Türkiye ağlıyor - Gani Aşık
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

18.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır. Türkülerimiz; yazgımızın, acımızın ve gönül yaralarımızın arşivi ve aynasıdır:

“Eledim eledim höllük eledim/ Aynalı beşikte canan, bebek beledim/ Büyütttüm besledim asker eyledim/ Gitti de gelmedi canan buna ne çare!”

Bu yazgılar bütünü; yer yuvarlağının tarih boyu göçlere, akınlara ve kanlı vuruşmalara sahne olmuş, Asya ve Avrupa’yı birleştiren stratejik konumdaki Anadolu coğrafyasını ebedi vatan edinmemizin bedeli de olabilir.

Cenneti kıskandıran güzel vatanımız çeyrek yüzyıla yakındır ruhsal terapiye gereksinimi olan kadroların elinde. “Erdemliler hareketi” olarak tezgâh açan siyasal İslamcıların, 21. yüzyılda değil de ortaçağda yaşadığımızı düşünsek bile, devlet yönetme tarzları halife Osman’la uyumluluk gösterse de adaletin billurlaşmış simgesi halife Ömer'in devleti yönetme biçimine asla benzemiyor. Anladıkları, sözde yaşadıkları ve topluma dayattıkları İslam, Hz. Muhammed'in anladığı, anlattığı ve yaşadığı İslamla hiç uyuşmuyor.

Kendileri sömürüp semirirken, devletin siyasi, sosyal ve vicdani değerlerine emanet halkın büyük kesiminin “açız!” çığlıklarına ilgisizlik, yüce yaratanın buyruklarına haşa kafa tutuyorlar. Devletin temeli, adaletin örgütlü hali yargı, demokrasinin, özgür düşüncenin, özellikle de ana muhalefetin üstünde terör estiriyor.

Siyasi tarihimizde CHP’nin tekerine konmak istenen taş, kendi başlarına düştü. Vatanı kurtaran ve devleti kuran kadroların partisi CHP’nin, halkın gönenci ve devletin esenliği dışında gizli bir ajandası olması hem kendi özgünlüğü hem de yaşamın nesnelliği açılarından mümkün değildir ve CHP Türkiye’dir.

TOPLUMUN SİNİR UÇLARINA BASKI 

212 günlük haksız tutuklamadan sonra tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın saygıdeğer eşi ile yaptığı kısa telefon görüşmesindeki ruhsal alaboradan taşan duygusallık, Türkiye’yi ağlattı. Zeydan Bey'in eşinin 40 yıllık devlet memuru olması bile ailenin haramdan uzak, kurulanın da tuzak olduğu anlamına gelir.

Çeyrek asra yakındır toplumun sinir uçları cehennem ateşi ile yakılıyor. 100 yıllık devlet ve Cumhuriyet, sahibi olduğu maddi ve manevi değerleriyle eriyor; köklü kurumlar ve toplumsal dokumuz çürüyor, Saray gaz veriyor. Yalnızca at iziyle it izi değil, kedi ile farenin, tilki ile tazının izi de birbirine karıştı.

Türklerin devlet geleneğinde; kinin yerini bağışlamaya, nefretin sevgiye, nobranlığın şefkate bırakması, zemheri kışı ile çiçek mevsimi nisan ayının yer değiştirmesi gibidir. Bazıları Azrail ile köşe kapmaca oynayan ve aileleri derin kaygı içinde olan CHP’li belediyelerin bürokratlarını, meşru belediye başkanlarını, özellikle de halkın sevgilisi, Saray’ın belalısı Ekrem İmamoğlu’nu, mümkün olsa günah ağacı gibi hızara, ölmeden mezara gönderecekler. Gün geçmiyor ki Ekrem İmamoğlu hakkında yeni bir dava açılmasın. Söylentiye göre, “Baban imam olmadığı halde neden İmamoğlu soyadı taşıyorsun” diye de dava açılacakmış(!) (Bu, casusluk iddiasından daha mı komik?)

Mustafa Kemal, Milli Mücadele’nin dönüm noktası Sakarya Meydan Savaşı’nı komuta ederken 19 yaşındaki Nevzat Hanım’la 60 yaşındaki Vahdettin’in sarayda düğünü yapılıyordu. Yüce yaratanın bu ülkeyi, Atatürk’ün mirasını imhaya, Vahdettin sorumsuzluğunu ihyaya çalışanların pençesinden gecikmeksizin kurtarması dileği ile...

GANİ AŞIK

E. MÜFTÜ VE MİLLETVEKİLİ

Yazarın Son Yazıları

‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026