Kanatlanan Denizatı!

23 Kasım 2012 Cuma

\n

Denizatı 15-35 cm. boyutlarında, sevimli bir deniz hayvanıdır. Yunanca kökeninden dolayı genelde hippocampuse denilir.

\n

Bu hayvancık, mitolojide denizlerin, depremlerin ve atların tanrısı Poseidonun denizde arabasını çeken benzeri, ancak dev yaratıklara dönüşmüştür. Çeşitli antik mozaik, resim ve heykellerde Poseidon denizatları ile betimlenmiştir.

\n

Ancak hiçbirinde kanat yoktur. Bizimkine kanatlı denizatı denilmesi, kanadından ötürüdür. Demek ki bizimki at gibi karada yürüyen, balık gibi denizde yüzen, kuş gibi havada uçan ilginç bir hayvana inancın dünyada bilinen en eşsiz örneğidir.

\n

16 yıllık araştırmam ve Nev Yorkta yaklaşık 2 milyon dolara (40 milyonluk rakam palavradır!) mal olan yedi yıllık mahkeme aşamasından sonra 1993te Türkiyeye dönen som altından, 14.3 gr. ağırlığındaki bu eşsiz kanatlı denizatı broşunun Uşak Müzesinden çalındığı Ocak 2006da fark edildi.

\n

Broş, hazinenin geri getirilmesine her aşamasında önemli katkıları olan müze müdürünce alınan kalıbından dökülen sahte broşla 2005te değiştirilmişti.

\n

Sonrasında başta müdür olmak üzere yargılanan 10 kişi çeşitli hapis cezalarına çarptırıldılar. Müdürün iki ayrı suçtan 17 yıl 6 aylık cezası Yargıtayca onandı.

\n

Olay ortaya çıktığında 2 hafta boyunca doğru dürüst uyuyamamıştım. Nedenlerden biri dürüstlüğüne sonsuz güvenim olan müdürün olayın baş aktörü olmasıydı. Ayrıca, damgalı eşek konumundaki bu eşsiz eseri satamayacakları için sanıkların altınından yararlanmak üzere bu eşsiz eseri eritmelerinden korkuyordum.

\n

Yıllarca kanatlı denizatı hakkında çeşitli haberler yazıldı, çizildi. Önceki hafta gelen bir haberde broşun Alman polisince Hagen kentinde bulunduğu bildiriliyor, yönlendirilen resimlerden eserin özgün olup olmayacağı hakkında görüşüm soruluyordu.

\n

Bu bilgi üzerine olayı araştırmaya başladım. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce broşu incelemek üzere Almanyaya Selçuk Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Ertekin Doksanaltı ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanı Mahmut Aydının gönderildiğini öğrendim.

\n

İki Türk yetkili, Essen Savcılığında 3.5 saat kimyasal, ölçüm ve biçim incelemeleri yaptıktan sonra broşun özgün kanatlı denizatı olduğu yolunda raporlarını verdiler.

\n

Aynı kanıda olan Alman polisi broşu hemen vermeye hazırdı, ancak iki ülke arasındaki adli anlaşmalara göre gerekli başvurunun Adalet ve Dışişleri bakanlıkları aracılığı ile yapılması gerekiyordu.

\n

Geri verme işlemi henüz tamamlanmadığı için, herhangi bir sorun yaratmamak amacıyla gazeteciliğin gentlemans agreement (çelebiler anlaşması) gereği haberleştirmedim.

\n

UNESCO, Güneydoğu Avrupa ülkeleri için kültürel varlıkların yasadışı ticareti ile mücadele konusunda Gaziantep’te düzenlediği üç günlük çalıştaya bildiri sunmaya beni davet etti.

