Lozan düşmanlığı ve psikopolitik saldırı

Lozan düşmanlığı ve psikopolitik saldırı

24.07.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Bu antlaşma (Lozan), Türk milleti aleyhine, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını bildiren bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir.” (Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk)

Bugün 24 Temmuz 2024; tam bağımsız, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Lozan Barış Antlaşması 101 yaşında.

Türkiye’de Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının öteden beri en çok çarpıtıp hakkında akla ziyan yalanlar ürettiği yakın tarih konularının başında Lozan Barış Antlaşması gelmektedir. 

LOZAN DÜŞMANLIĞININ KISA TARİHİ

Türkiye’de Lozan Antlaşması’na yönelik saldırılar özellikle 1960’larda arttı. Atatürk, İnönü ve Cumhuriyet düşmanlığıyla kaleme sarılan Kadir Mısıroğlu’nun kitaplarının ve Rıza Nur’un hatıralarının 1960’larda piyasaya çıkması, bu dönemde İslamcı yayımların sayısının artması, Lozan dezenformasyonunun (çarpıtmasının) da artmasına yol açtı. Aslında “Lozan’ın gizli protokolleri!” ve “Lozan’da Yahudi parmağı!” gibi asılsız komplo teorileri ilk kez, tescilli bir laik Cumhuriyet karşıtı Necip Fazıl Kısakürek’in yönetimindeki Büyük Doğu dergisinde, 1949’da başlayan bir yazı dizisinde gündeme getirildi. Bu tür Lozan yalanlarının kaynağı, 1923-1950 yılları arasında milletvekilliği de yapan İbrahim Arvas’ın hatıra notlarıydı. O zaman “Dedektif X Bir” mahlasıyla bir yazı dizisine konu olan bu Lozan yalanları, 1960’larda “fesli tarihçi” Kadir Mısıroğlu’nun “Lozan Zafer mi Hezimet mi?” adlı kitabına kaynaklık edecekti. Mısıroğlu ve diğer siyasal İslamcılar, Atatürk, İnönü ve Cumhuriyet düşmanlığı ile Lozan’ı çarpıtmak için hayali senaryolar, hatta hayali konuşmalar uydurdular. Örneğin, Lord Curzon’un Lordlar Kamarası’nda söylediği iddia edilen ancak parlamento tutanaklarında olmayan; “Asıl bundan sonradır ki, Türkler bir daha eski satvet ve şevklerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları maneviyat ve ruh cephelerinden söndürmüş bulunuyoruz. Artık bunun üzerine her şey apaçık anlaşılıyor, değil mi?” şeklindeki uydurma ifadeler, yıllarca Lozan’ı ve Lozan’ı yapanları karalamak için kullanıldı. (1) 

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı fesli tarihçi Kadir Mısıroğlu’nun bu tür hayali senaryolarla dolu “Lozan Zafer mi Hezimet mi?” adlı kitabı, yıllarca, Lozan Barış Antlaşması’nı itibarsızlaştırmak isteyenlerin adeta “kutsal kitabı” oldu.       

Peki, ama Lozan karşıtlarının iddia ettikleri gibi Türkiye Lozan’da büyük tavizler

verdi mi? 

LOZAN ZAFERDİR

Tek taraflı olarak dayatılmayan hiçbir ikili ve çok taraflı antlaşmada tarafların her istediğini elde etmesi mantıken olanaksızdır. Eğer karşılıklı bir müzakere süreci söz konusuysa her iki tarafın da kazanç ve kayıpları olacaktır. Aksi halde anlaşmak mümkün değildir. Lozan masasının da çoklu bir müzakere masası olduğu dikkate alındığında -üstelik her iki tarafın da iki ayrı savaşın kazanan tarafı olarak bu masaya oturdukları düşünüldüğünde- Türkiye’nin veya Müttefiklerin tüm isteklerine ulaşması zaten olanaksızdı. Ancak Lozan’da Türkiye’nin kazanımları ile Müttefiklerin kazanımları karşılaştırıldığında Türkiye’nin mutlak bir başarı elde ettiği görülmektedir. Her şeyden önce Türkiye Lozan’da “taviz vermeyeceğim” dediği üç temel konuda (kapitülasyonlar, Ermeni yurdu ve askeri sınırlamalar) taviz vermedi. Diğer konularda ise Müttefik cepheye karşı kora kor bir mücadeleyle isteklerinin çoğunu almayı başardı. Çünkü Türkiye’nin istekleri haklı, meşru ve gerçekçi isteklerdi.

