Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

08.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

İşte hukuk devleti, bugün bütün dünyada tam da böyle bir devlet olarak ifade edilmekte ve vücut bulmaktadır. Günümüzde bazı devletlerde en büyük adaletsizlik ise hukuku çiğneyerek yargı eliyle yapılan adaletsizlik olarak görülmektedir. Çünkü adaletsizlik algısı yaygınlaştıkça hukuk devletinin taşları yerinden oynamaktadır.

HÜKÜMET TASARRUFU 

Yargı yerlerinin bazı konuları, herhangi bir yasal sınırlama olmaksızın kendiliklerinden yargısal denetim dışında tutmaları yargı kısıntısı olarak nitelendirilir. Hem Cumhuriyet öncesi dönemde Şûrayı Devlet, hem de 1924 Anayasası ve 669 sayılı kanunun yürürlükte olduğu dönemde Danıştay, yürütme organının idare olarak değil, hükümet olarak ve devletin yüksek menfaatlerini korumak amacıyla yaptığı işlemleri “hükümet tasarrufu” olarak nitelendirip, yargı kısıntısı uygulayarak, kendi kendini sınırlandırmış ise de, 1961 Anayasası döneminden sonra hükümet tasarrufları Türk pozitif hukukundan kalkmış bulunmaktadır.

1961 Anayasası ve 1982 Anayasası ise idarenin her türlü eylem ve işlemini yargı denetimi kapsamına alarak hükümet tasarrufu kavramını hukuk dışına atmıştır. Gerçek bir hukuk devletinde her tasarrufun bir yargısal denetim yeri ve yolu vardır ve bu denetim her türlü siyası düşünceden arınmış olan tarafsız ve bağımsız mahkemelerce yapılır.

MECLİS KARARI 

Anayasaya uygunluk denetimi 1961 Anayasası’nda ilk kez, kurulacak özel bir konuma sahip bir yüksek mahkeme tarafından bu görevin yerine getirilmesi fikri benimsenerek Anayasa’da yer almış ve 22.4.1962 tarihli 44 sayılı kanunla Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşu ve yargılama usulleri düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 44 sayılı kanunda açıkça yer almamış olmasına karşın, 21.10 1993 tarihinden itibaren “yürürlüğü durdurma” kararı vermektedir. İçtihat yoluyla kabul edilmiş olan bu karar, bir kanunun ya da denetime tabi bir hususun, bir normun henüz iptal kararı verilmeden önce anayasaya aykırılık yönünde güçlü belirtilerin olması ve uygulanması durumunda ileride giderilmesi güç ya da imkânsız zarar veya durumlara sebep olacağı hallerde verilen bir karardır ve mahkeme kanunda açık bir hüküm olmamasına karşın, anayasada engelleyen bir hükmün de bulunmadığını görerek kendi içtihadıyla bu yolu açmıştır. Konunun esasını çözmeye yetkili olması noktasından hareket etmiş ve yürürlüğün durdurulmasını yargılama yetkisinin doğal sonucu olarak kabul etmiştir. Kaldı ki şimdi 1982 Anayasası’nın 149. maddesi, yüksek mahkemenin çalışma esaslarını, kendi yapacağı içtüzükle düzenleyeceğini hükme bağlamakta olup, yetkisini çok daha net bir biçimde ortaya koymuştur.

Yüksek mahkemenin yargılama yetkisi ile ilgili gelişmeler böyle sürerken, 10.11 2025 tarihli Resmi Gazete’de bir kararı yayımlanmış ve “Meclis kararı” (TBMM kararı veya Parlamento kararı) kavramı ile birlikte mahkemenin yargılama yetkisinin sınırları bizzat yüksek mahkeme tarafından daraltılmıştır. Hem de ilk derece mahkemelerinin hiçbir şekilde yetkilerinde olmamasına karşın Anayasa Mahkemesi kararlarına uymadıkları bir dönemde...

ANAYASALLIK DENETİMİ VE YETKİ 

Hâkimler Savcılar Kurulu üyeliği seçimlerine ilişkin TBMM kararının, anayasanın başlangıç kısmına ve 2, 9, 10, 95, 138, 139, 140 ve 159.maddelerine aykırılığı iddiasıyla 133 milletvekili tarafından açılan, yürürlüğün durdurulması istemini de içeren iptal davası Anayasa Mahkemesi tarafından hiç esasa girilmeden ve davayı açanların iddiaları tartışılıp karşılanmadan görevsizlik nedeniyle reddedilmiştir.

