Çocuk gelin gerçeği
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Çocuk gelin gerçeği

21.11.2015 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Osmanlı’dan bu yana toplumumuzda hasıl olan ve hukukta, eğitimde, sanatta, kadın- erkek ilişkilerinde, toplumsal hayatta, siyasette vb. bir sürü alanda kendini gösteren bir sorunlar yumağı söz konusudur.

 

Bir yanda tarihten bu yana feodal ve ataerkil bir yapıdan beslenen ve bu şekilde kişiliklerimizin oluşmasını sağlayan, hukuk, eğitim ve bilim gibi elzem oluşumları batıdan ikame eden, bugün hâlâ feodal ve ataerkil yapının pençesine düştüğümüz toplumsal sistemimiz var. Diğer tarafta kilisenin karanlık duvarlarını aşamalı olarak yıkmış, haçlı seferleriyle ve bizden edindiği bilgilerle kendi sosyal yapılarını olumlu yöne doğru değiştirmeyi başarmış, tek egemen güç olan imparatorlukları yıkmış, ne kadar eleştirilse de kadına bizden daha fazla değer vermiş olan batı sistemi.

Erkek egemenliği
Feodal ve ataerkil yapı maalesef bizim toplumsal yapımızda yıkılamamış ve çağın gerektirdiklerini tam olarak kavrayamayan, özümseyemeyen ve bunun bedellerini hem kendi cinslerine hemde karşı cinslerine fena halde ödeten bir erkek egemen yapısı oluşmuştur.
Senelerdir gündemimizin hep üst sıralarında yer alan küçük gelinler konusu tam da bu erkek egemen yapıya çok iyi bir örnektir. Daha yavaş yavaş muhakeme yeteneği gelişmeye başlamış ve çocukluktan yetişkinliğe giden yolda çok önemli bir süreç olan ergenlik çağında, kız çocuklarımız gelenek-göreneklerden, din faktöründen ve en önemlisi ataerkil yapıdan dolayı kendinden yaşça büyük kişilerle evlendirilmektedir. Kendini düşünsel olarak geliştirememiş, belli dar kalıplar içinde sıkışmış olan ebeveynler, özellikle babalar, bazen kendi çıkarları uğruna, bazen de töre gereği kız çocuklarını kendi rızaları olmadan aile kurmaları için zorlamışlardır. Bunun sonucunda zorla evlendirilen kız çocukları eğitim, oyun ve hayatı keşfetme gibi alanlar ile uğraşacağına bunun yerine kendisinin seçmediği, sevmediği bir kişiye hizmet etmek zorunda bırakılmaktadır.

Suçlu kim?
Aslında sadece suçu ebeveynlere yüklemek ve bu işin sorumlularının onlar olduğunu söylemek hem kolaycılığa kaçmamızı sağlar hem de haksızlık etmiş oluruz. Anne-babanın ne kadar suçu var ise maalesef bu yapının süreklilik göstermesinde bizim ve iktidarların da rolü var.
Bu rollere, Osmanlı’dan bu yana bize etki etmiş olan kulluk anlayışı ve güce tapınma olgularını da örnek verebiliriz. 1980 darbesinden sonra doğmuş olan, apolitik yetişen ve bu sayede cesareti kırılmış, sosyal olaylara müdahil olmak istemeyen gençleri de örnek verebiliriz.

Neler yapılabilir?
Peki atılacak adımlar nelerdir diye düşünsek? Öncelikle çocukların eğitimi ve gelişimi için yapboz bir eğitim sistemi değil de kalıcı ve hatta başka ülkelere de model olabilecek bir eğitim yapısı oluşturmak, göstermelik planlar yerine kalıcı bir eğitim sistemini hayata geçirmek ve kız çocuklarının eğitim alamamasındaki problemleri iyi tespit edip bunun üzerine cesaret ile gitmek bu yapının kırılmasında etkili adımlar olabilir.
Devletin, hem çocuklar üzerinde maddi ve manevi desteğini sağlaması hem de ailelerin bu konularda bilinçlendirilmesi için seminerler, psikolojik yardımlar sağlanması da bu yapıya çözüm getirilmesi açısından çok önemlidir.
Bu konunun daha sağlıklı ve daha kolay anlatılması için “sanat” mutlaka kullanılmalı, çocuk gelinler ile ilgili daha fazla içeriği zengin olan filmler, kamu spotları çekilmeli ve özellikle bu sorunun yaşandığı bölgelerde ücretsiz bir şekilde gösterimi yapılmalıdır.

