İşin aslı ne?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İşin aslı ne?

02.12.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Yazar: Ali Balkız - Eski Alevi Bektaşi Fedarasyonu Genel Başkanı

İzmir Gaziemir’de bir Alevi inançlı yurttaşın evinin duvarına “Defol Alevi” yazılması üzerine ortalık karıştı.

Bu tür olaylar ilk kez olmuyor. Yurdun birçok yerinde defalarca benzer olaylar yaşanmış, devlet yetkilileri, “çocukların işi”, “ sarhoşlar yapmıştır” gibi bahanelerle olayın üstünü örtmüşlerdi. 

İzmir Valisi, konu hakkında “kavga nedeniyle asayiş olayı” dese de, şimdiye dek olmadığı biçimde, İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı aynı gün konu hakkında konuştular.

İçişleri Bakanı, “O eve yapılan işareti kendi evime yapılmış işaret olarak görüyorum. İçişleri Bakanlığı olarak bizatihi tarafız, hukuken de tarafız. Adaletin önüne o kişi çıkacak ve bunun hesabını ödeyecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise; 6. Din Şûrası’nın kapanış konuşmasında, “Bazı evlerin kapılarına bazı işaretler konuyor. Ülkemizi parçalamak için. Açık ve net söylüyorum. Böyle bir sorunumuz yok. Bunlar yakalandığı zaman da hesabı sorulacaktır. Bunları Çorum’da, Maraş’da yaşadık. Bu tarz girişimlere karşı hepimiz uyanık olmalıyız” dedi.

Herkes işin peşinde

Cumhurbaşkanı yetinmedi; Alevilikle ilgili bir konuya daha değindi: “Batı’da pişirilen ülkemize ihraç edilmeye çalışılan ‘Ali’siz Alevilik’ gibi kimi yıkıcı projelerin toplumumuz içinde pohpohlanmasının gerisinde yine bu senaryolar var. Alman devleti Ali’siz Alevilikle (...) Ülkemizde bir bölünmenin tohumlarını ekmek istiyor.”

Cumhurbaşkanı ayrıca şu düşüncesini de bir kez daha yineledi: “ ... tek parti yıllarında olduğu gibi İslamı gerilik emaresi olarak gören faşist zihniyet ülkemizde tarihe karışmıştır.” 

Evinin duvarına yazı yazılan Bayram ŞENAL; gazetecilere; şikâyeti üzerine olay yerine gelen polislerin; “ Bu sarhoşların ya da çocukların işidir. Bir yeri aradınız mı, kimseyi aramayın.” dediklerini aktarıyor. 

Evin 30 yaşındaki işsiz, bekâr oğlu Eren Şenal ise, karakolda verdiği ifadede eve gelen polislerin, rızaları olmadan kırmızı boya ile yazılmış olan İbareleri sprey ile kapattıklarını söylüyor ve soru üzerine, Gaziemir Belediye Başkan Yardımcısı Necati Kırmaz’ dan şüphelendiğini zira 1.5 -2 ay önce babası ile birlikte bu belediyeye gittiklerinde; Kırmaz ve adamlarınca darp edildiğini ve şikâyetçi olduğunu ifade ediyor. (26.11.2019) 

Eren Şenal; olayı anlamaya, geçmiş olsun demeye gelen İzmir’deki Alevi örgütlerinin yöneticilerine da onları görür görmez; “Belediyeyi savunmaya mı geldiniz?” diyor. 

Eren Şenal, anne ve babası devam eden günlerde Alevi örgütlerinin yöneticilerinden olabildiğince uzak durmaya çalışıyorlar.

Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda ise yaptığı açıklamada; Eren Şenal’ın doğru söylemediğini olay nedeni ile üzgün olduklarını, ellerindeki belgeleri kaymakamlığa ve Emniyet’e verdiklerini, ayrıca MİT’in de olayı araştırdığını ifade ediyor.

Bir özet çıkaracak olursak; Gaziemir Emniyeti, İzmir Emniyeti, İzmir Valisi, İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı işin peşindeler. Ayrıca ATV ve MİT de... 

Gerçek böyle mi?

Bir yurttaşımıza, ailemize, sırf inancı nedeni ile, kin dolu, aşağılayıcı, düşmanca duygularla saldırıda bulunulması karşısında, mahalle karakolundan Cumhurbaşkanlığı’na kadar tüm devlet organlarının bu denli duyarlı davranmaları elbette olağandır, olması gerekendir, ayrıca görev ve sorumlulukları dahilindedir.