Oysa bu karara muhalif olan mahkemenin iki başkanvekilinin ve ayrıca iki üyesinin açıklıkla ortaya koydukları üzere, Anayasa Mahkemesi geçmişte TBMM kararlarının bir kısmının anayasallık denetimini gerçekleştirirken bu kez adeta konu itibarIyla kendisini yetkisiz görerek denetim alanında yargı kısıntısı uygulamıştır. TBMM kararlarından yalnızca yasama dokunulmazlığının kaldırılması ve milletvekilliğinin düşmesine ilişkin olanlarına bakabileceğini söyleyerek parlamento kararları ile ilgili olarak kendisi hakkında ciddi bir “yargı kısıntısı” ortaya koymuştur.

Bu dava Meclis içtüzüğünün eylemli değiştirildiği iddiası ile açılmıştır. Dava esastan incelenmeden Meclis içtüzünün farklı bir yolla, diğer bir ifadeyle eylemli olarak değiştirilip değiştirilmediği hususunu hukuken sonuçlandırmak mümkün değildir. Üstelik bir mahkemede açılan dava “görevsizlik” kararıyla incelenmiyor ise görevli mahkemenin hangisi olduğunun gösterilmesi gerekir. Aksine bir yaklaşım, bazı konulara yargı kısıntısı getirmek demektir. Konunun esastan incelenmesi sonucunda verilecek karardan çok daha önemli olan o konuda yargısal denetim yapılmasıdır.

Hükümet tasarrufları kavramı anayasa ile kalkmıştır; Meclis kararı kavramı Anayasa Mahkemesi kararı ile gelmiştir.

Yazarın Son Yazıları

Yapay zekâ çağında ‘entelektüel operatör’ - Serkan Fırtına

Yakın geçmişin en büyük ezberlerinden biri hızla geçerliliğini yitiriyor...

Devamını Oku
07.07.2026
Yeni NATO ve Türkiye - Nejat Eslen

NATO, II. Dünya Savaşı sonrasında, ABD’nin liderliğinde kurulan yeni dünya düzeninin siyasi-askeri unsuru olarak ve öncelikle ABD çıkarlarına hizmet etmek amacı ile kurulmuştur.

Devamını Oku
07.07.2026
Yürüyelim arkadaşlar! - Ülkü Sarıtaş

“Dağ başını duman almış; Gümüş dere durmaz akar; Güneş ufuktan şimdi doğar; Yürüyelim arkadaşlar”

Devamını Oku
06.07.2026
Madımak’tan Başbağlar’a: 33 yıl, 33 insan... - Yüksel Işık

33 yıl oldu.

Devamını Oku
04.07.2026
Mavi Vatan’ın gri suları - Şafak Mert

Bir açık deniz platformundasınız.

Devamını Oku
03.07.2026
Kültürel belleğin sessiz çöküşü - Deniz Öztürk

“Sanat halk için mi, sanat için mi?” sorusu, yalnızca estetik bir tartışma değildir.

Devamını Oku
03.07.2026
Diş hekimliğinde kaosun nedeni- Prof. Dr. Taner Yücel

2010 yılında 35 olan diş hekimliği fakültesi sayısı bugün 105’e ulaşmış, bu durum başta eğitim olmak üzere çok ciddi sorunlara yol açmıştır.

Devamını Oku
02.07.2026
Yaşam pahalılığı oranı - Erden Kınayiğit

Emekçi ve emekli için yaşam, fiyat (gider) artışı ile ücret (gelir) artışı arasındaki dengede ya da ilişkide şekillenir.

Devamını Oku
02.07.2026
‘Vasata alışmak’ - Buğra Gökçe

66’ncı pazarın kahvaltısı bana vasata alışma meselesini düşündürdü.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP’yi bölme projesi - Hüseyin Karataş

Emperyalizm, bir ülke kaynaklarını yemek amacıyla aldığı kendi gizli kararlarını, o ülkeye dostmuş gibi davranarak uygulatır.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP Kuvayı Milliye’dir - Gani Aşık

Bandırma Vapuru 16 Mayıs 1919’da Galata rıhtımından Samsun’a hareket ettiğinde ne vapurda ne de Türkiye genelinde Mustafa Kemal’den başka hiç ama hiç kimsenin aklında bir kurtuluş alazı yakma düşüncesi yoktu.

Devamını Oku
01.07.2026
Milletvekiline örgüt isnadı - Erdi Yetkin

Hukuken yapılamayacak politik aksiyonlar alındıktan sonra “ancak bu yapılan hukuki değildir” şeklinde görüş bildirmenin Türkiye’de bir karşılığının olmadığını yeterince deneyimledik.

Devamını Oku
29.06.2026
Ankara’da NATO sıkıyönetimi - Kaan Eroğuz

Kurulduğu günden bu yana, dünyanın birçok coğrafyasında darbeler, cinayetler, saldırılar ve ambargolar gerçekleştiren NATO, 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni düzenlemek için 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhuriyetimizin başkentine, Ankara’ya geliyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Kente değer katan yönetim anlayışı - Melih Yıldız

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Devamını Oku
27.06.2026
Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026
Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura

Basit görünen bir soruyla başlayalım...

