Köşe Yazısı

A+ A-

Yalanların öcü

5 Haziran 2019 Çarşamba

Eğer herkesin yalan söylediği; isteklerini elde etmek için yalana başvurduğu; kendini kurtarmak için yalan sebepler uydurduğu bir evde büyürseniz, siz de yalancı olursunuz.
İktidarın büyüdüğü ev temelinden çatısına yalanla inşa edildiği...
Ve o ev henüz üzerine yıkılmadığı, o iktidar yalanların altında kalmadığı...
Boğulmadığı, yok olmadığı için...
Yalan bu ülkede hâlâ muteber bir siyasi dil.
O yüzden rahatça, çalmayanlara çaldılar diyorlar.
Terörle işi olmayanı terörist diye mimliyorlar.
Kimseye el kaldırmayanın “Tokatladı” diye üzerine yürüyorlar.
Çünkü işe yarıyor;
Yalan bu coğrafyada dürüstlükten daha fazla pirim yapıyor.
Bugüne kadar bu ülke çok yalan gördü.
Bu ülke bugüne kadar hep kendi kendisine yalan söyleye söyleye yalana gömüldü.
Atatürk ilke ve inkılaplarını korumak...
Laikliği güvenceye almak...
Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkılmaktan kurtarmak...
Ülkede barış ve güven ortamı sağlamak gibi yalan gerekçelerle on yılda bir darbe üzerine darbe yapan ordu;
Atatürk ilke ve inkılaplarını alaşağı eden...
Laikliğin üzerinden silindirle geçen...
Türkiye Cumhuriyeti devletini hiçe sayan...
Savaş ve güvensizlik ortamı yaratmaktan gocunmayan bir iktidara ülkeyi neredeyse kendi elleriyle teslim ettiğinde;
Bu halk okuduğu gazetelerden, izlediği televizyon programlarından sızıp dünyasına giren hangi yalanların kafasını karıştırdığını...
Korkularını ve heveslerini hangi yalanların yönlendirdiğini...
Ve hangi yalanlar yüzünden başına nasıl bir çorap örüldüğünü anlayamadı.
Onun bu aymazlığından cesaret alan iktidar ülkeyi hâlâ yalanlarla imtihan ediliyor. Bunu yaparken de avcunun içine aldığı medyaya güveniyor.
Gülen örgütüyle ilgili yalan söylüyor.
15 Temmuz ile ilgili yalan söylüyor.
Hapse atılan akademisyenlerle ilgili yalan söylüyor.
Yargılanan, tutuklanan gazetecilerle ilgili yalan söylüyor.
Seçim sonuçlarıyla ilgili yalan söylüyor.
Seçimin iptaliyle ilgili yalan söylüyor.
Devleti yalanlarla yönetiyor.
Ne demokrasiye, ne adalete, ne etiğe, ne de halkın isteklerine kulak veriyor.
Bir elinde, kendisini bugüne getiren yalanların kirli gücü; diğerinde medya üzerindeki kendi gücü.
Bayram namazı çıkışında...
“Basına açık programınız var mı, ona göre kendi ayarımızı yapalım” diye soran gazetecilere...
“Size ayar vermek gerekirse zaten iletişim başkanlığımız o işi görür” diyen bir Cumhurbaşkanı, iktidarın yalanlarını allayıp pullayıp halka satan yandaş medyayı avcunun içinde tuttuğundan çok emin.
O yüzden yalan söylenmesinden korkmuyor; hatta bunu teşvik ediyor.
Söylenen yalanları istenildiği gibi pazarlayacağından emin olduğu medyayı ölmesinden endişe bile etmediği küçük sarı bir civciv gibi avcunun içinde sıktıkça sıkıyor.
Cumhurbaşkanı’nın “ayar” esprisine anında gülerek tepki verenler de bu ülkede hâlâ gazeteci sayılıyor.
Seçim öncesi söylenen onca yalanın öcünden korkmayan Cumhurbaşkanı;
Korkusuzluğunu yandaş medyanın bu düşük ayarına borçlu.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Adam köpeği ısırmıyor 14 Haziran 2019 Cum
Go home Suriyeli 12 Haziran 2019 Çar
Ekrem İmamoğlu; 13 harfli 7 Haziran 2019 Cum