Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Memurlara siyaset yasağı

10 Mart 2016 Perşembe

[Haber görseli]İşçilerin örgütlü olduğu DİSK, memurların örgütlü olduğu KESK, meslek örgütleri TMMOB ve TTB, siyasi partilerden başta CHP olmak üzere, HDP, bunların dışında toplumsal ve siyasal hassasiyetleri olan demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşları sokak, alan etkinlikleri, mahalle forumları gibi eylem ve etkinliklerle ülkede demokrasinin, özgürlüklerin, seküler yaşamın geliştirilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması yönünde toplumsal muhalefete ivme kazandıracaktır.

AKP’nin önlemi

Kamu görevlileri bulundukları konumları gereği toplumsal muhalefetin çok önemli bir ayağını oluşturur. Bunun farkında olan AKP iktidarı önlem olarak “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları” konulu ve 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesini 17 Haziran 2016 tarihli ve 29627 sayılı Resmi Gazete’de yayımlayarak yürürlüğe koymuştur. Genelge, anayasa ile güvence altına alınmış demokratik toplum ilkesini ve memurların siyaset yapma hakkını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Söz konusu genelge anayasanın 2, 5, 10, 11, 17, 24, 25, 26, 34, 36 ve 67. maddelerine aykırıdır.

2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile “-Terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, -bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden...” şeklindeki suçlar öngörerek legal/ yasal örgütleri de suç örgütü kapsamında düşünerek örgütlü hak arama yollarını da tıkamayı amaçlamaktadır. Bunu genelgeyi 12 Eylül Faşist Cuntası tarafından 12/5/1982 tarih ve 2670 sayılı kanunun 31. maddesi ile 657 sayılı DMK’ye konmuş 125. maddesinin “D-o” ve “E; a,b,c” ben/fıkralarına dayandırmaktadır. Ancak 12.05.2012 tarihinde Cunta tarafından konmuştur. Cunta tarafından konulmuş anti demokratik yasaların temizlenmesi gerekmektedir. Cuntanın anayasasından şikâyet eden AKP iktidarı Cunta dönemi anti demokratik yasaları genelge ile daha da derinleştirmekte ve yaygınlaştırmaktadır.

Yetki tecavüzü

İdare, kamu hizmetlerini yürüten memurların sadece idare görevlerinin ifası sırasında tarafsız ve bağımsız olması için tedbirler alabilir ve disiplin hükümleri koyabilir. Toplumsal yaşamı ilgilendiren ve yasal düzenleme gerektiren bir hususta idari düzenleme yaparak yetki tecavüzü gerçekleşmiştir. İdare hukuku alanı dışın çıkarak idare ile hiç ilgisi olmayan memurun özel demokratik ve siyasi hayatına müdahil olan ve 12 Eylül faşist düzenlemesine dayanan genelgenin kamuoyunda da açıkça deşifre edilmesi gerekmektedir.

Sivil hayata müdahale

Söz konusu genelge ile milyonlarca memurun özel yaşamına, sivil hayatta siyaset yapma hakkına doğrudan müdahaledir. Politik olma düzeyi ve oranı Türkiye ortalamasının üstünde olan memurları politik alandan uzaklaştırmayı hedefleyen, iş güvencesini tehdit eden bu genelge aynı zamanda 12 Eylül faşist cuntası tarafından konmuş DMK’nin anti demokratik hükümler içeren 125. maddesinin “D-o” ve “E; a,b,c” bent/fıkralarını yargı yolu ile ortadan kaldırma olanağı da sunmaktadır.

KESK’in 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne karşı 17 Haziran 2016 tarihinden itibaren 60 gün içinde Danıştay’da iptal davası açarak ve bu genelgenin dayanağı olan DMK’nin 125. maddesinin “D-o” ve “E; a,b,c” bent/ fıkralarının anayasaya aykırılığı ileri sürülerek Danıştay’da bu kanun maddeleri için Anayasaya aykırılık iddiasında bulunarak, antidemokratik yasa hükümlerinin temizlenmesine katkı sunacaktır. Ayrıca, dava sürecinde 12 Eylül faşizminin AKP iktidarı tarafından geliştirilerek ve derinleştirilerek sürdürülmek istendiğini görünür kılacaktır.

05.03.2015 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan makalem “AKP Hükümetince halkın sosyal ve ekonomik haklar yönünde sürekli mağdur edilmesi, demokratik hukuk devletinin örselenmesi, polis devletine doğru giden bir sürecin zorlanması ancak birleşik muhalefet cephesi ile engellenebilir. Bu cephenin en önemli ayaklarından biri DİSK, TTB, TMMOB ve KESK’tir. Sosyal demokrat, sol ve sosyalist partiler ile bağımsız medya da diğer unsurlarıdır. Anayasa ile güvence altına alınmış “Demokratik, Sosyal Hukuk Devleti”ni hayata geçirmek ve yaşatmak bu güçlerin birleşik mücadelesi ile mümkün olacaktır. ... Demokrasi güçleri olanakları iyi kullanması halinde AKP’nin örmek istediği ablukaya geçit verilmeyecektir” şeklinde sona ermektedir.

Görülüyor ki o günden bugüne değişen tek şey anti demokratik ve hukuk dışı uygulamaların arttığıdır. Her bir olanak demokrasi, özgürlük, hukuk ve adil bir Türkiye için kullanılmalıdır. İşimiz çok, yolumuz engelli ama umut her daim var ve var olmaya devam edecektir.

Av. ERSİN ALBUZ

KESK-BTS İstanbul 1 No’lu Şube

Basın Yayın Sekreteri