SERDAR URAZ
Gazeteci

                                                                                                              

 

ABD-Küba yakınlaşması

10 Ekim 2015 tarihinde, Ankara’da Türkiye’nin en büyük terör saldırısı gerçekleşti ve barış diye haykıran, silahsız, sivil insanlar katledildi. Türkiye’nin üzerine donuk, gri, kurşun gibi ağır bir hava çökmüşken terörden on yıllar boyunca dert çekmiş, barışın, mutluluğun ve onurun ülkesi Küba, başına gelen bütün terör belasının baş sorumlusu ABD ile kemikleşmiş sorunlarının konuşulması ve çözümü için bir süreç başlattı.

 

Aralık 2014’te ABD-Küba politik ilişkileri açısından tarihi bir gelişme oldu. Obama ve Küba Devlet Başkanı Raul Castro tarafından yapılan eşzamanlı açıklamalar, Latin Amerika’daki diğer hükümetler ve başlıca Amerikan şirketleri tarafından dönüm noktası olarak adlandırılmıştı.
Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff, ABD-Küba diplomatik ilişkilerinin yeniden açılmasını, adanın ABD başkenti tarafından yeni olanaklara doğru yol almasını “müthiş bir ilerleme” olarak adlandırdı. ABD’nin yaptırımları yüzünden ekonomisi sıkıntı içinde olan Venezüella Devlet Başkanı Maduro, yapılanları, Obama’nın cesaret verici, tarihi bir jesti olarak tanımladı.
ABD’nin ciddi ekonomi gazetesi “Wall Street Journal”, General Motors’dan Cargill’e ve mobilya devi Ethan Allen’a kadar büyük ABD şirketleri Beyaz Saray’ın bu girişimini, diplomasiyi geri getirmesini, 50 yıllık ambargonun sökülüp atılması için gösterilen çabaları alkışladıklarını duyurdu.

Karara etki
ABD’nin bu girişimine ve Obama’nın bu kararına etki edenler arasında, ABD Ticaret Odası ve Amerikan Üretici Dernekleri de vardır. Bu iki kurumun Küba ticaret piyasasına girmek için yaptıkları baskılar konuyu buraya kadar taşımıştır. Uzun yıllar önce adayı ziyaret eden bir senatör, “Eğer ambargoyu kaldırmayıp, ada ile ticaret yapmazsak, Küba’yı nasıl kapitalist yaparız ki” diyerek sanki bugünlerin habercisi olmuştur. Adaya gelecek ABD dolarları, Küba Devrimi’nin reformlarını hızlandırabilir ama aynı zamanda turizm kaynaklı, gelir farklılıklarını da arttırabilir.
Medya tartışmaları ile sadece Latin Amerika değil, dünyada kibütün işçi sınıfının da yakından izlediği bu yakınlaşma süreci kimilerince devrimin ana ekseni ve kaynağı olan “Castroizm”i de zayıflatabilir. İki ülke arasındaki yakınlaşma, sosyal eşitsizliği arttırabilir, sınıflar arası açının artmasıyla gerginlikler olabilir, karşı- devrimci hareketlerin adadaki hareketleri da artabilir. Bunlar olasılık dahilinde.
Panama’da Nisan 2015’te yapılan Amerika Kıtası Devletler Toplantısı’nda, iki lider bu defa yüz yüze bir araya geldiler, el sıkıştılar. Obama, 60 yıldır hiç bir ABD başkanının denemediğini deneyerek, ideolojileri unutup başka bir yönden Küba’ya el uzatıyor. Tıpkı İran’a yaptığı gibi. Kullandığı ifade “Benim daha doğmadığım dönemden kalan bir problemi daha fazla devam ettiremem.”
Raul’un da ilişkilerin normalleşmesi için, Obama’dan isteği ablukanın kalkması, Küba’nın Terörist Ülkeler Listesi’nden çıkartılması. Bu kararlar Temsilciler Meclisi’nde alınacak kararlar ki, “Derin ABD” ve “Miami’deki Karşı Devrimci”lerin defans yapacağı da ortada. Küba’daki yönetim biçimini hâlâ diktatörlük olarak adlandıran geniş bir ABD’li bürokrat kesimi mevcut.

