Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

14.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur. Çalışma gücü azalan veya tükenen, sağlığı bozulan veya sağlık sorunları yaşayan, toplum yaşantısından kopan, yalnızlık çeken, yardıma ve bakıma gereksinim duyan yaşlılar, toplumda göreceli olarak zayıf bir konumdadırlar. Yaşlanmayla gelişen azalmalar ve eksilmeler yaşlıyı, baş edemeyeceği çeşitli yokluklarla, zorluklarla ve yoksullukla yüz yüze bırakabilir. Bunun çaresi, yaşlının -varsa- evlatlarının veya yakın akrabalarının yanına sığınması ve onlardan yardım/destek beklemesi değildir. Kaldı ki evlatların veya yakın akrabaların koşulları da her zaman, yaşlının gereksinimlerine yanıt veremeyebilir ve yaşlının geri kalan ömrünü horlanmadan, insan onuruna yakışan biçimde sürdürmesine elverişli olmayabilir.

SOSYAL DEVLETİN ROLÜ 

Yaşlının, geri kalan ömrünü insan onuruna yakışan biçimde sürdürebilmesi her şeyden önce, hiç kimsenin iyilikseverliğine muhtaç olmamasına bağlıdır. Bunun için yaşlının, kendi durumuna özgü olarak talep edebileceği ve yerine getirilmesini isteyebileceği hakları olmalıdır. Bu haklar, temel gereksinimlerle; yani beslenme, barınma, sağlıklı koşullarda yaşama ve toplum yaşantısından kopmama ile ilgilidir ve bu hakların muhatabı olsa olsa devlet gibi bir yapı olabilir. Nitekim, uygar hukuk düzenleri sorunu sosyal devlet yükümlülükleri ile çözmeye çalışmışlardır.

Bu bağlamda devlet, sosyal güvenlik kuruluşları veya başka kamu kuruluşları eliyle yaşlıların, geçim ve sağlık yardımlarını gereği gibi karşılar; yaşamlarını sosyal bir ortamda hizmet alarak sürdürmek isteyen yaşlılara, yeterli sayıda huzurevleri; yaşamlarını sürdürmek için profesyonel yardıma gereksinimi olan yaşlılara ise yeterli sayıda bakımevleri sağlar. Biz burada, birinci durumla ilgili olarak sosyal devletin, yaşlıların geçimini gereği gibi sağlama yükümlülüğü üzerinde duracağız. Yeri gelmişken belirtelim: Devletin diğer yükümlülükleri gibi, sosyal devlet niteliğine bağlı yükümlülükler de bireylere veya tüzel kişilere devredilemez.

DEVLETİN ÖNCELİĞİ VE İNSAN ONURU 

Devletimizin sosyal devlet niteliği, anayasanın 5. maddesinin devlete yüklediği, sosyal güvenlik hakkını da içeren temel hak ve özgürlüklerin, adalet ilkeleriyle bağdaşmayan ekonomik engellerini kaldırmaya çalışma görevi ya da yükümlülüğü ile birlikte düşünülmelidir. Ayrıca, sosyal güvenlik hakkı ile ilgili 61. maddede, yaşlıların özel olarak korunacağının vurgulandığını da hatırlatalım. Bu gözle bakıldığında, yaşlılara ödenen en düşük emekli aylığının, açlık sınırının çok altında kalması anayasaya uygun görülebilir mi? Kimileri bu durumu, “Anayasanın 65. maddesi, devletin görevlerini mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceğini öngörmüştür” görüşünü ileri sürerek savunabilir. Ancak aynı madde, bunun koşulu olarak devletin görevlerinin/ yükümlülüklerinin amaçlarına uygun önceliklerinin (!) gözetilmesi gerektiğini de vurgulamıştır. Bu koşul, ne yazık ki göz ardı edilmektedir. Oysa insan haklarına saygılı bir devletin öncelikleri bellidir: Birinci öncelik, insan onurunun korunmasıdır!

İYİ YÖNETİLME HAKKI 

Bu noktada, açlık sınırının altındaki emekli aylıklarının “uygun zamanda iyileştirileceği” söylemi, anayasanın 5. maddesi çerçevesinde, devletin, iyileştirme çalışması yapma yükümlülüğüne aykırı olarak iyileşmenin gerçekleşme zamanını belirsiz bir geleceğe atmaktadır. Şayet bu söyleme rağmen bir çalışma yapılmaktaysa yurttaşlar için kamusal bir hak olan “iyi yönetilme hakkı”, ne gibi iyileştirici tedbirler alınmasının planlandığının kamuoyuna açıklanmasını gerektirir.

Açlık sınırı altında emekli aylığı, ne sağlıklı beslenmeyi ne sağlıklı perhizi ne sağlığı korumayı ne insan onuruna yakışan barınmayı ne toplum yaşantısına ve etkinliklerine katılmayı olanaklı kılar. Yani, açlık sınırı altında emekli aylığı alan yaşlı, temel gereksinimleri bakımından yokluk çeker. Bu ölçüde yokluk, AİHM kararlarında “aşırı yoksulluk” olarak adlandırılmakta ve “insanlık dışı muamele” olarak nitelendirilmektedir. [Örneğin, Larioshina/Rusya (23.4.2002) ve Budina/Rusya [18.6.2009] kabul edilemezlik kararları ile V.M. vd./ Belçika (7.7.2015) ihlal kararı]

İnsanlık dışı muamele ise insan onurunu çiğnediği için en ağır insan hakları ihlallerindendir. Bu durum, toplumda adil bir dengenin var olmadığını gösterir ve adil olmayan dengeler sürdürülebilir değildir.

AÇLIK SINIRININ ALTINDA AYLIK 

Emekli aylığını, sağlık yardımını, huzurevlerini ve bakımevlerini kapsayan sosyal güvenlik hakkı, her temel hak gibi amaçladığı sonucun gerçekleşmesini gerektirir. Kâğıt üzerinde kalan, yani hiçbir etkinliği bulunmayan bir hak, uygulamada değil demektir. Dolayısıyla açlık sınırı altında emekli aylığı alan yaşlıların sosyal güvenlik hakkından yararlanamadıkları ve bu bakımdan ayrımcılığa uğradıkları söylenebilir.

Çalışırken prim ödeyen insanların meşru beklentisi, emekli olduklarında kimseye muhtaç olmadan temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir yaşam sürmektir. Prim ödemiş yaşlıları yokluk içinde bırakan sosyal devlet, hem sosyal güvenlik hakkını gerçekleştirme yükümlülüğünü yerine getirmemiş hem topladığı primler nedeniyle oluşan borcunu ödememiş olmaktadır. Devletin yıllarca sürdürülen meşru beklentilere aykırı hareket etmesi ise ayrı bir hak ihlalidir.

Sosyal devlet, çalışma çağlarında prim ödememiş yaşlılar için de vardır ve bu yaşlıları sokakta sefaletle pençeleşir durumda bırakmayarak varlığını göstermek zorundadır. Kuşkusuz bütün bunlar bütçe işidir; fakat ondan daha çok, insan onuruna öncelik verme işidir! Öncelikler sıralamasında yaşlı hakları üst sıralarda yer alırsa bütçeler ona göre düzenlenir. Unutmayalım ki bütçe yetersizliği, insan hakları ihlallerinde geçerli bir savunma değildir.

 

DR. AHMET MÜNCİ ÖZMEN

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI EMEKLİ HUKUK MÜŞAVİR

 

Yazarın Son Yazıları

Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026