Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

04.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar. Bu söylem esasında sorunlu bir söylemdir. Bu sorunlu söylemi aslında ülkenin bütünleşmiş bir kitle, sağlam bir blok olduğunu belirtmek için kullanıyoruz.

Oysa bir kitlenin sağlamlığını ifade etmek için oluşan bütünlüğü vurgulamak gerekir. Örneğin bütünlüğü, dayanıklılığı, sağlamlığı ifade ederken “beton gibi” deriz. Betonun içindeki kum taneciklerini, çeşitli büyüklükteki çakıl taşlarını, onları birbirine yapıştıran çimento ve suyu hiç anmayız, aklımıza bile getirmeyiz. Ama biz her fırsatta ülkemizde yaşayan her etnik grubun adını başlıyoruz saymaya... Bu söylemi duyduğunuzda bu sayılan etnik gruplardan birinin mensubu olsanız ne düşünürsünüz? Ya sizin etnisitenizin adının da geçmiş olmasından “Bak bizi de unutmadı” diyerek bir memnuniyet duyarsınız ya da “Hakikaten yahu ben aslen şu etniktenim” der; gönüllü olarak parçası olduğunuz bütünle, üniter devletle aranıza bir mesafe koymaya, kendinizi ayrı tanımlamaya meyledersiniz.

BİRLİĞİN GÜCÜ

İnsanların aidiyet duygularını pekiştirmek için onlara güçlü bir toplum yaratmalı. İnsanların büyük ve güçlü, “beton gibi” bir kitleye ait hissetmek yerine kendilerini kum, çakıl taneleri gibi hissetmelerine yol açmamalı. Ayrıştırmamalı.

İnsanlar mutlaka bir yere, kitleye, millete, aileye ait olmak isterler. Bu aidiyet duygusu bireye güç ve sorumluluk duygusu verir. Bu iyi bir şeydir. Bir bireyin bir köyü, bir mahallesi, bir şehri varsa, bir kulüp taraftarıysa kendini ailesinden başka daha büyük oluşuma ait sayarsa çok daha güvenli, daha sorumlu hisseder. Bu nedenle insanlara mensup oldukları etnik grupları ikide bir sayarak farklılığını hatırlatmak, ayrıştırmak yerine bütün toplumun birbirlerine ve ülkeye aidiyetlerinin pekişmesini sağlamak daha doğru olur.

NECDET ERSOY

MÜHENDİS

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026