Tutarlılık önemli
Söylenenler ile yapılanların tutarlı da olması gerekiyor. Mesela bu görüşmeler yapılırken, ABD ve Küba delegasyonlarının toplantılarında, ABD tarafında, Che’nin katili Felix Rodriguez, delegasyonda görevli olarak ortaya çıkıyor.
Raul, Obama’yı “dürüst” olarak tanımlasa da, ABD başkanının bu görüntüsü ABD-Küba ilişkilerini kurtarmaya yetmez. Temsilciler Meclisi’nde ilişkilerin gerginliğinden nemalananlar çoğunluktadır. Bunların çoğunluğu devrim sonrası adadan kaçan, geride bıraktıklarını alabileceklerini hayal eden mutlu azınlığın temsilcileridir. ABD-Küba pazarlıklarında bu kitle kendince haklı gördüklerini geri almak için Obama’ya baskı yapabilir.

Obama’nın planı hızlı!
Küba’yı “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkartarak ilk adımı attı. Bu yeni durumun ülkenin üzerindeki ekonomik ve siyasi baskıyı azaltacağı bir kenarda dururken, geçmişte ABD yaptırımlarından korkan uluslararası kurumların da Küba ile işbirliği yapmaya başlaması bekleniyor. ABD Ticaret Sekreteri adayı ziyaret ediyor. Ablukanın zayıflatılmasının, yatırım olanaklarının araştırılmasının ve Serbest Yatırım Bölgesi Mariel’in detaylarının konuşulmasının yolunu yapıyor.
ABD, ideolojik olarak yıkamadığı Küba’da başka denemenin peşinde. Normalleşme adı altında, kemikleşmiş sorunlara el atıyor ama bunun arkasında adaya sermayeyi, popülizmi ve kültürel hegamonyayı yerleştirecek emperyal girişimlerin kapıda beklediği de ortada. Raul bu değişik taktiğin farkında olduğunu, “mücadele bitmedi, yeni araçlarla devam ediyor. Her şeyi tartışamaya niyetliyiz fakat çok sabırlı olmamız gerekiyor” şeklinde özetlemiştir.
Küba, fikir ve ideolojik mücadelesiyle tecrübeli ama karşı tarafın kuzu postuna bürünmüş bir kurt olduğunu da unutmadan, yöntem değiştirdiğini hatırlayarak taktik geliştirecektir; değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu unutmadan.  

CÜNEYT GÖKSU
Gazeteci - Yazar

Yazarın Son Yazıları

Hediye, hata, dönüş... - Hamza Kie

Hiçbir belediye başkanı ya da meclis üyesi yalnızca kara kaşı, kara gözü için transfer edilmez.

Devamını Oku
12.10.2026
‘Ben bir kız çocuğuyum’ - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

“Adım Halime, köyde yaşıyorum, ilkokul bitince ortaokula nereye gideceğim diye düşünüyorum, yatılı ortaokul varmış, keşke babam beni oraya gönderse. Bilmiyorum ki nasıl bir yer!”

Devamını Oku
12.10.2026
Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti mi? - Erol Türk

Devlet, faaliyetlerini yürütmek için birtakım araçlara muhtaçtır.

Devamını Oku
10.10.2026
Mücadeleyi büyütebilmek… - Hüseyin Özkahraman

İstemeye istemeye de olsa Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir siyasi ayrışma ve ayrılıklar yaşandı.

Devamını Oku
10.10.2026
Çürümeye alışmak - Mehmet Utku Şentürk

Şükrü Erbaş birkaç dizeyle bazen sayfalar dolusu sosyoloji metninin anlatamadığını anlatıyor.

Devamını Oku
09.10.2026
Nispi temsil ve geri çağırma hakkı - Yüksel Işık

İlk değildi Cemil Tugay, belki son da olmayacak.

Devamını Oku
09.10.2026
Türkiye, ABD ve ‘stratejik ortaklık’ - Doğu Silahçıoğlu

Türk-ABD ilişkilerinde politik altyapı oluşturmak ve kamuoyu desteği sağlamak amacıyla siyasi çevrelerce sıklıkla “stratejik ortak” tanımı kullanılmaktadır.

