Zeynel Emre’nin soruları...

Zeynel Emre’nin soruları...

14.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

2050 yılında -o da doğum kontrolde gerekli başarı sağlanırsa- dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağı varsayılıyor. Küremizdeki fırsat eşitsizliği insanlığın geleceğini belirleyen ana etmenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor: Bölgesel, aynı ülke içinde bile yer alabilecek coğrafi ve toplumsal eşitsizlikler üç temel başlığı oluşturuyor. Böyle bir nüfus artışı içinde geleceğin en büyük sorunlarından birini yeryüzündeki çocuklara adaletli büyüme koşulları (barınma, yiyecek, eğitim) sağlayabilmek olarak yorumlamak mümkün. Bunu altüst edense devasa bir emperyalist hegemonyanın varlığını kapitalizmle sürdürüyor olması. Dahası çocuk işçiliği, istismarı ve istismarın ticari olana dönüşmesi tehlikesi can yakıcı bir şekilde karşımızda duruyor.

***

Özellikle 17. yüzyıldan beri hızlanan emperyalizm kendine serbest piyasadan kurtularak yeni bir boyalı imaj devri yarattı. Bunun en tipik örneği İngiltere’nin denizaşırı alanlara göz dikmesiydi. Artık onlar serbest ticaretten emperyalizme geçmeyi başaran ülkeler arasında yerini alıyordu. Bunu sadece piyasa hâkimiyeti olarak yorumlamak meseleyi basitleştirmek olur. Çünkü güneş batmayan imparatorluğun aynı zamanda askeri güç ve siyasi rekabeti de içselleştirerek yol alması yeni dönemin başlangıcıydı. Buna ek olarak da bir anda “uygarlık” safsatası içinde misyonerlik şevki ve ucu bucağı olmayan bir ırkçılıkla birleşmiş sömürgecilik saplantısına kapıldılar. Nitekim Hannah Arendt de “emperyalizm” adını verdiği kitabında ırkçılığın emperyalist siyasetin en önemli ürünü olduğunu yazdı, çizdi. Zaten “Robinson Crusoe” da böyle bir eserdi. Uygar Batılılar kendilerine bir Cuma bulacaklar ve onu eğiteceklerdi. Bu görünen köyün tatlı bir sedası olabilirdi. Mesela uygarlık götürmek için her türlü işkence hakkını elinde taşıyan Belçika Kralı Leopord, Kongo’da binlerce çocuğun el ve ayaklarını kesti, bir kısmını öldürdü. Söz dinlemeyen Cuma ve Cuma’nın çocukları bir şekilde imha edildi.

***

Bugünün koşulları ise çok farklı. Emperyalizm söz konusu olduğunda en güçlü devlet olarak görülen ABD’yi bile tam bir odak olarak ele alamayız. Artık iktidar olgusu karma bir yapıya sahip! ABD öncülüğünde Dünya Bankası’ndan IMF ve BM’ye, hatta farklı uluslardan piyasa ağına bağlı finans kurumlarına kadar birbiriyle organik ilişki içindeki yapılar küresel etki alanı oluşturarak yeni bir düzeni bize sunuyorlar. Bu noktada büyük kapital uzlaşma ağı karşımıza çıkıyor. Böyle bir sistemde ise kendi devlet alanına toprak katmak değil, toprağı kendine bağımlı hale getirmek temel koşul. Çünkü gerçek sermaye sahipleri gözle görünür olmaktan hayli uzakta! Bir kısım elitlerin belirleyiciliği ise son dönemde Epstein belgeleriyle karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar sömürgecilikle Kongo’da el ayak kesenler, gelişmemiş, az gelişmiş, hatta gelişmekte olan ülkelerin insanlarını hiçe sayıyor belli ki. Bizi etkileyen ise bu belgelerde yazılanların ülkemizi de içine alacak şekilde küresel bir çocuk ticareti ve istismarıyla bütünleşmiş olması. Çünkü belgelerdeki iddialar çocuklara istismarın şiddetle bütünleşen öldürüm vakalarına kadar dayandığını söylüyor.

