Köşe Yazısı

A+ A-

Mesele ağaç değil...

10 Temmuz 2019 Çarşamba

ODTÜ kampusunda ya da Gezi Parkı’nda ya da işlek bir caddede, meydanda, sokakta, kırsal bir alanda canına kast edilen onca ağacın ahıyla yazılan bir tarihten medet uman insan...
Ve alan açmak, bina yapmak, maden işletmek, havaalanı inşa etmek vs. için kestiği ağaçların hem geçmişi hem de geleceği olduğunu hiç mi hiç idrak etmeyen insan...
O ağaçlara hangi kuşların neden uçup uçup konduğunu ve toprağın içinde neden büyüttüğünü o tohumu hiç düşünmeyen insan...
Ağacın varlığıyla kendi varlığı arasındaki hayati bağı unutan insan...
Yaşlanırken ağaç gibi bilgeleşmek yerine iblis gibi kötüleşen insan...
O insan...
Yaşadığı topraklarda ağacın asırlardır kültürünün kutsalı olduğunu artık hatırlamıyor.
Yeraltını, yeryüzünü ve gökyüzünü birbirine bağlayan Hayat Ağacı’nın mitolojik varlığını bilmiyor.
Ağaçtan türeyen insanların” hikâyesinin anlatıldığı pagan kültürlerin sezgisi aklından ne zaman uçup gittiyse o zamandan beri bindiği dalı kesmekle lanetli.
Bu topraklarda tanrılar birine kızdıkları zaman ya da birini bir tehlikeden korumak isteklerinde onu neden hep bir ağaca çevirirlerdi?
Ve bahçesindeki gümüş yapraklı kavak...
Ya da yanından az önce geçip gittiği o güzel kokulu ıhlamur, mitolojide kim bilir kimdi?
Kafasını gömdüğü betondan çıkartsa...
Ve toprağa çıplak ayakla basıp geçmişine kulak kabartsa...
Dokunamayacak bile hiçbirinin bir tek dalına.
Ağaçlara düşman olanlar... Ağaçları tanımayanlardır.
İnsan kendi kökünü, kendi gerçeğine yabancılaşarak, kazıyandır.
Ağaçların derine inen köklerinin geçmişini...
Gökyüzüne ulaşan dallarının geleceğini koruduğunu bir türlü anlamayandır.
Kurumuş ağaçları yeşerten...
Kök salmış ağaçları yürüten...
Vicdanı olduğu varsayılan ağaçları ağlatan ilahi hikâyeler bu topraklarda bin yıllarca boşuna anlatıldılar.
Zeytini, defneyi insanlar asırlardır boşu boşuna kutsadılar.
Cehennem tasvirini ateşten bir çukurla;
Cennet tasvirini ise üzeri yemiş dolu ağaçlarla yapıp duran akıllar...
Aslında insanın muhtemel gafletine en baştan yapılmış hallice bir uyarıydılar.
Ağacın ne işe yaradığını bunca ikaza rağmen hiç kavramayan...
Kurbanlarını ve düşmanlarını vahşice ağaçların dallarına asan...
Gözünü kırpmadan ormanları yakan ve ağaçları yıkan...
Kendine alan açtığını zannederken kendini kapana kısan insan...
Gözlerini bir an kapatsa...
Ve varlığını çoktan unuttuğu tanıdık bir ağacın hikâyesini yeniden hatırlasa...
Mesela köyünde hâlâ dallarına çaput bağlanan bir dilek ağacının.
Yaşlılarının başında dua okuduğu bir yatırın göbeğinden yükselen kutsal çınarın.
Cehennem sıcaklarında gölgesinde soluklandığı herhangi bir ağacın.
Doğurdu ve doğuracağı çocukların soluyacakları havanın hatırına...
Ağaçlarla anlatılmış masalları ve ağaçlara yazılmış şiirleri tekrar ve tekrar okusa.
Ve anlasa...
Bir ağaç gibi tek ve hür” yaşamak ne demektir; “Ve bir orman gibi kardeşçesine” ne anlama gelir.
...
Mesele ağaç değil insan; barikatın yanlış tarafında duran.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

‘Bu mezarda mübarek bir gladyatör yatmakta’ 16 Ağustos 2019 Cum
Taksim Meydanı’nın tehlikeli hafızası 14 Ağustos 2019 Çar
Kurbanlık insan 9 Ağustos 2019 Cum