\n

Toplantıda bu konuda yaşadıkları deneyimi Uluslararası Polis Örgütünün (Interpol) temsilcisi bildirisini sunarken şu açıklamayı yaptı: Bugün öğrendiğime göre Alman polisi, Türkiyeden kaçırılan kanatlı denizatı broşunu bulmuş…”

\n

Bu açıklamayla olay yayımlanabilirdi. Ancak toplantıdaki Türk yetkililer durumu Genel Müdür Osman Murat Süslüye, o da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günaya iletmişti. Bakan da öncelik almak için İstanbulda Kitap Fuarında olayı palas pandıras, ayaküstü açıkladı!

\n

Açıklanmayan bazı bilgileri aktaralım. Uşakta mahkûm olanlardan birinin kayınbiraderi, pazarlamak üzere broşu Almanyaya götürüyor. Damgalı eşek gösterilen kişilerce reddediliyor. Birisi ihbar ediyor. Olayla bağlantılı kişiler altı ay teknik takibe alınıyor. Bu kişilerden biri de Türkiyenin muhbiri!

\n

Kayınbirader, izlendiklerini fark edince bir avukat aracılığı ile broşu savcılığa teslim ediyor. Kişiler ile birlikte muhbir de gözaltına alınıyor. Sanıklarda The Lydian Treasure (Lidya-Karun Hazinesi) adlı kitap da ele geçiyor. Ayrıca muhbir, eroin kaçakçılığı konusunda da Alman polisince izleniyor ve sonrasında bu bağlantısından dolayı tutuklanıyor.

\n

Türkiyeye bilgi verilince uzman Mahmut Aydın Uşaka gönderiliyor, müzedeki sahtenin ölçümlerini yapıyor. Bir metal nesnenin içinde ne gibi madenlerin, ne oranda bulunduğunu belirleyen çağdaş bir aracı da götürüyor. Araçla sahtenin metal yapısını inceliyor.

\n

Ankaraya döndüğünde herhangi bir kuyumcudaki günümüz altın takılarda da aynı ölçümleri yaparak Uşaktaki sahte ile kıyasladığında benzer sonuçlara ulaşıyor. Bu aracı da Essene götürüyor. Oradaki incelemede bu benzerliklere rastlanmıyor. Ayrıca özgünün 14.3 gr. ağırlık, 3.4 cm. yükseklik ve 2 cm. genişlik ölçüleri de tutuyor. Sahtesi kalıptan döküldüğü için farklı sonuçlar vermişti.

\n

Şimdi, artık yasal ve diplomatik yazışmaların tamamlanması bekleniyor. Bu tamamlanınca broş 20 yıl sonra yeniden Türkiyeye dönmüş olacak.

\n

Bu arada belleğimde bu hazineyle bağlantılı bir başka olay canlandı. Almanyada kaçakçılarda bulunan Lidya Hazinesi kitabını dönemin genel müdürü, doçent eşine hazırlatmıştı. Doçent eş, kitapla bağlantılı çalışmayı Ankarada müzede yaparken, eni boyu 1.5 cm, ağırlığı 0.15 gr. olan bir altın kuş kaybolmuştu. Havaya atsanız yere düşmeyecek kadar hafif olan altın kuş bugün acaba nerelerde? Bilen varsa lütfen haber versin...

\n

\n


Yazarın Son Yazıları

Bir ‘Müjdeye’ Doğru! 21 Ağustos 2020
İtiraflar... 18 Ağustos 2020
“Toparlanma sinyalleri!” 14 Ağustos 2020
Ayasofya (17)… 7 Ağustos 2020
Ayasofya (16)… 4 Ağustos 2020
Ayasofya (15)... 31 Temmuz 2020
Anayasa (14)… 28 Temmuz 2020
Ayasofya (13)... 24 Temmuz 2020
Ayasofya (12)... 21 Temmuz 2020
Ayasofya (11)… 17 Temmuz 2020
Ayasofya (10)… 14 Temmuz 2020
Ayasofya (9)… 10 Temmuz 2020
Ayasofya 8... 7 Temmuz 2020
Ayasofya 7... 3 Temmuz 2020