Miralay Mehmet Behiç Erkin kimdi?

12 Kasım 2021 Cuma

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1909’da, İstanbul’da yaşadığı yıllarda, Beyoğlu’nda Markiz Pastanesi’nin karşısındaki sokakta, kiralık bir evde, arkadaşı Mehmet Behiç Erkin ile birlikte oturuyordu...

Atatürk 10 Kasım 1938’de, ev arkadaşı Miralay (Albay) Erkin ise 11 Kasım 1961’de öldü...

Miralay Mehmet Behiç Erkin, günümüzde çok az bilinen olağanüstü nitelikleri olan bir asker, diplomat ve devlet adamıydı! Anımsayalım...

***

Çanakkale’de tüm cephe sevkıyatını başarı ile uygulamasından dolayı Kurtuluş Savaşı’nın tüm cephelere asker, silah ve erzak sağlama görevi için Mustafa Kemal, Behiç Bey’e şöyle demişti:  

“Ben cephelerde ne yapılacağını biliyorum, ama ordumuzun cephelere süratle nasıl sevk edileceğini bilmiyorum. Bu, şimendiferlerin işin ehli biri tarafından idare edilmesi ile mümkün olabilir. Buna ancak siz muvaffak olabilirsiniz. Siz, şimendiferlerle cephelere askerleri sevk edin ki ben de cephelerde muvaffak olabileyim!” 

Behiç Bey, “İşime kimsenin karışmaması tek koşulumdur!” demiş, Mustafa Kemal kabul etmişti. 

***

1918’de Azerbaycan’ın başkenti Gence’de, askeri polis örgütünü kurmak için 19 Temmuz-28 Ağustos 1918 tarihleri arasında görevlendirildi. 

Behiç Bey’in hazırladığı “Azerbaycan Jandarma Teşkilatı Kararnamesi”ni, hükümet başkanı Fethali Han Hoyski ve Harbiye Nezareti Başvekili İsmail Han Zeyyad Hanuf, 3 Ağustos’ta, aynen imzaladılar!

Bu örgüt, Bakû’yu Rus Hükümet Başkanı Vladimir İlyiç Lenin’in atadığı Ermeni Komiser Stepan Şaumyan’ın başında bulunduğu “Kızıl yönetimden” kurtararak kentin Azeri Türklere geçmesini sağlamıştı. 

***

5 Temmuz 1920’de Ankara’ya geldi. Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa kendisine ikinci başkanlığı, Nafıa Vekili (Bayındırlık Bakanı) İsmail Fazıl Paşa ise “Anadolu Şimendiferleri İşletme Müdürlüğü’nü” önerdiler. Mustafa Kemal’in yönlendirmesiyle ikinci öneriyi kabul ederek demiryollarının başına geçti. 

1926-1928 yıllarında “Nafıa Vekili” olarak demiryollarının millileştirilmesinde, Demiryolu Müzesi’nin kurulmasında rol oynadı...

“Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) kurucusu ve (1920-1926) ilk genel müdürü olan Erkin, “Demiryollarının Babası” olarak bilinir. “Demiryollarının Askerlik Açısından Tarihi, Kullanımı ve Teşkilatı” isimli kitabı vardır...

***

Kurtuluş Savaşı’nda Behiç Bey, demiryollarının kesiştiği yer olan Eskişehir’de üs kurmuş ve derme çatma trenlerle cepheye asker, cephane, malzeme taşıyıp ray döşetmiş, gerektiğinde ray ve vagonlardan çelik söktürüp kılıç yaptırmıştı!

Behiç Bey’in savaşın kazanılmasındaki en önemli komutanların başında yer almasını, kendisine “Büyük Taarruz”un başladığı dakika Ankara’dan Nafıa Vekâleti’nden gelen şu telgraf en iyi biçimde açıklar:

“İşbu dakikadan itibaren bütün millet fedakâr şimendifercilerimizi Allah’tan sonra kahraman ordumuzun yegâne muin-i zaferi olarak görmektedir.” 

***

“İcra Vekilleri Heyeti’nin (Bakanlar Kurulu)” üyesi olarak “teşkilatının (MİT)” fikir babalığını yapmış, kurucu sıfatını taşıyan imzacılardan biri olmuştu... 

***

1926’da, ilk “Emekli Sandığı” olan “İmalat-ı Harbiye Teavün (yardımlaşma) ve Sigorta Sandığı’nı” kurmuştu.

***

Üniversitede “özerklik kavramını” Türkiye’de uygulayan ilk kişidir... “İstanbul Teknik Üniversitesi” adını alacak “Mühendis Mektebi’ne” özerklik vermiş, üniversite derslerini Türkçeleştirmişti... 

***

Fransa’ya büyükelçi atanan Erkin’in, Paris’te göreve başladığı 31 Ağustos 1939’un ertesi günü, Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle İkinci Dünya Savaşı başlamış, birkaç ay sonra da Fransa, Nazi işgaline uğramıştı...

