Alacakaranlık bir siyasal ısınma..

18 Haziran 2020 Perşembe

Erdoğan-Bahçeli görüşmeleri genellikle siyasal iklimin ısınmasına neden olmuştur. Dün öğleden sonra bir saat kadar görüşüp herhangi bir açıklama yapmadan ayrıldılar. 27 Şubat’tan sonra ilk kez bir araya gelen kader ortaklarının gündeminde pek çok konu var.

Kıdem tazminatının dipsiz fon kuyusuna devredilmesine MHP’nin ne dediği net değil. Dileriz aklın yoluna gelmişlerdir; “Halk can derdinde, biz fon derdine düşmeyelim” demişlerdir.

Terörle mücadele için sınır ötesi operasyonlar ve Libya gündemin canlı konuları. Herhangi bir görüş ayrılığı içinde olmaları beklenmez. İktidarın dört atlısı Çavuşoğlu, Albayrak, Fidan ve Kalın Libya’ya gitti.

Mayıs ortasında Bahçeli’nin ortaya atıp bıraktığı siyasal gündem şu:

Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik.

Bu yasalar, iktidarlar tarafından “demokratikleşme” özlemleriyle değil, gelecek seçimleri kaybetme telaşı, muhalefet partilerinin önünü kesme arayışı ve alınacak muhtemel oyla en fazla milletvekili çıkarma gayreti ile değiştirilir.

Rahmetli Turgut Özal 6 yıllık başbakanlığı döneminde Seçim Yasası’yla 14 kez oynamıştı. “En az oyla en çok vekil çıkarmayı” kafasına koyan Özal, seçim bölgelerini milimetrik hesaplarla böler toplardı!

***

AKP-MHP iktidarının seçim yasalarıyla oynama girişimleri de yukarıda sıraladığımız üç maddenin içine giriyor. “Koalisyonlar dönemi kapanıyor” diye yaptıkları anayasa değişikliğinden sonraki ilk seçimde, fiilen koalisyon yapmak durumunda kalınca ittifaklar yasasını çıkarmışlardı. Sadece kendilerinin ittifak yapacağını düşündüler ama CHP de başka bir kurguyla karşılarına çıktı.

Bugünden görünen tablo, kamuoyu yoklamaları, önümüzdeki seçimlerde de ittifakın şart olduğunu gösteriyor. AKP-MHP şu arayışta:

İttifak yasasında öyle bir değişiklik yapalım ki bizim işimize yarasın, Millet İttifakı’nı çelmelesin!

Zira Millet İttifakı’nın genişleme olasılığı var. DEVA ve Gelecek Partisi, Erdoğan’ın muhatap olmak durumunda kaldığı bir toplumsal kabule ulaştı. İttifak yasasının sadece AKP-MHP’ye yarayacağı düşünülen taslaklardan biri şu:

İttifak yapacak partilerin oy oranının en az yüzde 5 olması gerekir!

Bu düzenlemenin amacı, Babacan’la Davutoğlu’nu seçim sahasının dışına sürme girişiminden başka bir şey değil. Nasıl 2018’deki düzenlemeler muhalefete de yaramışsa, burada da benzeri olabilir.

Bu çalışma ilerlerse dünya siyasi tarihine oynar barajlı seçim sistemi armağan edebiliriz; ittifak barajı yüzde 5, ülke barajı yüzde 10, iktidar barajı yüzde 50!

***

AKP kendisini iktidarda tutmak için kafa yormanın yanında “muhalefeti dizayn emek” için de çaba harcıyor. Belki ikinci şık daha etkin. Zira özellikle ekonomideki durumun açıklanması zor. TÜİK’in rakamları tersyüz etmesi, makyajlaması, budaması da kâr etmiyor!

En iyisi ekonominin, gerçek gündem konularının konuşulmayacağı biçimde siyaset kazanını kaynatmak.

Şu gerçek herkesin bildiği bir sır:

AKP’nin eli, devlet eli dahil her yöntemle bütün partilerin içinde.

Ancak şu aşamada bu tür yöntemlerle sonuç alamıyorlar.

İYİ Parti’den milletvekili koparma girişimlerinin akordu bozuldu; koptuktan sonra nereye yönlendirilecekleri belli olmayınca plan dağıldı.

CHP’nin içinden-çevresinden iktidarı mutlu edecek sesler yükselmiyor.

HDP’yi CHP ile çatıştırsalar mı barıştırsalar mı, bilemediler. Biraz yanaşık tutsalar İYİ Parti’ye dönüp “Bu cehaape ile ne işin var” diyecekler. Biraz çatıştırsalar, Kürt kökenli seçmenlerin oylarını yanlarına çekecekler. Ama olmuyor... Öcalan’la devletin görüşmelerinden de HDP’yi bölecek bir sonuç çıkmıyor.

Ortamı daha da germek çare olabilir mi?

Bu iktidar oyunlarına karşı muhalefette daha sinik bir gidiş var. Bu sinikliğin toplumda “seçenek yok” duygusu yaratma tehlikesi var. Ancak Erdoğan da bu sinikliği kendisi açısından hayra yormuyor.

Alacakaranlık bir siyasal ısınma!


Yazarın Son Yazıları

CHP’nin İnce-ldiği yer! 6 Ağustos 2020
Umutlu olma suçu! 28 Temmuz 2020
Düş politika… 21 Temmuz 2020