Dün bu köşenin başlığı şöyleydi:
“Ne İsa’ya Ne Musa’ya... Ne de Hz. Muhammed’e!”
Bu gözlemimize haklılık kazandıran bir dizi gelişmeyi de gündeme getirmiştik. Ancak dünkü yayın organlarında yer alan haberler konuyu yeniden gündeme taşımamızı kaçınılmaz kıldı.
Yine sırayı bozmayalım; Batı’dan başlayalım...
Türkiye’yle çok yakından ilgilenen yayın organlarından The Economist “en moda slogan” olarak şunu seçmiş:
Doing an Erdoğan!
Türkçesi:
Erdoğan’lık yapmak!
AKP’li kardeşlerimiz bunu alıp hemen şöyle de yorumlayabilirler:
“Ne var bunda? Erdoğan’lık yapmak demek, Erdoğan gibi sana yönelik bir sözel saldırı olduğunda anında yanıt vermek, demektir. Altında başka bir şey aramayın.”
Ama dergi bu deyimin anlamını da yayımlamış:“Öfke nöbeti geçirmenin Davosçası.”
Okyanus ötesindeki havaysa parçalı bulutlu. Haberlere göre, ABD ikiye bölünmüş:
Erdoğan’ın çıkışı Türkiye-İsrail ilişkilerini bozar diyenler, bozmaz diyenler!
Sonuçta ne olmuş?
İsrail-Filistin sorununun yerini neredeyse İsrail-Türkiye sorunu almış!
***
İsrail sokakları nasıl?
Dün Hürriyet’te Metehan Demir’in haberi durumu özetliyordu. Tatil için ilk Antalya’yı düşünen İsraillilerin tercihleri değişmeye başlamış.
İşte Tel Aviv sokaklarından sesler:
“Bu hafta sonu Antalya’ya gidecektik, iptal ettik. Oysa biz Türkiye’ye alışmıştık.”
“Antalya sokaklarında insanların İsraillilere hakarete varan sözler söylediğini duyuyoruz. Oysa Türkler bize en yakın insanlardı.”
“Türkiye’de tanıdığımız insanlara danışıyoruz; bize, gelmeyin diyorlar...”
Turizm en kırılgan sektörlerden biridir. Antalya’da bir bidonun içine ses bombası konulsa; o ses, Berlin’den, Londra’dan, Moskova’dan duyulur! Rezervasyon iptalleri başlar.
Görünen o ki; Erdoğan’ın sözleri bu tür olumsuzluklardan çok daha ileri etki yapmış.
Siyasi-ekonomik ilişkiler günün gerçeklerine göre dalgalanabilir, iner çıkar. Ancak sokaktaki eğilimi kısa sürede ortadan kaldıramazsınız. Erdoğan, “Ben Musevi vatandaşlarıma yönelik bir olumsuzluğu da kesinlikle reddederim” dese de, doğan zararı gidermesi zor.
***
Geçelim İslam dünyasına...
Arap Birliği üyesi 8 ülkenin dışişleri bakanları Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de bir araya geldi. Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün’ün de aralarında bulunduğu bu ülkelerin kamoyuna duyurdukları bildirinin çarpıcı tümcesini aktaralım:“Arap olmayan tarafların, Arap ülkelerindeki gelişmelere, yıkıcı bir şekilde karışmasından rahatsızlık duyuyoruz.”
Bir tümcede her şeyi özetlemişler!
Arap dünyası Arap ülkelerini ilgilendirir, diyorlar...
Müslüman bile olsa Arap olmayanların kendi içişlerine karışmaması gerektiğini söylüyorlar...
Bu alanda yapılanları yıkıcı buluyorlar...
İşte tablo...
Bunun neresi Davos zaferi?
Bunun neresi dünya liderliği?
Filistin, Hamas’tan ibaret değil! Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas dün Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Hans Gert Pöttering ile görüşmesinde, önümüzdeki dönem kilit rolü Mısır’ın oynayacağını açıkladı. Soru üzerine, Türkiye’ye de değindi; şöyle dedi:
“Türkiye’nin İsrail-Suriye ilişkilerinde arabulucu rolünü olumlu buluyoruz!”
İşte size Davos zaferinin 3 meyvesi!
ankcum@cumhuriyet.com.tr