Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

25.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti. Ancak onun açtığı düşünsel hat, yayımladığı kitaplar ve ardında bıraktığı ahlaki miras bugün hâlâ Türkiye'nin entelektüel ve siyasal tartışmalarında yaşamayı sürdürüyor.

Son yıllarda gençler arasında Doğan Avcıoğlu'nun ve onun temsil ettiği sosyalist düşüncenin yeniden keşfedilmesi önemli bir gelişmeye işaret ediyor. Türkiye'nin Düzeni kitabının çok satanlar listesine dönüşü dikkat çekici. Bu durum, CHP'nin düzen içi siyasetinden tatmin olmayan yeni kuşağın emekten yana, kamucu ve bağımsızlıkçı bir alternatif aradığını gösteriyor. Bu arayışta Avcıoğlu kadar önemli, ancak gölgede kalmış bir isim daha var: Muzaffer İlhan Erdost.

Erdost'u anmak, salt bir yayıncıyı ya da geçmiş bir dönemi hatırlamak değildir. Türkiye'de düşünsel sürekliliğin nasıl kesintiye uğratıldığını ve buna karşın nasıl dirençle korunduğunu yeniden düşünmeye çağırır. Erdost'un yaşamı, belleğin bedel ödenerek ayakta tutulduğunu gösteren nadir örneklerden biridir.

Türkiye solunun entelektüel mirasını tartışırken karşılaştığımız en büyük sorunlardan biri, bu mirasın kopuk ve parçalı ele alınmasıdır. Her kuşak bir öncekini yeniden keşfeder, ancak aradaki bağlar ve taşıyıcı halkalar görünmez kılınır. Muzaffer İlhan Erdost, bu sürekliliğin hem kurucu hem de taşıyıcı figürlerinden biridir. Onu önemli kılan yalnızca ürettikleri değil, düşünceyle kurduğu ahlaki ilişkinin kendisidir.

İKİNCİ YENİ'NİN DÜŞÜNSEL ÇERÇEVESİ

Erdost, 1950'lerin ortasında Türk şiirinin en önemli dönüşümlerinden birine "İkinci Yeni" adını veren kişidir. Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk ve Ece Ayhan ile şekillenen bu şiirsel kırılma uzun süre "siyasetten kaçış" olarak yorumlandı. Oysa Erdost'a göre bu hareket şiiri toplumsal tarihten koparamaz. Aksine, dili tarihsel bilincin taşıyıcısı haline getiren bilinçli bir kopuştur.

Erdost'un yaklaşımı şu temel ilkeye dayanır: Şiir yalnızca bireysel bir duyarlığın dışavurumu değil, tarihsel bilincin ve toplumsal itirazın dilidir. Estetikle toplumsal olan arasında yapay bir karşıtlık kurmaz. Şiiri tarihsel tanıklığın özgül bir biçimi olarak ele alır.

Erdost'un kendi şiiri de bu hattın içindedir. Havada Kalan Güvercin'de şiiri başlı başına bir amaç değil, yaşamın içinden süzülen bir bilinç biçimi olarak tanımlar. 1950’lerden 1989’a uzanan şiir serüveni aşkı, Anadolu'yu, hapishaneyi ve gündelik yaşamı kapsar. Ancak bu şiirin en yakıcı bölümü kardeşi İlhan Erdost'un öldürülmesinden sonra yazılanlardır.

DÜŞÜNCENİN MEVZİSİ

Erdost'un düşünce üretimini kurumsal bir zemine taşıdığı yer, 1967'de kurduğu Sol Yayınları'dır. Marx’tan Engels’e, Lenin’den Politzer’e, Gramsci’ye kadar Marksist klasikler yalnızca Türkçeye kazandırılmadı; Türkiye'de düşünmenin temel araçları haline getirildi.

"Bir kitabın basılması, düşünceye açılmış yeni bir alandır" sözü Erdost'un yayıncılığı neden bir mevzi olarak gördüğünü açıkça anlatır. Sol Yayınları, 1970’lerin devrimci kuşağı için bir yayınevinin ötesinde bir düşünce okulu işlevi gördü. Politzer’den Fanon’a uzanan bu külliyat okura yalnızca bilgi değil, dünyayı anlama yöntemi sundu.

Bugün gençlerin Avcıoğlu'nun Türkiye'nin Düzeni kitabıyla dünyayı kavramaya çalışması gibi, o dönemin gençleri de Sol Yayınları'nın kitaplarıyla düşünmeyi öğrendi. Sansürün, yasakların ve tehditlerin gölgesinde yayımlanan her kitap fikri bir direniş cephesi anlamına geliyordu. Erdost kitabı bir meta değil, düşüncenin savunma hattı olarak görüyordu.

