İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

24.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Bu uzun sürenin hesaplanmasında 19 Mart 2025 günü İstanbul Nöbetçi 10. Sulh Ceza Hâkimliği’nce tutuklanmasına karar verilen, bu nedenle İçişleri Bakanlığı’nca geçici bir önlem olarak görevinden uzaklaştırılan İBB başkanı ve CHP’nin önümüzdeki seçimde Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen iddianamenin 3 bin 900 sayfa tutmasının, kendisine 142 ayrı eylem nedeniyle suç isnat edilmesinin, verilmesi istenen hapis cezalarının toplam süresinin 2 bin 352 yıla ulaşmasının, onunla birlikte yargılanacak sanık sayısının 105’i tutuklu, 170’i adlî kontrollü 402 kişi olmasının dikkate alındığı anlaşılıyor.

Fakat daha önce başka davalarda örneği bulunmayan 4 bin 600 günlük hedef süresi çok uzundur. 12 yıl 6 ay içinde duruşmaları yapacak hâkimler arasında başka yere atanma ve emeklilik gibi nedenlerle değişiklikler olabilir; dolayısıyla davanın başlangıcında görev yapan hâkimlerle sonunda karar verecek hâkimler farklı olabilir.

HEDEF SÜRE-MAKUL SÜRE

Bu kadar uzun bir yargılama süresi insan haklarına aykırıdır. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “adil yargılanma hakkı” ile ilgili 6. maddesi 1. fıkrası uyarınca “Herkes, (...) kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek (...) bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Anayasamızın “kişi hürriyeti ve güvenliği” kenar başlıklı 19. maddesinin VII. fıkrasına göre “Tutuklanan kişilerin makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.” 141. maddesinin son fıkrasına göre; “Davaların (...) mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

Yargılamanın olabildiğince kısa sürede tamamlanması, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun da gereğidir. 190’ıncı maddeye göre “Duruşmaya ara verilmeksizin devam edilir. Ancak zorunlu hallerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir” (f.1). Bu bağlamda “makul süre”, adil yargılama için gerekli ve yeterli süredir.

İBB iddianamesinin İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 25 Kasım 2025’te kabul edilmesinin ardından Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemeye ikinci bir heyet atadı. Heyetlerden birinin yalnız İBB davasına bakması, bu davanın makul süre içinde sonuçlandırılması bakımından uygun olur.

TUTUKLULARIN DURUMU

Konu, tutukluların durumu bakımından da önemlidir. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.12.2025’te yaptığı ilk değerlendirmede 106 sanık hakkında tutukluluk hâllerinin devamına karar vermesi, iyimser bir yorumla, 9 Mart 2026 günü yapılacak olan ilk duruşmaya bir erteleme olarak değerlendirilebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” kenar başlıklı 104. maddesine göre;

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.”

Aslında Ekrem İmamoğlu ve İBB davasının diğer sanıkları hakkında verilen tutuklama kararlarının anayasanın 19. maddesinin III. fıkrası ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “tutuklama nedenleri” ve tutuklama kararı” kenar başlıklı 100 ve 101. maddelerine uygunluğu tartışmaya açıktır. Üç kez İBB başkanı seçilen, önümüzdeki cumhurbaşkanı seçimi için aday gösterilen bir insanın kaçması veya saklanması düşünülebilir mi? Ceza davalarında tutuksuz yargılama kural, bu süreçte bir önlem niteliğindeki tutuklama istisnadır.

Bu kural, halen tutuklu bulunan CHP’li 15 belediye ve 3 büyükşehir başkanı ile 18 başkan ve 1 DEM Partili belediye başkanı, toplam 19 belediye başkanı için de geçerlidir. Halkın oylarıyla seçilmiş belediye ve büyükşehir belediye başkanlarının tutuklanması ve görevlerinden uzaklaştırılması, anayasamızın 2. maddesinde Cumhuriyetin değişmez nitelikleri arasında belirtilen “insan haklarına saygılı, demokratik hukuk devleti” ilkeleriyle bağdaşmaz.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI 

Hukuk devleti olmanın sonuçları olarak anayasanın “hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesine göre “Herkes, (...) yargı mercileri önünde (...)adil yargılanma hakkına sahiptir.” (f. I). “Mahkemelerin bağımsızlığı” kenar başlıklı 138. maddesine göre “Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.” (f. I).

Tutuklanan 15 belediye ve 3 büyükşehir başkanının CHP’li, 1 belediye başkanının DEM Partili olması bir rastlantı sayılamaz. 31 Mart 2024 yerel yönetimler genel seçimlerinde halkın oylarıyla birinci parti konumuna gelen CHP adayı olarak seçilmiş başkanlarının tutuklanması, onları yargı yoluyla devre dışı bırakmaya yöneliktir. AKP’li ve MHP’li belediye başkanlarından hiçbiri hakkında bir soruşturma açılmamıştır.

Adalet sisteminin tek yanlı işleyişi önemli bir sorundur. Oysa adalet, devletin ve toplumsal barışın temelidir. Adalet, –anayasanın “yargı yetkisi” kanar başlıklı 9. maddesinde belirtildiği gibi– “Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce” verilecek kararlarla gerçekleşir. Cumhuriyet savcıları ve mahkemeler, siyasi etkiler ve tercihlerle karar vermez.

Mahkemeler, yargılamayı her davanın özelliğine uygun “makul süre” içinde sonuçlandırmak durumundadır. İBB davasında da böyle olması gerekir. 12 yıl 6 ay sürecek bir yargılama sonunda verilecek hüküm, gecikmeli bir karar olur. “Geciken adalet, adalet değildir” özdeyişinde büyük bir gerçek payı vardır. Böyle bir duruma meydan vermemek gerekir. 

Yazarın Son Yazıları

Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026