Unutamıyoruz, Unutmayacağız

05 Aralık 2020 Cumartesi

Kemal Kılıçdaroğlu’na Çubuk’ta uğradığı linç girişimi sırasında yumruk atan Osman Sarıgün, mahkemede “Unuttum, çok zaman geçti” diye ifade vermiş...

Üzerinden zaman geçse de bizim aklımızdan bir türlü çıkmayanları sıralayalım isterseniz:

İktidardakiler, ABD Başkanı Bush ile görüşüp Irak ile birlikte Türkiye’ye de binlerce Amerikan askerinin konuşlanmasını öngören tezkereye “Evet” dedi. Yabancı ülkelerin denetim ve gözetiminde PKK ile pazarlık masasına oturdu. Şehitleri “kelle” diye tanımladı.

Casusluk örgütü Fethullahçılar ile koalisyon ortaklığı yaptı. Türk ordusunun bağımsızlıkçı kadrolarını tasfiye etti, yüzlerce insanı zindanlarda çürüttü.

Devletin en mahrem kozmik odalarındaki bilgilerin yabancı istihbarat örgütlerinin eline geçmesine olanak tanıdı.

Muhalif yurttaş, gazeteci ve yazarları uydurma savlarla soruşturmaya uğrattı, tutukladı.

Geçim sıkıntısını aktaran yurttaşlara “Ananı da al  git”, şiddet gören kadınlara “Onların fıtratında kölelik var” dedi.

Yandaş vakıf yurtlarında çocuklara tecavüz edilmesine göz yumdu.

Grizu patlamasında yaşamlarını yitiren madencilerin ardından “Güzel öldüler” diye şükretti.

Yurdun güzelim dağlarını, taşlarını siyanüre buladı. Hızlı tren diye yola çıkıp yolcuların ölümüne neden oldu.

Geçersiz oylarla rejimi değiştirdi. 

İşsizlik doruğa tırmanırken, yoksulluk artarken, borçlar 7.5 trilyon liraya ulaşırken, damat devletin kasasını tamtakır ederken yandaşların ceplerini doldurdu. Saray üstüne saray dikti, özel uçaklar aldı, ülke toprakları ve değerlerini başta Katarlılar olmak üzere yabancı şeyhlere, para babalarına sattı.

Ulusal bayramları yok saydı, okulları medreseye döndürdü.

Atatürk’e ayyaş, Cumhuriyete reklam arası sözünü uygun buldu.

Bütün bu olup bitenleri...

Linç edilmeye kalkılsak da, cezaevlerine atılsak da, soruşturmalara uğratılsak da, cezalarla terbiye edilmeye çalışılsak da, kazığa oturtulmakla tehdit edilsek de...

Unutamıyoruz, unutmayacağız...

ABD Destekli Askerler...

Selahattin Demirtaş, arkadaşımız Barış Terkoğlu’nun “Demirtaş PKK’nin ya da Kandil’in vitrini mi, yoksa panzehiri mi” sorusunu şöyle yanıtlamış:

Ben PKK üyesi veya yöneticisi olsaydım, bunu en azından mahkemede asla gizlemezdim. HDP dışındaki hiçbir örgütsel yapıya bağlı ya da tabi değilim.

Demirtaş’ın kendisini PKK ile ilişkilendirmemeye özen göstermesi önemlidir.

Terör örgütü PKK, yıllarca Kürtlerin bağımsızlığı için savaştığı propagandasına yaslanmıştır. Oysa, geçmişte bölgede yaşanan birçok kalkışmadaki gibi PKK de dünya sömürgecilerinin çıkarlarını gerçekleştirmek için toplumların üzerine kin tohumları savurarak kullandıkları bir örgüttür.

Bunun en önemli kanıtı, ABD Başkanlığı’na seçilen Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’na getirileceği açıklanan Jake Sullivan’ın 2018’de Politico’da yayımlanan makalesidir. Sullivan, PKK/PYD unsurlarını makalesinde şöyle nitelemiştir: 

ABD destekli Kürt askerleri.


İşte bu kadar...

Liyakat

Ordu üzerinden süren siyasi tartışmalara “milli, manevi, mesleki değerlere halel getirmeden” çalıştıklarını anlatarak katılan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı’yken ABD liyakat madalyası almıştı. 

Sözlük anlamıyla layık olmuş, yaraşır olmuş ki Amerikalılar o madalyayı göğsüne takmışlar...



Yazarın Son Yazıları

Ördek Hüsnü 9 Ocak 2021
Alanım Ekonomi 2 Ocak 2021
Önümüz Bahardır 26 Aralık 2020
AB - AKP Ortaklığı 12 Aralık 2020
Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020