Ulus, 24 Temmuz 1939, s.1

Sevtap Demirci’nin deyişiyle Lozan’da “Misakı Milli neredeyse tamamıyla gerçekleşti; Trakya ve Güney sınırları, Musul dışında, Misakı Milli’de tanımlandığı gibiydi. Savaş tazminatı ödenmedi ve bir Ermeni devleti kurdurulmadı. Kapitülasyonlar kaldırıldı ve Fransızlarla İtalyanlar umdukları elverişli iktisadi ve mali koşulları elde edemediler. Her ne kadar Türkiye boğazlar üzerinde tam denetime sahip olmasa da nihai bağımsızlığını ve egemenliğini tehdit eden birçok koşul kaldırıldı. Yunanistan ile Türkiye arasında planlanan nüfus mübadelesi gerçekleşti. Osmanlı borçları, kendisinden sonra kurulan devletler arasında paylaştırıldı. Yalnızca Musul sorunu çözümsüz kaldı ve Milletler Cemiyeti’ndeki görüşmelere havale edildi.” (2)

Akşam, 24 Temmuz 1939, s.1

Son tahlilde, 1923 koşullarında Lozan Barış Antlaşması’ndan daha iyi bir antlaşma imzalamak olanaksızdı. Koşullar dikkate alındığında Türkiye’nin Lozan’daki başarısını “zafer” olarak adlandırmak hiç de abartılı bir değerlendirme değildir. 

ULUSAL TRAVMAYI BİTİREN ANTLAŞMA

Lozan Barış Antlaşması’nın gözden kaçan belki de en önemli özelliği, Türklerin, yüzyılı aşkın bir zamandır devam eden yenilgiler, bozgunlar, katliamlar ve ölümlerden kaynaklı büyük travmasını bitirmesidir. Lozan’ı “Türk zaferi” yapan asıl neden de budur. 

Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan 1919-1922 Kurtuluş Savaşı’na kadar devam eden yıkıcı savaşlar sırasında hayatını kaybeden ve kaybedilen topraklardan göç etmek zorunda kalan insanların sürekli anlatılarak güncelliğini koruyan acıları bir travmaya dönüşmüştü. Bu travma, her şeyden önce Türk insanının kendine güvenini ve güvende olma duygusunu kaybetmesine yol açmıştı. (3)        

Osmanlı’nın son dönemlerinde Türklerin toplumsal travmasını besleyip büyüten nedenlerden biri de “hasta adam” stigmasıydı. Savaş ve toprak kaybeden, her bakımdan geri kalmış, kapitülasyonlarla, dış borçlarla iliklerine kadar Batı’ya bağımlı hale gelmiş, adeta ölümü bekleyen Osmanlı Devleti’ne -ilk kez 1853’te Rus çarı Nikolay’ın adlandırmasıyla- “hasta adam” adı verilmişti. “hasta adam” stigması, Türklerin travmasını kronikleştirmişti. Çünkü emperyalist Batı, ölümünü beklediği hasta adamın mirasını paylaşmaya hazırlanıyordu. İşte Lozan Barış Antlaşması, bu “hasta adam” stigmasını paramparça ederek Türklerin travmasını bitirdi. Bir anlamda Lozan, Türklerin iyileşme sürecini başlattı. (4)

Bu bağlamda Deniz Ülke Arıboğan ve Hadiye Yılmaz Odabaşı’nın, “Travmadan Zafere: Lozan Antlaşması’nın Psikopolitiği”, “Psikopolitik İşlevi Açısından Lozan Antlaşması Nasıl Okunmalı” başlıklı ortak makalelerinde ve “Travmadan Zafere: Türk Ulusal Kimliğinin Psikopolitik Hikâyesi” adlı ortak kitaplarında ileri sürdükleri Lozan’ın “seçilmiş zafer” olduğu tezi dikkat çekicidir. “Seçilmiş zafer, büyük grup üyelerini bir araya getiren, başka bir gruba karşı elde edilmiş başarı ve zafer duygusunun zihinsel tasarımıdır.” Seçilmiş zafer, toplumların öz saygılarını geri kazanmalarında, ulusal kimliğin inşa edilmesinde, devletlerin uluslararası alanda eşit ve egemen olarak kabul görmelerinde doğrudan etkiye sahiptir. Bir seçilmiş zafer olarak Lozan Barış Antlaşması da “Erken Cumhuriyet Devri ulusal kimliğin inşasında ve sonraki devirlerde de bu kimliğin güçlendirilmesinde önemli işlevler yüklenmiş taşıyıcı sütunlardan birisi olmuştur.” (5)

Lozan Barış Antlaşması, yüzyıldan fazla bir zamandır devam eden yenilgilerin, kayıpların, katliamların, bağımlılıkların, aşağılanmaların ve “hasta adam” diye damgalanmanın yarattığı travma toplumundan, tam bağımsız, eşit, egemen zafer toplumuna geçin simgesidir. Cumhuriyeti kuranlar, Türkün büyük travmasına son veren Lozan Barış Antlaşması’nı, zafer toplumunun sembolü olarak kabul etmişti. Çünkü Lozan, uluslararası toplum tarafından da bir “Türk zaferi” olarak görülüyordu. Bu çerçevede Lozan’ın yıl dönümleri 1950’lere kadar “Lozan Günü” ve “Lozan Barış Bayramı” olarak kutlandı.  