***

Geçtiğimiz hafta CHP milletvekili Zeynel Emre, ABD’de Epstein belgelerine yansıyan ve dava dosyalarında adı geçen kişi ve ağların Türkiye ile muhtemel bağlantılarını sordu. Emre, güvenlik birimlerinin bu kişiler hakkında herhangi bir araştırma yapıp yapmadığını, Türkiye’ye giriş-çıkış kayıtlarının incelenip incelenmediğini, uluslararası çocuk istismarı ve insan ticareti ağlarına karşı hangi koruyucu mekanizmaların uygulandığı da soru olarak yöneltti. Ayrıca Emre, çocukların bu tür suçlara karşı erken tespiti için özel bir izleme sistemi bulunup bulunmadığını, Türkiye’nin bu suçlarla mücadelede hangi uluslararası işbirliklerini yürüttüğünü ve bakanlık kayıtlarında bu ağlarla bağlantılı herhangi bir vakanın yer alıp almadığını da öğrenmek istedi. Yine Epstein dosyalarında adı geçen kişilerin özel uçuşlar veya deniz araçları aracılığıyla Türkiye’den geçip geçmediğini de sordu. Emre ayrıca, yabancı ülke makamlarından gelen adli yardımlaşma taleplerinin bulunup bulunmadığını, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında başlatılan soruşturmaları ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik bir planlama yapılıp yapılmadığı hakkında da bilgi sahibi olmak istedi.

***

Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Çıkamaz çocukluğundan dışarı/ Kimse/ Bundandır inanmamamız/ Kocaman bombalara” demişti. Bugün bu dizeler küresel ölçekte çocuklara yaşatılanlar karşısında hafif kalıyor. Bu sorulara cevap vermek ise söz konusu çocuksa bir kamu görevine dönüşüyor.

Yazarın Son Yazıları

Zeynel Emre’nin soruları...

2050 yılında -o da doğum kontrolde gerekli başarı sağlanırsa- dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağı varsayılıyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yoksulların haykırışı

Gerhart Hauptmann, “Dokumacılar” adlı eserinde 19. yüzyılın ortalarına doğru Almanya’da, geçimlerini sabahtan akşama kadar, dokuma tezgâhlarından sağlayan yoksul kesim ile fabrikatörler arasındaki uçurumdan doğan eşitsizliklere karşı isyanı anlatır.

Devamını Oku
07.02.2026
36 yıl sonra... Muammer Aksoy

Ankara’da bir kış günü akşam alacasında zaman zaman kendini hatırlatan bir ayaz yalayıp geçiyor yüzleri.

Devamını Oku
31.01.2026
Kolay Öldürümler Ülkesi

Kolay Öldürümler Ülkesi

Devamını Oku
24.01.2026
Adana’da Ahmet Erhan...

Dün Adana’da Tüyap kitap fuarında Cumhuriyet Yayınları’nın düzenlediği bir söyleşi ile Ahmet Erhan’ı andık.

Devamını Oku
17.01.2026
Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025
Sarıyer Edebiyat Günleri

Geçtiğimiz hafta pazar günü Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği “12. Sarıyer Edebiyat Günleri”nde “Öykücülüğümüzün Yüz Yılı” başlıklı bir panelde Sadık Aslankara, Özcan Karabulut, Hürriyet Yaşar’la birlikte konuşmacıydım.

Devamını Oku
31.05.2025
Bir Aydınlanmacı: Refik Ahmet Sevengil

Elimde uzun süredir Cemal Ünlü’nün kaleme aldığı “Söylemenin Vakti Var: Bir Yirminci Yüzyıl Bilgesi: Refik Ahmet Sevengil” kitabı var.

Devamını Oku
24.05.2025
İç sıkıntısı

Umutsuzluk ölümcül sayılabilecek bir hastalıktır. Büyük iç sıkıntıları daha çok geçmişle değil gelecekle ilişkilidir. İnsan geçen günlerden çok gelecek günlere ilişkin kaygı duyar.

Devamını Oku
17.05.2025
Dün, bugün, yarın

Dün, bugün, yarın

Devamını Oku
10.05.2025
Bir ‘örgü’ meselesi

Bir ‘örgü’ meselesi

Devamını Oku
03.05.2025