“Hayatı gezdiren bir ayna” olan roman, insanı ve insanlığı anlatmayı amaçlarken doğanın her varlığından ders alınmasını da öğretir.
İnsan-köpek ilişkisi deyince ilk akla gelen yazar Jack London Beyaz Diş’te, insanların ve hayvanların eziyet ettiği, her canlıya karşı güvenini kaybeden, vahşi hayatla evcilleşme arasında kalan annesi yarı köpek, babası kurt Beyaz Diş’in sevmeyi öğrenmesini anlatır.
Vahşetin Çağrısı’nda vahşi doğaya uyum sağlayan kızak köpeği Buck’la tanıştırır dünyayı.
Hayvanlara gösteri yaptırılan sirkleri eleştirdiği Sevginin Katıksızı’nda, sirkte eziyet gören bir köpeğin sonsuz sevgiyle bağlandığı sahibini kurtarmak için kendi canını tehlikeye atmasını anlatırken İyi Köpekler Kötü Köpekler ve Kuzey Toprakları’ndaki üç öyküsünde köpek-insan ilişkisinin portresini çizer.
ROMANDA KÖPEK ÖZNELER
Machado de Assis edebiyatla mizahı, felsefeyi kaynaştırdığı Filozof Köpek’te, bir filozofun ruhunu taşıyan bir köpeğin zengin, saf, aşkı tatmamış sahibinin, çıkarcı bir tüccarın güzel, çekici, fettan karısına âşık olmasını; Virginia Woolf, Floş/ Bir Köpeğin Romanı’nda bir köpeğin gözünden sahibi şair Elizabeth’in aşkını anlatır.
Franz Kafka, olayları bir köpeğin gözünden anlattığı Bir Köpeğin Araştırmaları’nda, insanın insana, doğaya, topluma yabancılaşmasına dikkat çeker.
Thomas Mann, Efendi ile Köpeği’nde ailesiyle birlikte yaşayan av köpeği melezi Bauschan’la ilişkisini anlatır.
Mihail Bulgakov, Köpek Kalbi’nde, insan beyni ve gençleşme üzerine çalışan ünlü bir profesörün beyin araştırmalarındaki yeni bir deneyini anlatır. Sokak köpeği Şarik’e bir adi suçludan aldığı hipofiz ve testisleri naklettiği ameliyattan sonra beklenmedik değişimlerin olmasını ve Şarik’in kötücül, kaba bir insana dönüşmesini aktararak
“İnsanı insan yapan nedir?” sorusunun yanıtını arar:
“Şunu anlayın ki korkunç olan, artık köpek kalbine değil, insan kalbine sahip olacak olmasıdır. Ve doğada var olan en alçak kalp, insan kalbidir.”
Beyaz Köpek’te, Romain Gary’nin 1960’lı yıllarda siyahilere saldırmak için eğitilen “kötücül insanlığın masum kurbanı” “ırkçı köpek”, Batka’yı ve insanlığı iyileştirme çabasını okuruz.
Paul Auster, Timbuktu’da bir köpeğin gözüyle arkadaşı evsiz şair Willy’i anlatırken insanları kendisiyle yüzleşmeye çağırır.
Wilson Rawls’ın Kırmızı Eğrelti Otunun Büyüdüğü Yer’de, dağlarda yaşayan Billy adlı çocuğun biriktirdiği parayla aldığı iki av köpeğiyle büyüleyici ilişkisini okuruz.
KAHRAMAN KÖPEKLER, POLİS KÖPEKLERİ
Sir Arthur Conan Doyle’un Baskervillelerin Köpeği’nde Sherlock Holmes, Dartmoor’da Baskerville ailesinin başına bela olduğu söylenen canavar bir köpekle mücadele eder.
Pilar Quintana, Köpek adlı romanında, bir köyün kıyısında, okyanusla orman arasındaki bir tepede balıkçı kocasıyla yaşayan ve çocuğu olmayan Damaris’in sahiplendiği yavru köpekle aralarında kuvvetli bir bağ oluşmasını, bir gün köpeğin ortadan kaybolup hamile olarak geri gelmesinden sonra ona daha bir sevecenlikle sarılmasını anlatır.
Elizabeth Cody Kimmel, Kahraman Köpek Balto’da, çocukların difteri salgınından kurtulması için gereken serumu getirmek için bin kilometre öteye gidip gelmek zorunda kalan kızak köpeklerinin zamanla yarışan zorlu koşusunu ve koşunun başını çeken cesur bir köpeği anlatır.
Mario Bellatin’in Kahraman Köpekler romanındaki tuhaf dünyada, otuz köpeğiyle konuşan hareketsiz adamın çöküşünün öyküsü “Aptal köpek yoktur, gerzek sahip vardır”la sonuçlanır.
Robert Crais, Şüpheli adlı polisiye romanında, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan iki ortağın, bir polisle eski asker köpeği Maggie’nin birbirlerine sahip çıkarak iyileşmelerini anlatır.
Spencer Quinn, Yakala Chet!’te, bir polis köpeğinin ağzından insan-köpek iki dedektifin ortaklığının komik durumlarını okuruz.
Köpeklerin anlatıldığı romanlardan köpeklerin sevgiyi öğrettiğine tanık oluyoruz.