Türkiye, Lozan Barış Antlaşması ile uluslararası sistemin “eşit bir parçası” olarak kabul gördü. Arıboğan ve Odabaşı’nın deyişiyle Lozan, Türk toplumu üzerinde yarattığı psikolojik tatmin duygusuyla hem revizyonist istekleri engelledi hem de yarattığı kalıcı barışla ve topluma verdiği umutla Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının geçmişin ağır travmasına saplanıp kalmasını önleyerek geleceğe yönelmelerini sağladı. Bu nedenle Lozan Barış Antlaşması’nı, maddelerindeki kazanımlarla değerlendirmek yeterli değildir. Lozan’ı Türkiye için gerçekten zafer haline getiren maddelerindeki kazanımlardan ziyade antlaşmanın kendisinden önceki büyük travmaya son vermesi ve toplumu yenilmişlik, ezilmişlik ve aşağılanmışlık duygusundan kurtarmasıdır. Lozan, Türkleri, “hasta adam” damgasından ve ona eşlik eden tüm olumsuz duygulardan kurtararak kolektif bilinçte “zafer toplumu” duygusunun yerleşmesini sağladı ve ulusal kimliği güçlendirdi. Böylece yüz yıldan fazla bir zamandır devletin ve toplumun ruhsal ve fiziksel bütünlüğünü bozan travmatik süreci bitiren iyileştirici bir etki yarattı. (6) 

LOZAN’A YÖNELİK SALDIRININ AMACI

Bütün bu anlatılanlar bağlamında Lozan’a yönelik planlı saldırıların psikopolitik amaçları olduğu göz ardı edilmemelidir. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Kadir Mısıroğlu ve takipçilerinin “Lozan hezimettir” tezi, -antlaşmanın içeriğinden bağımsız olarak- Türk ulusuna ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik psikopolitik bir saldırıdır. Bu saldırının hedefi Lozan’ı itibarsızlaştırarak, Türk ulusunun Lozan’la elde ettiği “zafer toplumu” algısını kırmaktır. Lozan’ın, travma toplumundan zafer toplumuna geçişi sağlayan bir eşik olduğu dikkate alındığında, Lozan’a yönelik bu psikopolitik saldırının, Türk ulusunu yeniden eski travmasıyla karşı karşıya bırakarak “hasta adam” stigmasını canlandırmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Türk ulusuna ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik bu çok tehlikeli ve sinsi saldırı, 1949’dan beri aralıksız devam ediyor. Bu saldırının asıl hedefi sanıldığı gibi Lozan Antlaşması değil, Lozan’ın yarattığı “Yeni Türkiye” ve Lozan’ın yarattığı yeni toplumsal psikolojidir. Lozan’ın yarattığı “Yeni Türkiye”, tam bağımsız, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu, üniter, laik, çağdaş bir Cumhuriyettir. Lozan’ın yarattığı yeni toplumsal psikoloji ise zafer toplumuna özgü kazanmanın haklı gururu, kendine güven, ulusa inanç, geleceğe umutla bakma, barış ortamında çalışarak toplumsal birlik bütünlük içinde yükselme, gelişme, kalkınma gibi olumlu değerlerle yüklüdür. Lozan’a yönelik saldırının psikopolitik amacı işte bütün bu olumlu değerlerle yüklü toplum psikolojisini yerle bir ederek Türkiye Cumhuriyeti’ni çökertmektir. Hedef, tam bağımsız, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti’dir. 

Lozan Günü’müz, Lozan Barış Bayramı’mız kutlu olsun. 

Not: 11 yıldır üzerinde çalıştığım LOZAN kitabımın yakında sizlere ulaşacağını da duyurmak isterim. 

KAYNAKÇA-DİPNOTLAR

1- Resul Babaoğlu, “Lozan Hafıza Savaşları: Karşıtlar Ne Dediler?”, Toplumsal Tarih, Temmuz 2023, S.355, s.43.

2- Sevtap Demirci, Belgelerle Lozan, Alfa Yayınları, İstanbul, 2011, s. 198.

3- Deniz Ülke Arıboğan-Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Travmadan Zafere: Lozan Antlaşması’nın Psikopolitiği,” 100. Yılında Lozan Barış Antlaşması, İBB Yayınları, İstanbul, 2023, s. 1146-1150.

4- Arıboğan-Odabaşı, s. 1153-1154.

5- Deniz Ülke Arıboğan-Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Psikopolitik İşlevi Açısından Lozan Antlaşması’nı Nasıl Okumalı?”, Toplumsal Tarih, S.355, Temmuz 2023, s. 47.

6- Arıboğan-Odabaşı, “Psikopolitik İşlevi Açısından Lozan Antlaşması’nı Nasıl Okumalı?”, s. 50-51; Arıboğan - Odabaşı, “Travmadan Zafere: Lozan Antlaşması’nın Psikopolitiği”, s. 1162.

Yazarın Son Yazıları

İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025