TÜRKİYE SOSYALİZMİNİ ARAMAK

Erdost'un telif eserleri düşünce üretiminin teorik zeminini oluşturur. Türkiye Sosyalizmi ve Sosyalizm'de evrensel kuram ile yerel tarih arasındaki gerilimi ele alır. Sosyalizmin her ülkede kendi tarihsel gerçekliği içinde yeniden üretilmesi gerektiğini savunur.

"Sosyalizm evrensel bir kuramdır, ancak her ülkede kendi tarihsel gerçekliği içinde yeniden üretilmek zorundadır."

Bu yaklaşım, Uğur Mumcu'nun "Türk Sosyalizmi" arayışıyla aynı damardadır. Ne içe kapanan bir yerelciliğe ne de soyut bir evrenselciliğe teslim olur.

Sosyalizmi Seviyoruz başlıklı eseriyle sosyalizmin yalnızca bir iktisat teorisi değil, aynı zamanda bir özgürlük ve dayanışma projesi olduğunu vurguladı. Bu başlık, Erdost'un tüm düşünsel duruşunu özetliyor. Sosyalizm ona göre soğuk bir ideoloji değil, insana, doğaya ve geleceğe duyulan derin bir sevgidir: “Sosyalizmi seviyoruz, çünkü insanı seviyoruz.”

Şemdinli Röportajı, Erdost'un aydın sorumluluğunu en berrak biçimde ortaya koyan metinlerden biridir. Kürt coğrafyasını ajitasyonla değil, tanıklıkla ele alır. Metin, bastırılmak istenen bir hafızanın kaydıdır.

Osmanlı İmparatorluğu'nda Mülkiyet İlişkileri ise Osmanlı toplumunu basit feodal şemalara indirgemeyen özgül bir çözümleme sunar. Türkiye'nin kapitalistleşme sürecini anlamak isteyenler için hâlâ temel bir referanstır.

12 Eylül'ün açtığı yara: Yasın sorumluluğa dönüşmesi

1980 darbesi Erdost'un yaşamında geri dönülmez bir kırılma yaratır. Kardeşi İlhan Erdost, Mamak Cezaevi'nde işkence sonucu yaşamını yitirir. Suçu açıktır: kitap basmak ve düşünce üretmek. 12 Eylül rejimi bir yayıncıyı hedef alarak aslında düşüncenin kendisini yargılamıştır.

Muzaffer Erdost'un “İlhan” adını kendi adına eklemesi kişisel bir yas değil, tarihsel bir sorumluluk ilanıdır. Bu, unutmayı reddetmenin adıdır. Her 7 Kasım’da yapılan yüzde 50 indirimler ticari değil, açıkça politik bir eylemdir. Erdost yitirişi bile direniş alanına çevirmiştir.

İnsan hakları mücadelesini sosyalizmden ayrı düşünmemiş, TİHAK ve İHD Ankara Şubesi'nin kuruluş süreçlerinde yer almış, uzun yıllar TİHAK başkanlığını yürütmüştür. Onur Yayınları'nın adı bu duruşun özetidir: Onur teslim alınamaz.

BUGÜNE DÜŞEN SORUMLULUK

Muzaffer İlhan Erdost geride yalnızca kitaplar bırakmadı. Bir ahlaki miras bıraktı. Acıyı ajitasyona dönüştürmeden direnmenin, belleği bir onur meselesi olarak savunmanın mümkün olduğunu gösterdi.

Bugün gençlerin Avcıoğlu’nu yeniden keşfetmesi, Erdost’un açtığı yolun hâlâ geçerli olduğunu gösteriyor. Etnikçiliğe, kimlikçi savrulmalara ve piyasacı liberalizme teslim olmayan bu kuşak, kendi düşünsel kaynaklarını yeniden buluyor.

Erdost’un mirası raflarda değil, düşünme biçimimizde yaşar. O, bir yayınevi değil, hakikatle kurulan onurlu bir ilişki bıraktı. Bu ülkede belleği ayakta tutmanın bir bedeli varsa, Muzaffer İlhan Erdost o bedeli ödemiştir.

Bugün bize düşen görev yalnızca onu anmak değildir. Asıl görev, onun savunduğu kamucu, planlı, bağımsızlıkçı, laik ve sosyalist Türkiye fikrini yeniden güçlü bir toplumsal umuda dönüştürmektir. Erdost’un yaşamı bize, bütün baskılara rağmen mücadele etmeyi ve umudu korumayı öğretmiştir.

MAHMUT ASLAN

TİHAK BAŞKAN YARDIMCISI

Yazarın Son Yazıları

Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026