İstanbul’un t-aksi sorunları!

28 Haziran 2020 Pazar

Dünyanın neresine giderseniz Türkiye deyince ilk akla gelen şehir, İstanbul’dur.

Kahire’nin buluşma merkezlerinden Han Halil’de Necip Mahfuz Kahvesi’nde çayınızı içerken, tanıştığınız kişi İstanbul’un yarısıyla akrabaymış gibi konuşur.

Fas’ın Kazablanka kentinde aynı adı taşıyan filmin sahneleriyle dolu bardaki Türkiye kökenli piyanist dünyanın 20’den fazla şehrinde çalışmıştır ama “bir gün mutlaka İstanbul” der.

Yemen’in başkenti Sana’da, keyif veren gat bitkisinin yapraklarını çiğnerken seslenirler; “şimdi hayalinde İstanbul’u göreceksin!

Moskova’da Türk olduğunuzu anlayan restoran sahibi, “İstanbul kebaap” diye gülümseyip o kadar güzel bir lezzet sunamayacağını anlatır.

Balkanlar’da Türkiye’nin neresinden söz edeceklerse; ilk, oranın İstanbul’a uzaklığını söylerler.

Sidney’de “Gallipoli”, sadece tarihin değil, bugünün de parçasıdır. Kitabevlerinde Çanakkale Savaşları’nın ayrı rafı vardır; bir de İstanbul kitaplarının...

***

Yazı aramızda 80 ülke 500 şehir gezdim, pek çoğunda İstanbul ayrı bir konu oldu.

Bu dünya şehrini koruyabiliyor muyuz? Yaşamı, yolculuğu dünya standartlarına taşıyabiliyor muyuz?

İstanbul’un bütün yönlerinin konu edildiği bir hafta yaşadık.

Yine bir sel baskını ve can kaybı. 2009 Eylülü’nde 31 kişinin ölümüyle sonuçlanan sel felaketi keşke ders olsaydı. İstanbul’un yüzde 60’ı kaçak. Buna çözüm olarak 2018’de kaçak yapıları para karşılığı affedip, tapu belgesi vermeyi buldular!

Tüm Türkiye’de 15 milyondan fazla kaçak yapıyı, katı, apartmanı affedip muhalif yazarlara “evlerinin çatısında fazla kiremit var”, “bahçe duvarı biraz ileri olmuş” gibi haberlerle saldırmak da işin cabası.

Fatih Sultan Mehmet’in tablosunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bu şehre kazandırılması ise bunca felaket haberlerinin arasında, yıkılan binanın altından canlı çıkarılan bir insana bakar gibi sevindirdi herkesi.

İstanbul’un ana sorunu ise trafik. Zaten büyük kentlerimizin trafik sorununu çözen ömürlük başkan olur, sonrasında nereyi hedefliyorsa kazanır. Araştırmalara göre haftada beş gün işe giden bir İstanbullu, 9 saatini trafikte geçiriyor.

Son olarak taksi sistemi gündemde.

İstanbul’un nüfusu 16 milyon, taksi 17 bin 395. Bin kişiye düşen taksi 1.1. Raylı sistem uzunluğu 233 km.

Paris’in nüfusu 11 milyon, taksi 29 bin 279. Bin kişiye düşen taksi 2.6. Raylı sistem 394 km.

Mexico City’nin nüfusu 22 milyon, taksi 80 bin. Bin kişiye düşen taksi 3.7.

Berlin’in nüfusu 3.7 milyon. Taksi 7 bin 600. Bin kişiye düşen taksi 2.1. Raylı sistem 666 km.

Londra’nın nüfusu 9 milyon. Taksi 20 bin 136. Bin kişiye düşen taksi 2.3. Raylı sistem 402 km.

Tablo ortada... İstanbul yıllar içinde ulaşımda sınıfta kalmış.

İstanbul’daki taksi sistemi pek çok aracının olduğu bir yapı. 100 liralık taksi yolculuğunun 28 lirası taksi sahibine, 4 lirası galeriye, 17 lirası kiracıya, 26 lirası gece-gündüz iki şoföre, 25 lirası yakıt ve diğer harcamalara gidiyor.

***

İstanbul seçimlerinin yenilenişinin yıldönümü 23 Haziran’da, intikam alır gibi CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında hüküm kesinleştirme harekâtı yapılmasını hafta içi işlemiştik.

Ekrem İmamoğlu biriken sorunların, alışılmış rantların üzerine başkan oldu. Belediye Meclisi’nde azınlık, Ankara’daki AKP iktidarı da başlıca engeli... Birinci yılın sonunda her şeye karşın sorunların üstesinden gelme iradesini ortaya koydu.

Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen, Hatay’da Lütfü Savaş, başta Belediye Meclisi’nde azınlık iken sonraki dönemde halk orada da çoğunluğu başkanlara verdi.

İmamoğlu, birinci dönemin sonunda halk katında “başkan sorunları çözüyor” algısı yaratırsa, sonraki dönem seçmen Meclis gücünü de verecektir.

Başarı hikâyesi o gün tamam olur.

Bu başarıya sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin ihtiyacı var.


Yazarın Son Yazıları