzeye çıkardı; altını kalın kalın çizdi. Sorunlar sadece pandeminin ürünü değil; pandemi, var olanı hem pekiştirdi hem de görünür kıldı.

PAHALILIK

Bugün hayat pahalılığı, pandeminin başladığı Mart 2020’ye göre çok daha can yakıcı. Maliyetler, zamlarla, vergilerle halkın sırtına biniyor. Halk kim mi? Halk, vergi muafiyetleriyle, ballı ihalelerle büyümeyen ve birilerinin zenginleşmesini teriyle, emeğiyle, vergisiyle karşılayan, asalak düzende kanı emilen çoğunluktur. Halk için bu eğitim-öğretim yılında bir önemli sorun pahalılıktır. Çarşıya, pazara çıkın; kırtasiyelere girin. Göreceksiniz. Kaleminden defterine, okuma kitaplarından servis ya da diğer ulaşım ücretlerine ve elbette gıdaya kadar her şey ateş pahası.

SAĞLIK

Okullar pandemi koşullarında açılıyor. Bakınız, veriler alarm veriyor: Geçen yıl yaz koşullarında, 24 Ağustos’ta günlük can kaybımız 18’di. Bu yıl 24 Ağustos’ta 230 kişiyi kaybettik. Geçen yıl 2 Eylül’de can kaybı 45’ti; bu yıl 2 Eylül’de sayı 283’e çıktı. Eğitimin sürmesi, okulların açılması, çocukların pedagojik ve sosyal açıdan kayıplarının telafi edilmesi elbette şart. Fakat geçen yıla göre çok daha etkili ilerleyen, yaz döneminde çok daha ağır kayıplar verdiren bir varyant karşısında gerçekten yeterli tedbirler alınmış, çocuklarımızın ve halkın sağlığı açısından gerekli düzenlemeler yapılmış mıdır?

Okullara yeterli temizlik ödeneği, personeli sağlanmış mıdır? Yoksa yine bağış adı altında bu giderler de velilerden mi karşılanacak? Geride kalan, okulların kapalı tutulduğu aylarda kaynaklar fiziksel şartların iyileştirilmesi için harcanmış mıdır? Yeterli öğretmen ataması yapılmış mıdır? Sınıfların kalabalığını gidermek için yeni okullar ya da derslikler inşa edilmiş midir? Okul türleri arasında ideolojik ayrımcılık yapmaktan uzaklaşılmış; kontenjanları, sınıf mevcutlarını, yatırımları, tel tel dökülen “dava”ya göre değil, halkın ihtiyaçlarına göre belirleme aşamasına gelinmiş midir? Bunları sormak zorundayız. Çünkü eğitim, bu iktidarın en başarısız politika alanı.

Maske takın, camlaırı açın” demekle de olmuyor. Türkiye farklı iklim kuşaklarına sahip bir ülke. İzmir’deki ekim ayı ile Erzurum’daki aynı mı? Havalar soğuduğunda, camlar açılamadığında, açık havaya çıkmak zorlaştığında ne yapılacak? Var mı bir strateji bu konuda? Yoksa yine plansızlıkla çocukların geleceği mi çalınacak?

‘SİZE NE OLDU?’

Bakınız, dün gazetemizin Ege ekinde, Erman Şentürk imzalı manşet haberde çok önemli detaylar yer alıyordu. İzmir’de depreme dayanıksız olduğu için boşaltılan 83 okulun öğrencileri çevre okullara yerleştirilmiş. Bu nedenle bazı sınıflarda öğrenci sayısının şimdi 50’ye yaklaşacağı belirtiliyor. Pandemi şartlarında, “Bize ne oldu? Maske, mesafe konusunda birbirimize örnektik” diye turizm sezonu biterken suçu yine tek başına bizim üzerimize yıkmaya çalışan sosyal medya mesajları paylaşmak kolay. Aynı filmi izletmekten sıkılmadınız mı?

Sorunlar böyle. Eğitimdeki niteliksizleşmeyi, içeriksizleşmeyi saymıyorum bile. Çünkü bunlar artık kalıcı mesele. Bir yandan da özel okullarla devlet okulları arasındaki makasın giderek açıldığı bir dönemdeyiz. Çocuklarını borçlanarak, kredi çekerek, evini, arabasını satarak bu okullara göndermeye çalışan aileler var. Ve yine de asla gönderemeyecek aileler var; ki çoğunluktalar. Kamuculuk, bilimsel ve çağdaş eğitim ortaklığı sağlanmadan biz bu uçurumdan kurtulamayacağız.

İktidar, Stefan Zweig’ın Amok Koşucusu’nu andırıyor. Çılgınca koşuyor; bizi de uçuruma sürüklüyor. Bizim durumumuzsa Sevgi Soysal’ın, o güzel yürekli, kalemini karanlığın bağrına saplayan, satırlarıyla içimizi ısıtan yazarın Yürümek’te altını çizdiğim şu cümlelerinde saklı: “Ama çember, çizgisi tamamlanmış bir çember içinde ne kadar ilerlenebilir? Ne kadar gelişilebilir? Yaşanır ya da? Sonra sınıra dayanmak. Artık genişlemeyen bir daireyi dönmek, dönmek.”

O çemberin içindeyiz. Ve daralıyor çember, boğacak bizi. Tek başına kıramayız. Norveç’teki Doppler gibi kaçamayız. Ya da Ayhan Geçgin’in Uzun Yürüyüş’teki kahramanı gibi. Peter Stamm’ın Uzağın Ötesinde adlı romanındaki Thomas gibi kendimizi İsviçre dağlarına da vuramayız. Arto Paasilinna’nın Tavşan Yılı romanında Finlandiya kırını boydan boya aşan Vatanen olmaya özensek de yapamayız. Ama şimdi, konut fiyatları arttıkça, faturalar kabardıkça, Marc Auge’nin Evsiz Bir Adamın Güncesi’nde resmettiği karakter olmaya yakınız. Ve psikolojik açıdan yalnız, sosyolojik olaraksa kalabalığız.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021