***

Erkin, Nazilere “Bu kanunları Türk Yahudilerine uygulayamazsınız! Çünkü ülkemde din, dil, ırk ayrımı yoktur. Benim vatandaşlarımın belirli bir kısmına belirli zorunluluklar dayatmak bizim kanunlarımıza aykırıdır!” diyerek direnmişti! 

Almanlar, 6 milyon Yahudiyi, trenlerle “Auschwitz Toplama Kampı’na” gönderirken, Erkin yaşamını tehlikeye atarak, üzerlerine “ay-yıldız” astırttığı, “Büyükelçi’nin vagonları” ile 20 bine yakın Yahudiyi aynı rayların ters yönünde, üstelik Almanya toprakları üzerinden Türkiye’ye göndermeyi başarmıştı.

Ayrıca pek çok yabancı Yahudi için “Bu ev-işyeri bir Türke aittir!”  belgesi hazırlatarak toplama kamplarına gitmekten kurtarmış, gönderilenleri de bir süre sonra, tek tek bu kamplardan geri almıştı. 

ÖDÜLLERİ...

1. Gerek Çanakkale Savaşı’nın “Savunma Seferberlik Planı’nı” gerek “ordu dairesi reisi” olarak hazırladığı planını başarı ile uygulayıp savaşın kazanılmasında cephe gerisindeki sevkıyatı kusursuz yönettiği için Osmanlı’dan iki madalya almıştı...

2. Almanlar, Çanakkale Savaşı’nda görev alan Osmanlı subaylarına “2. Derece Demir Haç Madalyası” verirken, daha önce bu madalyadan da alan Behiç Bey’i ve Mustafa Kemal’i, sonra “1. Derece Demir Haç Madalyası” ile de onurlandırmışlardı...

3. Behiç Bey’e, Kurtuluş Savaşı’ndaki önemli başarısından dolayı hem “TBMM Özel Takdirnamesi” hem de “İstiklal Madalyası” verilmişti.  

4. 1943’te, büyükelçilikten emekli olan Erkin’e, 23 Temmuz 1943’te Fransa Devlet Başkanı Mareşal Henri Philippe Petain, “Legion d’honneur nişanını” takmıştı...

5. Paris Büyükelçisi iken “Yahudi asıllı” Fransa eski Başbakanı Leon Blum, Nazilerin toplama kampına attıkları oğlu için yardım istediği Erkin, Fransa Başbakanı’na bile yardım elini uzatıp oğlunun, arkadaşları ile beraber kurtarılmasını sağlamıştı. 

Blum’un, Erkin’e “teşekkür mektubu”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki İnkılap Tarihi Müzesi’ndedir.  

Yahudilerin işlerinden çıkarıldıkları, paralarına el konulduğu ve toplama kamplarına gönderildiği günlerde Erkin, Almanların bir yabancıya çok ender Çanakkale’de verdikleri “1. dereceden Demir Haç madalyasının gücünü” kullanarak pek çok hayat kurtarmıştı.

6. Erkin’in yardım ettiği insanlar, 1942’de toplanarak yazdıkları ve bütün ailesine “hayır duası” ettikleri mektup da aynı müzededir...

7. Soykırımdan kurtulup Amerikalı olan, tarihçi Prof. Dr. Arnold Reisman, başta ABD Dışişleri Bakanlığı arşivleri ile birçok devlet arşivindeki belgelerle, Erkin’in binlerce kişiyi kurtardığını, akademik olarak kanıtladığı “An Ambassador and a Mensch (Bir Büyükelçi ve bir İnsan)” adlı bir kitap yazmıştı...

8. Cumhuriyetin 10. yılı kutlamaları için “Onuncu Yıl Marşı” yazılırken Atatürk, “yurdun her bir tepesinde dumanlar tütüyor” dizesi yerine “Demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan” dizesini yazdırmış ve Erkin’e hitaben “Sizin emeğiniz, bu mısra ile daha iyi dile getiriliyor” demişti.

9. Atatürk, Behiç Bey’e 8 Şubat 1935’te yakın arkadaşına “Her şart altında, kendi doğru kararını verebilen, bağımsız fikirli” anlamında “Erkin” soyadını vermişti...

***

Mehmet Behiç Erkin, isteği üzerine, Kurtuluş Savaşı’nda, Eskişehir’de demiryollarının kesiştiği yörede, kurduğu ikmal üssü Enveriye İstasyonu’nda ağaçlandırılmış bir noktada toprağa verilmişti... Her iki rahmetli yüce vatanseveri saygı ve şükranla anıyorum... Lütfen analım...

***

Osman Kavala’dan avukatları aracılığı ile şu iletiyi aldım: “Sayın Özgen Acar, 25 Ekim tarihli yazınızda benim durumuma geniş yer verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Yazınızla ilgili küçük bir düzeltme -ya da ekleme- yapayım. Gezi davasından beraat ettikten sonra 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili tutuklandım. Bu suçlamadan da tahliye oldum. Şu anki tutukluluğum Dreyfus ya da Rosenbergler davalarını aratmayan bir casusluk suçlamasıyla devam ediyor.

Teşekkürlerim ve saygılarımla, Osman Kavala”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları