Mandela 100 yaşında
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Mandela 100 yaşında

01.08.2018 09:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mandela’yı özel kılan iktidarın ırkçı beyazlardan siyahlara geçtiği dönemde, ülkenin ilk siyah başkanı olarak gösterdiği barışçı ve uzlaşmacı liderliğidir

 

18 Temmuz 1918’de doğan Nelson Mandela’nın 100. yaşına ulaştığı 2018 yılı, Afrika Ulusal Kongresi (ANC) tarafından “Mandela Yılı” ilan edildi. Nelson Mandela, ırkçı beyaz azınlık yönetimine karşı yürüttüğü mücadele, uzun cezaevi yılları sonrası gösterdiği barışçı ve uzlaşmacı tutumla, ülkenin demokratik sisteme geçişindeki liderliğiyle dünyanın en saygın liderleri arasında yer alıyor. Mandela’nın güçlü irade ve kişiliği ile, gösterdiği insan üstü dirençle, “tüm siyahların özgürlüğünü” ideal olarak benimsemesi ve bu tutumunu kararlılıkla sürdürmesi, onu özgürlük mücadeleleri tarihinde özel bir yere oturttu.
Mandela, 18 Temmuz 1918 Transkei’de Thembu kabilesi alt kolu Madiba klanına mensup bir ailede doğdu. 13 kardeşi olan Mandela, ailede okula giden ilk kişiydi.
19’una geldiğinde, siyahlar için eğitim veren az sayıdaki kolejlerden birine gitme şansını buldu. Hayatında ilk kez pijama giydi, dişini fırçaladı. ANC’nin gençlik kolunu kuracakları, daha sonra ANC liderliğini üstlenecek, yakın mücadele arkadaşı Oliver Tambo ile burada tanıştı.
Ülkesinin ilk siyah avukatlarından biri olarak yıllarını bu uğurda mücadele ile geçiren Mandela, Afrika Ulusal Kongresi’nde gençlik kolundaki çalışmaları, ardından ANC’nin silahlı kanadı lideri olarak, başta Afrika ülkeleri olmak üzere, uluslararası toplumun desteğini sağlamada büyük başarı elde etti. Ancak, ülkesine döndüğünde kısa süre sonra yakalandı ve 27 yıllık cezaevi yaşamı başladı.

Cezaevi yılları
Nelson Mandela, 1963’te ömür boyu hapse mahkûm edildiği yargılamada dört saatlik savunmasını tarihe geçen şu sözlerle bitirmişti: “Yaşamım boyunca hayatımı siyahların mücadelesine adadım. Beyazların üstünlüğüne karşı mücadele ettim, siyahların üstünlüğüne karşı mücadele ettim. Tüm insanların bir arada, uyum içinde, eşit fırsatlarla yaşadığı demokratik ve özgür bir toplum düşüncesini kutsal bildim. Bu, benim yaşamayı ve başarmayı ümit ettiğim idealdir. Fakat, eğer gerekirse, uğruna ölmeye hazır olduğum idealdir.”
Mandela’nın 1964’te Robben Adası’nda 46 yaşında başlayan cezaevi yılları kendisinin güç koşullara direnme yeteneğini göstermesi nedeniyle önemli. Cezaevinde kaldıkları küçük hücrede, çok eski ince battaniyeler altında soğuk havalarda elbise ile uyuyor ve soğuk su ile banyo yapıyorlardı. Her gün sabah 05.30’da kalkmak, tuvalet kovasını temizlemek, yetersiz ve kötü kahvaltı ve yemeklere katlanmak zorundaydılar.
Cezaevinde ilk günlerinden başlayarak taşocağında taş kırmaya başladılar. Taş kırarken dahi birbirleriyle konuşmaları yasaktı. Madendeki çalışma 13 yıl sürdü. Dış dünyadan haber almak için muhafızların sandviçlerini sardığı gazete parçalarını okuyorlardı. Cezaevi yönetiminin Mandela’ya uyguladığı baskı içinde dış dünya ile iletişim, mektuplaşmadaki sınırlamalar önemli bir yer tutuyordu. Avukatlarına ulaşması engelleniyor, kendisine gelen mektupların büyük bir bölümü verilmiyordu. Eşi Mandela’yı ilk kez üç ay sonra gördü, ikinci görüşü için 2 yıl beklemesi gerekti. Annesinin cenazesine katılamadı.
Cezaevinde siyasi mahkûm grubunun doğal lideri olarak, cezaevi yönetimiyle çatışıyor, az da olsa ziyarete gelen siyasilere, cezaevi koşullarını anlatıyordu. Mandela’nın aldığı hukuk eğitiminin katkısıyla, cezaevi yönetimine yaşadıkları sıkıntılar için yaptığı çeşitli başvurular uzun yıllar yanıtsız kaldı.
1977’de madende zorunlu çalışmalara son verildi, cezaevi bahçesinin bir köşesinde küçük bir alanda domates, soğan vb. yetiştrmesine izin verildi. 1978’de radyo dinleme taleplerine, cezaevi kendi radyosunu kurarak yanıt verdi. Nihayet, 1980’de gazete almalarına izin verildi. Ancak gazeteler, “sakıncalı” haber ve makaleler kesilmiş olarak veriliyordu.
1980’in başlarında hükümetin Mandela ile temas kurmaya karar vermesi sonrası, cezaevi yönetimi biraz yumuşadı. 1982’de ise Robben Adası’ndaki 18 yıllık hapis hayatı sona erdi. Arkadaşlarıyla birlikte Cape Town’da koşulları çok daha iyi olan Pollsmoor Cezaevi’ne nakledildi. Sebze yetiştirme hobisini, cezaevi çatısında kesik variller içinde sürdürdü. Aralık 1988’de Victor Verster Cezaevi’ne nakledildi ve 11 Nisan 1990’da buradan serbest bırakıldı.

