Hikmet Altınkaynak

Milli Eğitim Şûrası ve ders kitapları...

21 Ekim 2021 Perşembe

Eğitim, bir toplumun devamlılığını sağlayan en temel kurumlardan biridir. Bu nedenle uygulanacak eğitim politikaları ulusal, bilimsel olmak zorundadır. Bu politikalar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) en yüksek danışma kurulu olan Milli Eğitim Şûrası’nda saptanır. 

Mustafa Kemal’in eğitime verdiği önem gereği MEB, Milli Mücadele döneminde, savaşta bile Bilim Kurulu (Heyeti İlmiye) oluşturdu. Toplantılar yaptı, eğitim politikaları saptadı, uyguladı.

Bilim Kurulu’ndan (1921 - 1926) sonra bu görevi Milli Eğitim Şûrası üstlendi. İlk şûra, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel döneminde 1939’da toplandı. Yasa gereği dört yılda bir toplanması gerekirken, şimdi yedi yıl aradan sonra “Eğitimde Fırsat Eşitliği” ana temasıyla 1 - 3 Aralık 2021 tarihinde toplanacak.

EĞİTİM PAYDAŞLARINDAN GÖRÜŞ BEKLENİYOR

MEB internet sitesinde yer alan şu notu paylaşmak istiyorum: “1-3 Aralık’ta toplanacak Milli Eğitim Şûrası’na yönelik gündem konularıyla ilgili eğitim paydaşlarından görüşleri alınacak. Şûra konularıyla ilgili tespit, öneri, talep ve görüşler,  https://sura.meb.gov.tr/gorus/ internet adresinden Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na gönderilebilecek.”

Aslında bu önerileri istemek, olması gereken bir yol. Ama bunlar alınıp çöpe atılmamalı, değerlendirilmeli, özellikle de tarikatlarla, onların vakıf ve dernekleriyle kesinlikle işbirliği yapılmamalı, çağdaş eğitimden asla uzaklaşılmamalıdır.

Şûraya katılma isteği olan bu mesleğin örgütleri, sendikaları, konunun uzmanları, eğitimciler, görüşlerini toplumun bilgisine sunmalıdır. Bugüne kadar ağırlıklı olarak 5 - 6 gün süren şûra, şimdi yalnızca üç günle sınırlandırılmış. Bu üç gün başlıkları konuşmaya yeter. Bilimsel karar almaya yetmez. Oysa 1939’da 13 gün toplanmış, sonraki yıllarda, 9, 8, 9, 11 gün olarak sürmüştür. 

Eğitim, bireysel olduğu kadar toplumsaldır. Bu nedenle toplumun tümünü ilgilendirir. Tüm bireyler, eğitimin paydaşıdır. Toplumun cahil kalması, toplumun karanlıkta yaşaması demektir.

YENİ DERS KİTAPLARI YÖNETMELİĞİ

Geçen hafta, 14.10.2021 günlü 31628 sayılı Resmi Gazete’de yeni Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği yayımlandı. 12/9/2012 tarihli eski yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Ondan önceki de 2005 tarihliydi. Yani her değişen bakan, yeni kurallar getirdi!? 

Tüm değişiklikleri değil, yalnızca ders kitaplarını inceletme ücretini irdelemek istiyorum. Bu ücret 14. maddede anlatılıyor. Devlet memuru maaş katsayısına göre düzenlenmiş, göstergeler saptanmış. Yürürlükteki katsayıyı göstergelerle çarpınca inceleme ücreti çıkıyor. 

Örneğin taslak ilkokul ders kitaplarınızı inceletecekseniz, her biri için yuvarlak olarak 25 bin, ortaokul 30 bin, lise 35 bin TL ödeyeceksiniz. Takım olursa, bu ücret yüzde 25 daha artıyor. 

MEB de bu kitapları incelettiği uzmanlarına yaklaşık 1800 TL ödüyor. 

Diyelim ki ilkokul Türkçe ( 4+4+4 sistemine göre ilkokul dört sınıf) kitaplarını yazdınız: 25.000x4=100.000. 25.000+100.000= 125.000 TL ödemeniz gerekiyor. 

Bakanlık da konunun uzmanlarına bu kitapları 1.800x4=7.200 TL’ye okutup kararını veriyor (mu?).

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözüyle bu devletin temelinin kültür olduğunu vurguluyordu. MEB’e ders kitabı kazandıracak yazarın desteklenmesi gerekirken, yazdığı kitabı inceleme adı altında, astronomik ücretler istemek, MEB’e yakışır mı? MEB’in savunduğu “Eğitimde Fırsat Eşitliği” bu mu?

Demek ki eğitimde fırsat eşitsizliği daha eğitimin en temel araçlarından biri olan ders kitaplarının yazımında/seçiminde başlıyor. Bu astronomik ücreti kim ödeyip de bu yarışmaya katılır ki! Herhalde kendine ders kitabı seçilecek garantisi verilen yayınevi ya da yazar! Değilse, ülke eğitimi, aydınlık bir Türkiye için kafa yorup emek ve zaman harcayıp ders kitabının en güzelini yazmak isteyen yazara, neden engel olsun! MEB’in eğitimde fırsat eşitliğinden anladığı yoksa bu mu!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları