Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

31.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla. Yoksulluğun kemirdiği sofralar, adaletsizliğin gölgesinde büyüyen çocuklar, susturulmuş sesler, örselenmiş umutlar... “Bir yıl, bir ülkenin kalbine bu kadar çok yük sığdırabilir mi” diye sorarak kaldırıyoruz 2025 takvimini.

Yeni bir yıla girerken insan ister istemez dönüp arkasına bakıyor. 2025, geride yalnızca takvim yapraklarını değil; yoksulluğu, adaletsizliği, güvensizliği, susturulmuş itirazları da bırakarak gidiyor. Giden yılın ardından kalan şey, çoğu zaman yorgunluk. Ama bazen de o yorgunluğun içinden filizlenen bir fark ediş...

2025’in yorgunluğunu, yoksulluğunu, adaletsizliğini, kayyımlarla örselenmiş iradeyi, kararan yaşamları, umutsuzluğun ağır sisini geride bırakırken 2026’nın, bütün bunlara karşı ayağa kalkılan bir yıl olması gerekiyor. Çünkü bu ülkenin tarihi, susarak değil konuşarak; boyun eğerek değil direnerek yazıldı.

2026, yalnızca takvim yapraklarının değiştiği bir yıl değil; yurttaşın yeniden özne olduğu bir eşik olmalı. Hak aramanın suç sayılmadığı, düşüncenin baskılanmadığı, gençlerin bavul değil hayal hazırladığı bir ülke için... Mitinglerin korkuyla değil umutla dolduğu, yürüyüşlerin yasaklarla değil dayanışmayla büyüdüğü bir yıl...

CESARET, ADALET VE BİRLİKTELİK 

Bu ülke, uzun zamandır zor bir sınavdan geçiyor. Ekonomik sıkıntılar yalnızca cüzdanları değil, umutları da daraltıyor. Hukukun zedelendiği yerde güven, güvenin kaybolduğu yerde gelecek duygusu aşınıyor. Gençler bu topraklarda yaşamaya değil, gitmeye hazırlanıyor. Sokaklar sessiz, meydanlar tedirgin, insanlar temkinli.

Çünkü bu topraklar, karanlığa razı gelmeyenlerin sesinden doğdu. Cumhuriyet, tam da bu yüzden bir umuttu; hâlâ da öyle. Bugün bize düşen, o umudu yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktır. Sessiz kalmamayı, vazgeçmemeyi, yan yana durmayı öğrenmektir.

Tarih bize şunu da söylüyor: Bu topraklarda hiçbir karanlık kalıcı olmadı. 2026, bu yüzden sıradan bir yıl olmamalı. Bir hatırlayış yılı olmalı. Yurttaş olmanın ne demek olduğunu, söz söylemenin bir lütuf değil hak olduğunu, suskunluğun çözüm değil kabulleniş olduğunu yeniden hatırladığımız bir yıl... Çünkü demokrasi, yalnızca sandık günü hatırlanan bir kavram değildir. Çünkü adalet, ertelendiğinde büyüyen bir yaradır. Çünkü umut, kendiliğinden gelmez; emek ister, cesaret ister, yan yana durmayı ister.

Bugün gereksinimimiz olan şey büyük laflar değil. Daha çok dayanışma, daha çok vicdan, daha çok cesaret. Haksızlığa alışmamak, kötülüğü normalleştirmemek, “böyle gelmiş böyle gider” dememek.

 CUMHURİYETİN FAZİLETİ 

Cumhuriyet, tam da bu yüzden önemlidir. Bir rejim olmanın ötesinde, eşitlik iddiasıdır.

Bu ülke, kaderine razı gelmeyenlerin mücadelesiyle kuruldu. Tarih, bu topraklarda umudun hiç tam olarak sönmediğini öğretir bize. Karanlık ne kadar koyuysa sabah o kadar yakındır.

2026, yalnızca bir rakam değişimi olmamalı. Bir diriliş, bir silkiniş, bir hatırlayış olmalı.

İnsanın insana, yurttaşın yurttaşa, toplumun kendine borcunu hatırladığı bir yıl. Yapılanların hesabının sorulduğu, yapılmayanların cesaretle dile getirildiği bir yıl. Meydanların yeniden sesle dolduğu, sözün korkudan değil vicdandan doğduğu bir yıl.

Emekçinin alnındaki terin görmezden gelinmediği, kadınların korkmadan yürüdüğü sokaklar hayal değil artık; hak. Çünkü bu ülke, suskunluğa razı gelenlerin değil, itiraz edenlerin omuzlarında yükseldi. Çünkü Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil; onurlu bir yaşam iddiasıdır. Yeni yıl, işte bu yüzden bir temenni değil, bir çağrıdır. Umudu yeniden örgütleme çağrısıdır. Karanlığa alışmamaya, haksızlığı normalleştirmemeye, vazgeçmemeye ilişkin bir sözleşmedir.

2026, korkunun değil cesaretin, suskunluğun değil sözün, Yalnızlığın değil dayanışmanın yılı olsun. Ve biz, bir kez daha hatırlayalım: Bu ülke, umudunu kaybedenlerin değil, direnenlerin ülkesidir. Yeni yıl dileklerle değil, iradeyle anlam kazanır. Ve belki de en çok şunu hatırlayalım: Umudu kaybettiğimiz an değil, vazgeçtiğimiz an yeniliriz. Yeni yıl, bir dilekten çok daha fazlası olsun.

2026, adaletin gecikmediği, emeğin karşılığını bulduğu, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramadığı bir yıl olsun. Ve en önemlisi umudun, korkudan bir kez daha güçlü çıktığı yıl olsun.

ABDULLAH YÜKSEL

EĞİTİMCİ-YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026