Sandıktan Çıkacak Olan Vezir

27 Nisan 2015 Pazartesi

Küreselleşme çağında demokrasi diyerek kutsanan şeyin ne olduğunu biliyoruz.
Irak’ta gördük, bu çağda demokrasinin ne anlama geldiğini. Topla, tüfekle bütüncül, laik bir devlet şu anda paramparça, mezhep, cemaat, soy sop kavgaları içinde çırpınıyor.
Demokrasi, Türkiye’de de epeydir oyun içinde oyunlara araç edildi. Büyük sistem, yeni dünya düzeninin oyun masasında, piyonlarını, atlarını, kalelerini, fillerini öne sürmekte çok yetenekli.
AKP’nin iktidara nasıl taşındığını hepimiz çok iyi yaşadık. Kemal Derviş’in önderliğinde yürütülen operasyon ile DSP’nin parçalanması sonucunda Türkiye seçime sürüklendi ve büyük sistemin istemine uygun bir hamle ile Recep Tayyip Erdoğan “şah” yapıldı.
Öyle anlaşılıyor ki, büyük sistem, artık kontrol edilemediğine inandığı Recep Tayyip Erdoğan’ı bu kez veziri ile sıkıştıracak.
AKP’den henüz tam anlamıyla vazgeçilmedi. Bu nedenle birinci parti olmaya devam edecek. Bir koşulla: Erdoğan’a “tam yetkili Şahlar Şahı” olma olanağı tanınmayacak.
Büyük sistem, bölgede epeydir kullandığı Kürt hareketini sağa sola, geriye arkaya, her tarafa yönlendirilebilen bir kilit taşı olarak ileri sürüyor bu kez. HDP’ye vezir görevi verildi yani.
Güçsüzleştirilmiş AKP’nin yanına 1923 devrimi ile kurulan Cumhuriyet’i “yeniden” diyerek büyük sisteme uyarlayacak (laik, ulus devlet işine gelmiyor çünkü) HDP konacak.
Baraj geçirtilecek HDP, iktidar ortağı olarak AKP ile birlikte anayasayı değiştirip tam bağımlı, piyasasever, etnikçi, cemaatçi federasyonu kuracak.
Sandık mandık işin makyajı. Sonuç şimdiden belli.

Erzurum Adayından Ders
Avukat Gonca Aytaş, Erzurum’da doğdu, büyüdü. Hukuk okudu, avukat oldu. Memleketi Erzurum’a gönüllü yardım kampanyaları ve dayanışma çalışmaları ile hizmet etti.
Şimdi de milletvekili seçimlerine giriyor. Hem de parti yönetimindekilerin çoğunun seçilecek yerlerden listelere girdiği bir dönemde CHP’nin yıllardır milletvekili çıkaramadığı Erzurum’dan birinci sıradan aday olarak...
“Canımın bir parçası” dediği Erzurum’dan adaylığının gerekçesini şöyle anlatıyor Gonca Aytaş:
“Adaylığım, Erzurum’a can verenlerin ve yeniden can vermek isteyenlerin bir araya gelerek aldığı ortak bir karardır. Bu karar uzun bir soluktur, Palandöken’in tazeliği, Nenehatun’un cesareti kadar keskindir. Erzurum’un geleceğini yeniden kurmak isteyenler ötesine, berisine bakmadan yola çıkanlar olmuştur. Ben de umutlarımızı, heyecanımızı ve geleceğimizi birlikte hep beraber Erzurum’dan kurmak üzere aday oldum.”
Aytaş’ın sözleri, paraşüt aday olmadığını kanıtlıyor.

Hasanoğlan, Yeniden...
Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Ankara Şubesi, 2009’da neredeyse yıkık tarihi eser durumuna gelen Hasanoğlan’daki enstitü binalarını virane olmaktan kurtarmak için ilk adımı attı.
Çoğunluğu üniversite öğrencisi 200’ün üstünde gönüllü, Köy Enstitülerinde olduğu gibi sabahları davulla uyandı; işlikler kurdu, kitaplar okudu, resimler çizdi, dinletiler gerçekleştirdi, belgeseller izledi, tartışmalar yaptı. Bir yandan da kazma ile, kürek ile hurdalıkları temizledi.
Hasanoğlan Çalışma Grubu oluşturuldu. 2010 yılında Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin öncülüğünde yaz okulu düzenlendi. O güne değin yapılmamış Köy Enstitüsü binalarının röleve çalışmaları tamamlandı. Kütüphanedeki 20 bini aşkın kitabın kaydı yapıldı.
YKKED Ankara Şube Başkanı Alper Akçam diyor ki:
“İktidar odaklarının yıldan yıla çoğalttığı baskı ve engellemelerine rağmen hem Hasanoğlan konusundaki atılan o küçük adıma, hem de Köy Enstitülerinin kamuoyundaki algılanışının kazandığı olumluluklara bakıp biraz olsun avunabilmekteyiz.”

Cezalandırılamayan Emniyetçilerin Durumu
AKP diktatörlüğünün yasallaştırılması anlamına da gelen “İç Güvenlik Paketi”nde, polis yasasına bir madde eklenmişti.
Bu maddeye göre; son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten ya da devlet memurluğundan çıkarılması gerekirken ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan emniyet mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığı’na bildirilecekler.
Düşünün, Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre emniyet müdüründen bekçiye değin bu kapsama giren 256 bin 904 kişinin özlük dosyalarına, beş ayrı disiplin kuruluna dağılmış olan soruşturma dosyalarına bir ay gibi bir sürede ulaşılacak!
Bu dosyalar noksansız ve nesnel olarak nasıl incelenecek? Belli değil.
“Ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılmama halini” kim ve nasıl belirleyecek? O da belli değil.
Ceza alması gereken ancak ceza verilemeyenlerin kamu kurum ve kuruluşlarına nakli kimin elinde? İşte o belli: Tümüyle idarenin elinde. Yani, siyasal iktidar istediğini alacak, istediğini satacak.
Torba diye yasa çıkarıp çarşafa dolanmak böyle bir şey işte.  


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020