Hangi özerklik?

04 Mayıs 2015 Pazartesi

HDP’nin seçim bildirgesi, “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan şerhlerin kaldırılması ve ilgili ek maddelerin imzalanması” vaadini öngörüyor.
HDP’nin “özerklik”ten ne anladığına gelince... Bildirgedeki, şu tümceden bir çıkarım yapabiliriz:
“Özerklik modellerinin ve kendi kendilerini yerinden ve yerelden yönetmelerine olanak sağlayacak demokratik yönetim biçimlerinin geliştirilmesi ve yaşam bulması için gerekli adımlar atılacak. Demokratik özerklik, halkların yönetim ve karar süreçlerine katılımının sağlanması için hayata geçirilecek.”
“Demokratik Toplum Kongresi” toplantılarında alınan kararlara da bakılırsa, HDP, “özerkliği” vergi toplamadan tutun silahlı güç oluşturmaya değin “bölgesel özerklik” olarak dillendiriyor.
Oysa, Prof. Dr. Ruşen Keleş, HDP bildirgesinde vurgu yapılan, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki “özerk”liğin “bağımsız”lık anlamına gelmediğini açık seçik dile getiriyor. Keleş’e göre, devletin yerel ve ulusal çıkarlar arasında uyum ve eşgüdüm sağlamak amacıyla yerel yönetimler üzerinde bir yönetsel denetim ve gözetim uygulamasında zorunluluk var.
AB şartı, işte uygulanacak bu gözetim ve denetimin, yalnızca karar, eylem ve işlemler üzerinde “hukuka uygunluk” yönünden olmasına olanak tanıyor. AB şartındaki “özerklik” ile HDP’nin dillendirdiği “özerklik” aynı şeyler değil. Prof. Keleş, AB şartındaki özerkliğin ne anlama geldiğini şöyle özetliyor:
“Kamuoyunda zaman zaman yer alan ve söz konusu çekincelerin kalkmasını, ülkemizde bölgesel özerklik beklentilerinin ön koşulu olarak algılama eğiliminde olanlar yanlış beklenti içindedirler. Çünkü, Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, yerel yönetimlerin yönetsel ve mali anlamda özerk kılınmaları amacıyla çıkarılmış bir uluslararası sözleşmedir. Bu belgenin, bölgeler halkının siyasal anlamda özerk duruma getirilmesi gibi bir amacı yoktur. Zaten Avrupa Konseyi’nin bu tür belgelerinden hiçbirinde, devletleri, devlet biçimlerini üniter olmaktan çıkarıp federal niteliğe dönüştürmeleri yönünde bir baskı ve yönlendirme yoktur. Konsey’in 1990’lı yıllardan beri hazırlıklarını yürüttüğü, Yerel Özerklik Şartı’na koşut bir Bölgesel Yönetimler Özerklik Şartı hazırlama girişimleri başarıya ulaşamamıştır.”
Prof. Keleş, başta İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya olmak üzere birçok ülkenin “bölge yönetimlerinin özerkliği” kapsamı ve sınırları konusunda duraksamaları olduğunun da altını çiziyor. Nedenini de açıklıyor:
“Atmış oldukları bütün demokratik adımlara karşın, bu konuyu, ulusal birlik ve toprak bütünlükleri açısından ‘riskli’ bir alan olarak görmekte oldukları açıktır.”

Serbestlik
Gözümüz aydın olsun! Gelecek yıl, enerjide “serbest tüketici” olacağız.
“Neremiz serbest olacak” sorusunun yanıtını, eski Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Kemal Ulusaler’e bırakalım:
“Kapınızı bir yığın tedarikçi çalmaya başlayacak. Cep telefonlarınız aracılığıyla tacizler başlayacak. Posta kutularınıza broşürler akacak. E-mail adresleriniz ‘cazip teklifler’ ile bombalanacak. Şaşıracak, cazip tekliflerle tedarikçiden tedarikçiye dolaşacaksınız. Her değişimde cüzdanınız daha da boşalacak.
Öylesine karmaşık bir kaos ortamı doğacak ki, tüketici, yani müşteri şaşkına dönecek.”
2016’ya az kaldı. Yine çarpılacak, serbest şaşkın olacağız.

Halit Çelenk Ödülü
Bu yıl ilk kez verilen Halit Çelenk Hukuk Ödülü’nü, İbrahim Kaboğlu başkanlığındaki “Gezi Hukuki İzleme Grubu” tarafından hazırlanan “Demokratikleşme ve Totaliterleşme Sarkacındaki Türkiye” adlı rapor ile Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafından hazırlanan “Twitter ve YouTube erişim engelleme kararlarının kaldırılması başvuruları”na ilişkin araştırma kazandı.
Ayrıca, doktora öğrencisi Göksu Uğurlu’nun “uluslararası hukuka üçüncü dünya yaklaşımları” adlı yüksek lisans tezi ile SBF araştırma görevlisi Nazile İrem Yeşilyurt’un “İdari yargıda yürütmenin durdurulması ve ivedi yargılama” konulu makalesine de özendirme ödülü verildi.
Ödül töreni yarın 19.00’da Türkiye Barolar Birliği’nin Balgat’taki tesislerinde gerçekleştirilecek.
Tüm Halit Çelenk dostları törene çağrılı...

Taşlama
“Biri Var” adlı taşlama Kasım Şair’den geldi:
“Biri var su başında, düşük omuz, dar şalvar / Dili işlek, eli tez, ağzı yalan yuvası
Biri var, ışığımızı kırıyor kör sözlerle / Elleri kapımızın çengelinde / Bekliyor, içeri karanlık üflemek için
Biri var, tek heceli bir sözcük gibi bakıyor / Sırıtınca / Tüylü bir çukur açılıyor yüzünde
Biri var, kan grubu sıfır eraş..ihtiras! / Yaka paça ülkemle...”

Ak kaşık
Bir yanda, Osmanlı’yı Ortadoğu petrolü için savaşa sokmuş Almanya...
Öte yanda, Taşnakçıları Osmanlı’ya karşı savaşa süren Rusya...
100 yıl sonra “Soykırımcısınız siz” dediler, sıyrıldılar işin içinden...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Atatürkçüler Ayakta 24 Temmuz 2021
Neye, Ne Denir? 17 Temmuz 2021
Büyük Tüccar 10 Temmuz 2021
Milli Güvenlik Sorunu 26 Haziran 2021