Devamını Oku
24.06.2026
İran savaşı ve siyasi amaç - Nejat Eslen

En yalın tanımı ile savaş, siyasi amacı gerçekleştirmek için düşmanın savaşa devam etme iradesini kırmak, kendi irademizi kabul ettirmek amacı ile yapılan şiddet kullanma eylemidir.

Devamını Oku
23.06.2026
İktidar mutfaktaki yangını söndüremiyor - Süleyman Girgin

2018 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözleriyle başladı her şey.

Devamını Oku
23.06.2026
Devrim bildirgesi ve yinelenen tarih! - İhsan Tayhani

Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından 33 gün sonra, 22 Haziran 1919’da yayımlanan “Amasya Tamimi”ni, doğru bir yaklaşımla “devrim bildirgesi” olarak değerlendirirler.

Devamını Oku
22.06.2026
Bir siyasetçinin hazin tükenişi - Ziya Yergök

Mutlak butlan kararı ile CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum.

Devamını Oku
22.06.2026
Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Devamını Oku
20.06.2026
O film gerçek olsa… - Özgün Utku

Yıllarca gece gündüz emek verdiğimiz, yanında durduğumuz Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda sırtından bıçaklandığı söylemiyle hepimizi şoke eden bir yola girdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Ayrılmak mı, mücadele etmek mi? - Hüseyin Özkahraman

Siyaset tarihi yalnızca iktidar mücadelelerinin değil, aynı zamanda sabrın, örgütlü direncin ve büyük yapıların kendi içlerindeki hesaplaşmalarının da tarihidir.

Devamını Oku
20.06.2026
Siyasetin toplumdan kopuşu - Aykurt Nuhoğlu

AKP iktidarının karşısındaki en büyük siyasal güç olan CHP, aynı zamanda tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor.

Devamını Oku
19.06.2026
CHP’yi ıslah etmek! - Ekrem Demiröz

Türkiye’nin son bir yılını siyaseten tanımlamak isterseniz, CHP’ye yapılan saldırılardan, tutuklanan belediye başkanlarından ve mutlak butlandan söz etmek zorundasınız.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Kim etti sana bu kârı teklif?’ - Hamdi Yaver Aktan

Kimi kitabı hemen okurum, kimini de bir kenara ayırırım; okunma sırasının gelmesini beklerim.

Devamını Oku
17.06.2026
Mayın tarlasındaki CHP - Metin Devrim

Shakespeare’in Julius Caesar eserindeki o eski replik, “Sen de mi Brütüs? Öyleyse yıkıl Sezar!”, ihaneti, bir hançer darbesinden çıkarıp, Batı’nın politik bilinçaltına kazıyan kozmik bir çöküş anıdır...

Devamını Oku
17.06.2026
Cumhuriyet bilinci ve yurttaşlık - ABDULLAH YÜKSEL

Bir süredir Türkiye’de hemen her tartışmanın sonunda aynı cümle kuruluyor: “Devletin bir bildiği vardır” Bu söz artık yalnızca bir değerlendirme değil, bir yönetim anlayışının özeti haline geldi.

Devamını Oku
16.06.2026
Tahkikat Komisyonu’ndan Kılıçdaroğlu MYK’sine - Mehmet Tomanbay

1982 Anayasası dört yüksek mahkeme tanımlamış ve yetkilendirmiştir.

Devamını Oku
16.06.2026
Ahlakını yitiren hukuk - Başar Yaltı

Etik felsefede bir davranışın doğru ya da yanlış olduğunu açıklayan üç temel yaklaşım öne çıkar.

Devamını Oku
15.06.2026
Kemalizm ve ‘nefret’ ekerler - Çiğdem Bayraktar Ör

Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in Kemalistler hakkındaki korkunç mesajı hak ettiği cezai yaptırımı görmedi.

Devamını Oku
13.06.2026
Adalet yürüyüşünden ‘Yeni Osmanlı’ yürüyüşüne... - Barış Övgün

“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.

Devamını Oku
12.06.2026
Demokrasi duvarı - Engin Ünsal

Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.

Devamını Oku
12.06.2026
Mutlak butlanın şifresi - Mahmut Aslan

Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi öncesinde, bu salı yapılan grup toplantısı bir partinin değil, bir operasyonun fotoğrafını verdi.

Devamını Oku
11.06.2026
Korku kültürü gölgesinde akreditasyon - Ali Ekber Şahin

Öğretmenlik programlarının akreditasyonu Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yetkilendirilen Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (EPDAD) tarafından düzenlenmektedir.

Devamını Oku
10.06.2026