Devamını Oku
08.10.2026
Endüstriyel demokrasi - Engin Ünsal

Yurttaşların seçmen olarak ülkenin yönetimine katılmasına siyasal demokrasi, işçilerin sendikaları aracılığı ile işyerlerinde ve ülke çapında ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesine katılmalarına endüstriyel demokrasi diyoruz.

Devamını Oku
08.10.2026
Birlikte yaşamın hukukunu kurmak - Cem Alptekin

Toplumsal yaşamda düşünce, inanç ve dünya görüşü farklılıklarının bulunması yaşamın doğal bir sonucudur.

Devamını Oku
07.10.2026
Bir devrin inceliği: Göksel Arsoy - Aybars Kuday

Bazı sanatçılar, oynadıkları rollerin ötesinde bir dönemin belleğinde yer edinir.

Devamını Oku
07.10.2026
Türkiye’nin Ezopları - Ülkü Sarıtaş

“Türkiye’nin Ezopları”nın sonuncusu İoanna Kuçuradi’ydi.

Devamını Oku
07.10.2026
'İyi ana' İoanna Kuçuradi - Mucize Özünal

İoanna Kuçuradi’nin adını anarken insan olmanın onuru ve sorumluluğunun bilgisiyle insanı insan etmeye adanmış bir ömürden söz etmeliyiz.

Devamını Oku
06.10.2026
İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu - Atilla Can Akarcalı

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrası yurdumuz işgal edilmiş, işgallere karşılık çok geçmeden bölgesel direniş örgütleri kurulmuştu.

Devamını Oku
06.10.2026
Planlı ekonomiden ‘nas ekonomisi’ne - Mehmet Tomanbay

Cumhuriyetle şekillenen ekonomi yönetimi anlayışı; bilimin ve aklın yol göstericiliğinde, kamunun rolünü ve planlamayı önemseyen, güçlü kurumlara ve hukuka dayanan, yaratılan refahın toplum kesimleri arasında adil paylaşılmasını amaçlayan kurumsal bir yapıya dayanıyordu

Devamını Oku
05.10.2026
Londra yeniden Avrupa’ya mı dönüyor? - Göktürk Tüysüzoğlu

İngiltere Başbakanı Andy Burnham geçen temmuz ayında Keir Starmer’ın yerine geçtiğinde Brexit tartışmasının yeniden alevleneceği öngörülebiliyordu.

Devamını Oku
05.10.2026
Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz? - Gülay Ertürk

Yarın 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.

Devamını Oku
03.10.2026
Bir zihniyetin iflası - Ayşe Atalay

Günlerdir tüm Türkiye’yi derinden sarsan fon krizi aslında bir zihniyetin, bir dünya görüşünün iflasıdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Mekke Anlaşması - Cihangir Dumanlı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta Riyad’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması basında ve kamuoyunda gereken ilgiyi görmemiş, yeteri kadar tartışılmamıştır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çocuklar iş cinayetlerinde neden ölüyor? - Özgür Hüseyin Akış

Aslında başlıktaki sorunun kendisi bile başlı başına bir toplumsal itirazdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çin’in silahı: Zaman - Nejat Eslen

Çin’in siyasetini uzun vadeli, küresel jeopolitik vizyonu yönlendirir.

Devamını Oku
01.10.2026
İş kazasının görünmeyen ortakları - Mehmet Altınkaynak

Bir iş kazası olduğunda ilk yaptığımız şey genellikle bir neden aramak oluyor.

Devamını Oku
01.10.2026
Eriyen bütçenin faturası vatandaşa... - Mehmet Özdağ

Bütçe açığının asıl kaynağı halka verilen enerji desteği değil faiz ödemeleridir; çözüm faturaya yeni zam yapmakta değil, enerji verimliliğinde aranmalıdır.

Devamını Oku
30.09.2026
Siyasetin sonu mu? - Utku Yapıcı

Siyasetin sonunun geldiği iddiası, ilk duyduğunuzda kulağa gerçeklikle açıkça çelişen bir iddia olarak gelebilir.

Devamını Oku
30.09.2026
Bilgiyi koruyan kim? - Ömür Tanyel

2001’de ortaya çıkan Vikipedi’nin fikri cesurdu...

Devamını Oku
30.09.2026
Sosyal devlet olmayınca... - Şafak Yüca

Sabah 6’da çıkıyorlar yola.