Dahilindedir de; acaba gerçek böyle mi?..

Devleti, aşama aşama öyle bir noktaya getirdiler ki; öylesine deforme etti, parçaladı ve kendilerine benzettiler ki; keza o, kıvançta ve tasada bir ve beraber olan toplumu öylesine böldü ve parçaladılar ki; birbirlerine selam vermez hale getirdiler.

Kan (oy) kaybettikçe; ne pahasına ve nasıl olursa olsun, kan (oy) almaya öylesine şartlandılar ki... Bu uğurda başvurmadıkları yol ve yöntem kalmadı.

Baba-oğul Şenal’ın, CHP’li Gaziemir Belediye Başkan Yardımcısı’ndan “şüpheli” diye bahsetmiş olmaları, yalnız başına bu durum bile yüce devletimizin tepeden tırnağa bu olaya odaklanmalarına yetmiş olmasın?..  

Hakkı yok

Alevi bir aile CHP’li bir belediye yöneticisinden şikâyetçi... Maraş katliamından bu yana Alevilerin bu X (çarpı) işaretine karşı alerjileri biliniyor nasıl olsa... Erdoğan da Maraş’ı özellikle hatırlatıyor. Bu nedenle olmasın?..

Erdoğan’ın din şûrasında belirttiği “Ali’siz Alevilik” konusuna gelince: Aleviliğin ne olup olmadığı, kökleri, gelişimi, özellikleri, ritüelleri, tarih boyunca aldığı yol, geldiği nokta, diğer inanç ve kültürlerle ilişkisi, etkileşimi, insana ve doğaya bakışı, dünya ve yaşam tasavvuru (özlemi, dileği, kuramı), herkesten çok kendilerini ilgilendirir. Elbette bu; tarihin, teolojinin, felsefenin, sosyolojinin, halkbiliminin de konusudur. Aleviler kendi içlerinde konuyu araştırır konuşurlar. 

Bilim insanları kürsülerde keza konuyu bilimin ışığı altında araştırır ve konuşurlar. Aleviler Aleviliğin ne olduğunu kendi ulularından öğrenmişlerdir. Hiç kimsenin bu konuda onlara söz söylemeye hakkı yoktur. Aleviller  yüzyıllardır Nehc’ul Belaga’yı da okurlar, Makalat’ı da okurlar... Günümüzde de Faik Bulut’un Alisiz Alevilik kitabını dileyenler kitaplığında bulundururlar. Kime ne...

“Alevileri ülkemizi bölmek, parçalamak isteyenlerin tohum atacakları verimli bir tarla gibi görmek isteyenlerin aksine bir Cumhurbaşkanı’nın öncelikle her yurttaş gibi Alevilere de saygılı olması gerekmez mi?..  Mesela cemevine, ‘cümbüşevi’ dememelidir. Bu milletin çocuklarına mahkeme karalarına rağmen zorla din dersi okutmamalıdır.  Alevi köylerine hizmet için önce cami yapmayı önkoşul koymamalıdır. Onları ötekileştirmemelidir. Miting meydanlarında yuhalatmamalıdır. Atatürk’e faşist-sarhoş dememelidir. Zira kimi aleviler; Mustafa Kemal Atatürk’ü Hz. Ali’nin günümüze zuhur etmiş hali sayarlar.

Koz mu görülüyor?

Ülkemizde neredeyse her yurttaşın, o yöre belediyesi ile bir takanağı, isteği, problemi, anlaşmazlığı hatta davası vardır. Sorun kendi yolunda, kendi kuralları içinde çözülür. Ama iş iktidar ile muhalefet arasında giderek sertleşen ve iktidarın bu uğurda neredeyse her yol ve yöntemi mubah gördüğü ortamda; mağdur Alevi aile ile şüpheli (!) CHP’li belediye olduğunda iktidarın eline oldukça önemli bir koz mu geçmiş oluyor?..

Tabi işin bir de şu yönü var:  Alevi aile kimilerince yönlendiriliyor olamaz  mı?... Canalıcı, IŞİD, şeriatçı, insanlık düşmanı örgüt ya da kişileri gizlemek için de bir amaç güdülmüş olamaz mı?

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025