2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

02.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Filmi geri saralım. Nasıl başlamıştı yıkım? Önce liselerdeki “milli güvenlik” dersini kaldırdılar. Yani, milli güvenlik bilincine gerek yok dediler. Yurttaşlık bilincini yok etmek için de ilkokullardaki Andımız’ı kaldırdılar. Dolmabahçe Sarayı nizamiyesinde ve TBMM çevresindeki nöbetçi Mehmetçik devletin varlığının Türk ordusu tarafından korunduğunun simgesiydi; Mehmetçik’e de gerek yok, polis yeter dediler.

Bedelli ve sözleşmeli askerliği süsleyip profesyonel ordu yaratıyoruz diyerek Mehmetçik kavramını yok ettiler. Balyoz ve Ergenekon davalarıyla yıkım hızlandı. 15 Temmuz 2016 kalkışmasıyla da yıkıntılar çürümeye başladı.

YETKİN AKIL

Ulusal ordunun anlamı çok değerli, gücü ise çok önemlidir. Bir ordunu gücü subaylarının değeriyle ölçülür. 31 Temmuz 1920 günü Mustafa Kemal Paşa’nın Afyonkarahisar Kolordu Karargâhı’nda subaylara ne dediğini çoktan unuttuk.

“Ancak ben varsam sen varsın, bensiz hiçbir şey yapmana izin vermem!” diyen kendine özgü “başkanlık sistemi”nin iyice yerleştiği bir devletin ordusunun da o sistemin içinde olduğunu biliyoruz. Bu sistem değişmeden hiçbir önerinin uygulama şansının olmayacağını da biliyoruz.

Bir kanun hükmünde kararnameyle Türk ordusunun teşkilat şeması, varoluş anlamı, maksadı değiştirilmiş, kurumsal ve geleneksel özellikleri aceleyle ortadan kaldırılmıştır. Ordunun hukuk, eğitim, lojistik ve sağlık kurumları geriye gitmiştir. Bugün için ancak demokratik ve yasal koşullar içinde geleceğin çağdaş ordusu kurulabilir. Çağdaşlığın yakalanması için siyasal ve askeri, ortak ve yetkin akıl önkoşuldur.

Bütün bunlara karşın, Türk ordusunun kendine gelebilmesi ve dünya orduları arasında tekrar hak ettiği yerini alabilmesi için önerilerimizi tekrar sıralamak ve not etmek zorundayız.

OLMAZSA OLMAZLAR

Türk ordusunun yeniden dosta güven, düşmana korku salabilmesi için gerekli öncelikli konuları hamasetten kaçınarak sıralayalım.

- Milli Savunma Üniversitesi adıyla kurulan, askeri eğitim ve öğrenim sistemini sivil akademik sisteme bağlamaya çalışan sistem acilen değişmelidir. Her bilim kendi konusu ve ortamında gelişir. Harp okulları ve askeri liseler, kendi kuvvetlerinin bünyesinde kendi gereksinimlerine uygun insan gücünü yetiştirmekten sorumlu olmalıdırlar. Yeni kurulan ve askeri lise gereksinimini maskeleyen harp okulları müşterek hazırlık sınıfı kaldırılmalıdır. Kapatılan askeri liseler mutlaka ve çoğaltılarak açılmalıdır. Askeri okullara alınacak ve mezun edilecek öğrencilerin bellek ve bedeni yeterlilikleri yanında ahlaki durum saptanmasında çağdaş yol ve yöntemler uygulanmalıdır.

- Harp prensibinin ilki olan “emir komuta birliği”nin yeniden tesis edilmesi için kuvvet komutanlıkları Genelkurmay başkanına bağlanmalıdır. Topyekûn bir savaşta geri bölge emniyeti ve yurt içi savunması düşünülerek jandarma (kanun ordusu) Türk ordusu bünyesine dönmeli, subayları Harbiye’de yetişmelidir.

- Özel hukuk sistemi olmadan bir kurumda kendine özgü düzen ve disiplin tesis edilemez. Askeri yargı sistemi eskisinin eksiklikleri ve yanlışlıkları düzeltilerek hemen yaşama geçirilmelidir.

- Yurttaşlık bilincinin oluşması ve yurt savunmasının olmazsa olmazı “mükellefiyet” esasına dayalı askerlik hizmetini sulandıran uygulamalardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Askerlik süresi ve seferberlik sistemine ciddi bir işlerlik kazandırılmalıdır. Beş aylık askerlik yükümlülüğü ile uzman erbaş, yedek Sb. yedek astsb. yedek er düzenlemeleri münakaşa edilmeli ve siyasal popülizme düşmeden yeniden gözden geçirilmelidir.

- Yüksek Askeri Şûra’nın general/amiral terfileri ve atamalarını belirleyecek kurul, yürütme erkinin başı, Milli Savunma bakanı, Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ve ordu komutanlarından oluşmalıdır.

- GATA ve diğer askeri hastaneler sivilleştirilip içinden çıkılmaz hale getirilmiştir. Bölgesel ve yerel savaşlardaki, gayri nizami harplerdeki tahliye ve tedavi zinciri kendine özgü olmalıdır. Askeri sağlık, tahliye ve tedavi sistemi yeniden tesis edilmeli, salgın hastalıklarda ve deprem gibi afetlerde sahra hastaneleri kurabilecek kapasiteler yaratılmalıdır.

- Türk ordusu deprem, orman ve kent yangınları ve sel baskınlarda kullanılabilecek şekilde yeniden teşkil ve teçhiz edilmelidir. Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kaldırılarak sorumluluk tamamen Türk ordusuna verilmelidir.

- 1975 yılından bu yana yürütülen silah ve teçhizatın millileştirilmesi projeleri, gerçekler ve samimi uygulamalarla yürütülmelidir. Zaman geçirmeden milli tank motor ve transmisyon üretimine geçilmeli, KAAN savaş uçağı motorunun bir an önce üretimi sağlanmalıdır. Bugünkü dünyada okulsuz, hekimsiz ve hâkimsiz bir ordu var mıdır? Bir zamanalar savaş sanatını bizden öğrenen, bağımsızlık ülküsünü bizden örnek alan, selam vermesini bile bizden öğrenen dünya ordularından çağdaş örnekler alınmasını istiyoruz.

Milli Savunma Bakanlığı eşgüdümünde, emekli ve muvazzaf askerlerin katılacağı çalıştaylar düzenlenmesi kaçınılmazdır. Yeniden tertiplenme ve düzenlenme zamanı gelmiş ve hatta geçmektedir. Bütün geri bildirimlerin, deneyimlerin, yanlış ve doğruların görüşülmesinin vaktidir.

 

CUMHUR UTKU

EMEKLİ ALBAY

 

Yazarın Son Yazıları

Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026