Devamını Oku
29.09.2026
Dünya Kuduz Günü - Gülay Ertürk

Kuduzdan insan ölümü kader değildir.

Devamını Oku
28.09.2026
Kavganın da hukuku var - Abdullah Dörtlemez

İnsanların aynı şeyi düşünmesi, aynı şeyi istemesi, aynı yerden bakması beklenebilir mi?

Devamını Oku
28.09.2026
Yapay zekâ eylem planı ne söylüyor? - Tayfun İşbilen

18 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan bir genelgeyle Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026- 2030) yürürlüğe girdi

Devamını Oku
26.09.2026
Kapitalizmin sonsuz sonu- Kaan Eroğuz

İngiltere’de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmektedir.

Devamını Oku
25.09.2026
Siyaset sahnesi ve Özgür Özel - Gani Aşık

Özgür Özel’in parti genel başkanı olarak siyaset sahnesine çıktığı dönem, siyasal İslamcı iktidarın 24 yıldan bu yana Atatürk Cumhuriyeti’nin burçlarına ortaçağ topları ile saldırdığı, temellerini Vahdettin salvoları ile sarstığı bir devreye denk geldi.

Devamını Oku
25.09.2026
Okulda şiddet tırmanıyor - İsmail Doğan

Son yıllarda toplum olarak içimizi yakan olaylara tanıklık ediyoruz.

Devamını Oku
24.09.2026
Sanatın metalaşması - Hüseyin Yıldırım

İş dünyası veya yerel yönetimlerin “konaklama ve ağırlama” karşılığında eser toplama modeli giderek yaygınlaşıyor.

Devamını Oku
24.09.2026
Dil, tarih, eğitim ve ‘Kürtçe’ - Ahmet Küçükşahin

Kürtlerin dili “Kürtçe” midir?

Devamını Oku
23.09.2026
Türkiye’de sosyal politikaların aşınması - Halit Payza

Sosyal devlet kavramı, yurttaşlarına asgari bir yaşam standardı sağlamayı, gelir eşitsizliklerini azaltmayı ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere herkesin ulaşabilmesini amaçlayan bir anlayışı ifade eder.

Devamını Oku
23.09.2026
Siyasal projeler ve Aleviler - Mahmut Aslan

Türkiye, 40 yıla yayılan Kürt meselesini çözme olanağını arıyor.

Devamını Oku
22.09.2026
İmamoğlu’na hapis ve siyasi yasak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 19 Mart 2025’ten bu yana kanıtlanmamış birtakım suçlamalarla tutuklu olan, o nedenle İçişleri Bakanlığı’nca anayasanın 127., Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca “geçici bir tedbir olarak” görevinden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu, 25 Ekim 2022 günü Tuzla İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 3. Kademesi’nin açılışında Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın yaptığı konuşma üzerine kendi konuşmasında “kamu görevlisine hakaret” ettiği iddiasıyla yargılandığı İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde iki kez beraat ettikten sonra istinaf yoluyla başvurulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, bozma kararıyla dosyayı yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderdi.

Devamını Oku
21.09.2026
‘Sanayinin musikisi’ susarken... - İbrahim Berksoy

Cumhuriyetin iktisadi kalkınmaya dayalı “atılım dönemi”nin ilk yıllarından beri ülkemizde dokuma sanayisi öncelikli sektörlerin başında gelmiştir.

Devamını Oku
19.09.2026
Birleşik Krallık’ta ayrılık sınavı - Göktürk Tüysüzoğlu

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki bağımsızlık yanlısı siyasi liderlerin Cardiff’te imzaladığı mutabakat zaptı, Birleşik Krallık’ın anayasal mimarisini yeniden tartışmaya açtı.

Devamını Oku
19.09.2026
Kıbrıs’ta değişmeyen denklem - Ahmet Göksan

Kıbrıs adasının uluslararası gündemden hiç düşmemesinin temelinde, adanın iki halkı arasındaki siyasi anlaşmazlığın yanı sıra, 1960’ta kurulan ortaklık düzeninin kısa sürede bozulması ve bugün de devam eden statü tartışması bulunuyor.

Devamını Oku
18.09.2026
Emeklinin örgütlenme hakkı ve sendika - Musa Kocaman

Emekli olmak, toplumdan emekli olmak değildir.

Devamını Oku
18.09.2026