Hikmet Altınkaynak

Cahit Kayra ve 38 Kuşağı

04 Şubat 2021 Perşembe

Siyasetçi, devlet adamı, yazar Cahit Kayra, beş gün önce yaşama gözlerini yumdu. Sonsuzluğa uğurlandı. Ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

Cahit Kayra ile iki yıl kadar önce, Moda’daki Tarihçi Kitabevi’nde Alev Coşkun’un imza gününde karşılaşmıştım. Demek bu son konuşmamızmış! 102 yaşındaydı. Yüzyılı geride bırakan bir aydındı, gündemi izliyordu. Sağlığı yerindeydi. Hayran olmamak elde değildi!

Alev Coşkun, “Bugünlerin Tartışmalı Konusu Asker İnönü” konulu söyleşisini bitirdikten sonra Asker İnönü (Kırmızı Kedi Yayınları) adlı kitabını imzalamaya başlamıştı. Bizler de kitaplarımızı imzalatmış, imza masasının iki yanına oturmuştuk.

Alev Abi’yle Cahit Bey’in çok eskiye dayanan düşün ve siyaset arkadaşlığı vardı. Bu tarihi günün fotoğrafını çektirdik.

Hatırlayalım: Cahit Kayra ve Alev Coşkun, 1970’li yıllarda kurulan Bülent Ecevit hükümetlerinin bakanlarıydı. Cahit Kayra 1. Ecevit hükümetinde (1974) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Alev Coşkun, 3. Ecevit hükümetinde (1978) Turizm ve Tanıtma Bakanlığı yapmıştı.

MERDİVENİ DOĞRU YERLERE KOYDU

Geçmişte benim Cahit Kayra ile TV 8’de yayımlanan “Yıldız’da Sohbet” programım için bir söyleşi yapma şansım olmuştu. Anılar kitabı 38 Kuşağı (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) üzerine konuşmuştuk. Aynı programda 68 Kuşağı’ndan Deniz Kavukçuoğlu da “Alageyik Sokağı Bir Liman mıydı?” adlı romanını anlatmıştı.

38 Kuşağı kitabı, Cumhuriyeti iyi özümsemiş, bir Cumhuriyet aydınının siyaset, ekonomi, kültür alanındaki birikimleri diye tanımlanabilir. 700 sayfalık büyük bir birikimdir. Söyleşimizde 38 Kuşağı’nı başarısız bir kuşak olarak şöyle açımlamıştı: “1908’de büyük değerli bir kuşak geldi. Büyük değerli bir eser bırakarak ayrıldılar. Ama 1946’dan sonra yeni bir kuşak geldi, çünkü buna Menderesin ‘Siz isterseniz halifeliği bile getirirsiniz’ diyerek, sorumsuz, tehlikeli ve siyasi ahlak bakımından çirkin bir açıklaması neden oldu.” Bu sözlerle Kayra, belki de karşıdevrimin başlangıcına dikkat çekiyordu.

Cahit Kayra, hayat duvarını tırmanırken merdiveni hep doğru yerlere koydu. Bunun bir özetini iki gün önceki Cumhuriyet’te Alev Coşkun, “Bilge insan Cahit Kayra’yı yitirdik” başlığıyla ne güzel anlattı.

İDİL BİRET’E PARİS’İN KAPILARINI AÇTIRDI

Cahit Kayra, liseyi 1935’te bitirdi. YTÜ’deki ilk Mülkiye Mektebi’ne girdi, bir yıl burada okuduktan sonra okul Ankara’ya taşındı. 1938’de mezun oldu. İş yaşamı başladı. Bürokrasinin çeşitli kademelerinde çalıştı, Fransa’da ve İsviçre’de görev yaptı. Milletvekili seçildi, bakanlık görevi üstlendi. 1980’de emekli oldu. Emeklilik için “Bir sonbahar akşamı gibidir ve sonbaharda yaşanır” dedi. Cevdet Kudret ve Mina Urgan’ın desteğiyle yazmaya başladı, başardı. Öykü, deneme, inceleme - araştırma ve anı kitaplarıyla yazı dünyasında da iz bıraktı, yaşadığı döneme ışık tuttu.

Bürokratlık döneminde, yurtdışında görev yaparken, çok yoğun yaşam trafiğinde İdil Biret’e 1965’te Paris’te iki konser verme olanağı sağladı.

Bu konserlerden birinde ünlü şair Paul Valery’nin oğlu Fransız Büyükelçisi François Valery’nin, İdil Biret’i dinlerken gözleri yaşardı.

Mülkiyelilerin birbirlerine ve Türkiye’ye bağlılığı, fedakârlığı büyüktür. Bunun için Mülkiyeliler, “Önce Türkiye sonra Mülkiye” derler. Sanırım bu söz en çok Cahit Kayra’ya yakıştı.

Cahit Kayra, toplum için çok verimli çalışmalar ortaya koydu. Güzel ve uzun yaşadı. Türkiye’yi de hep yüreğinde taşıdı. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Gülmek yaşamaktır! 11 Mart 2021