Güç dönemin liderliği
Mandela’yı özel kılan önemli bir neden, iktidarın ırkçı beyazlardan siyahlara geçtiği dönemde, ülkenin ilk siyah başkanı olarak gösterdiği olağandışı '62arışçı, uzlaşmacı liderliğidir. 27 yıllık cezaevi yaşamı sonrası kişisel kin ve öfkeyi bir kenara bırakarak, ırkçı beyaz azınlık ile uzlaşma sürecini başlatan, tüm halkı kucaklayan lider olarak, geçiş dönemi uzlaştırıcı adalet mekanizmalarını hayata geçirmede gösterdiği çabalarla, siyah-beyaz çatışmasını önleyerek, ülkede barışı sağlamada birincil rol oynadı.
Beyaz yönetim ile yürüttüğü müzakere sürecindeki politik iklim, müzakereleri engellemek isteyen silahlı ırkçı beyazlar ve bazı siyahların giriştikleri çok sayıda ölümle sonuçlanan silahlı eylemler bu sürecin güçlüğünü ortaya koyar. Müzakareler sürerken, 17 Haziran 1992 gecesi bir grup Inkhata militanının, Boipatong’da çoğunluğu kadın ve çocuk 46 kişiyi öldürmesi, polisin bu konudaki hareketsizliği siyahlar arasında öfke dalgasına neden oldu. ANC çevreleri ve kadroları, yeniden silahlı mücadeleye dönme çağrıları yapmaya, yönetimi sorgulamaya başlamıştı.
10 Nisan 1993’te Komünist Parti ve ANC’nin silahlı kanadının lideri, Mandela’nın çok yakını ve sevdiği Chris Hani’nin ırkçı bir beyaz tarafından öldürülmesi, ülkeyi yeniden kaos ortamına sokmuş, 70 kişi ölmüş, ülkenin her yanında protesto eylemleri başlamıştı. De Klerk’in etkisiz kaldığı bu dönemde, Mandela’nın liderliği öne çıktı, televizyonda yaptığı çağrılarıyla kaosun büyümesini önledi.
Dahası, geçici anayasa, 22 Aralık 1993’te parlamentoda onaylandığı, seçimlere giden süreç başladığı halde, şiddet devam ediyordu. Varılan uzlaşmadan memnun olmayan kesimlerin saldırılarıyla 28 Mart günü, Johannesburg’da ANC karargâhına yapılan saldırıda 53 ANC mensubu öldü. ANC yeniden sokaklara çıktı, kitle gösterilerine başladı. Ancak bu gösteriler de başka bir katliamla karşılaştı. 7 Eylül 1992 günü 70 bin kişinin katıldığı, hükümeti protesto yürüyüşünde Ciskei’de askerlerin açtığı ateş sonucu 29 kişi öldü.

İlle de barış dedi
Özetle, müzakerelerin sürdüğü 1990-93 dönemi, aynı zamanda en çok şiddetin yaşandığı, en çok insanın öldüğü dönem oldu. 1990-93 döneminde toplam 14 bin 300 kişinin öldüğü kaydediliyor. Mandela, süren bu şiddet eylemlerine karşın, siyahlar adına tepki gösterse de, kesilen müzakerelerin sürdürülmesi için özel bir çaba gösterdi.
Mandela’nın barış için direnişi ve çabaları ardından, ülkesi Güney Afrika’da ırk ayrımcılığına dayanan -Apartheid- sistemi de sona eriyordu. 1993’te ırkçı rejime son veren süreci yürüttüğü, Devlet Başkanı F.W. de Klerk’le birlikte, Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.
1994’te ilk demokratik seçimlerle Güney Afrika’nın ilk siyah devlet başkanı olarak göreve geldi. Ortaya koyduğu, barışçı, uzlaşmacı siyasi liderliği ile ülkesinde yılların biriktirdiği çatışma kültürü yerine barış ve uzlaşma kültürünü yaymada çok önemli başarı sağladı, uluslararası toplumda büyük saygınlık kazandı.
Mandela, bir dönem devlet başkanlığı sonrası, kendisini başta AIDS olmak üzere, ülkesinin sosyal ve küresel sorunlarını çözüme adamıştı. Mandela 5 Aralık 2013’te öldüğünde arkasından ağlayan ama eşitliğe ve özgürlüğe inanan milyonlar bıraktı.  

NAZIM TURAL Avukat

Yazarın Son Yazıları

Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025