Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

01.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

ABD Başkanı Bush, 2002 yılı baharından itibaren dünya kamuoyunu, Irak’a saldırıya hazırlamaya çalışıyordu. Bush, Irak Başkanı Saddam’ın elinde kimyasal silahlar olduğu ve El-Kaide’yi himaye ettiği iddiasını ortaya atarak ABD’nin Irak’ı işgaline hazırlanıyordu.

Irak Savaşı’nı kamuoyuna pazarlamaya çalışan ABD, dünyada ummadığı ölçüde savaş karşıtı tepki ile karşılaştı.

Birinci Körfez Savaşı’yla (1991) Irak’ı fiilen üçe bölen ABD, 11 Eylül 2001’de gerçekleşen İkiz Kuleler saldırılarını da bahane ederek 2003’te İngiltere ile birlikte Irak’ı işgal kararı aldı. İşgal planı Türkiye toprakları üzerinden yapılıyordu.

ECEVİT İŞGALE KARŞI

İşgalde, Türkiye’yi üs olarak kullanmak isteyen Bush o zamanki Türkiye başbakanı olan Bülent Ecevit’i ikna etmek için Beyaz Saray’a davet etti. Ecevit, Saddam rejimini eleştirmesine rağmen, devrilmesine, Irak’ın birliğinin bozulmasına karşı çıkıyordu.

Bush, Türkiye’nin stratejik ortak olduğu, çıkarların kesiştiğini söyleyerek Ecevit’i ikna etmeye çalıştı. Irak, İran ve Suriye’ye askeri harekât yapılabileceğini söyledi. Ancak Ecevit bu komşu ve Müslüman ülkelere askeri harekâta sıcak bakmadıklarını söyledi.

Bu kez ABD, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’ne yöneldi. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Türkiye’ye geldi. İsmail Cem ve Genel Kurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ile görüştü, ancak olumlu bir sonuç alamadı.

ABD İKTİDAR ARIYOR 

Ecevit’ten umudu kesenler, ABD yanlısı bir hükümet aramaya başladılar. Ecevit’in sağlığı bozulmuştu, koalisyonda “Başbakan çekilsin” talepleri başladı; DSP dağıldı. Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz 3 Kasım 2002’de erken seçim yapılması kararı aldı. Refah Partisi’nden ayrılarak R. Tayyip Erdoğan başkanlığında AKP’yi kuran yenilikçi kanat, ABD’nin isteklerini yerine getirecekti.

ARANAN PARTİ AKP

AKP hızla örgütlendi. Muhafazakâr seçmenin desteğini aldı. Seçimden önce Erdoğan ABD’ye gitti, önemli temaslarda bulundu. ABD Savunma Politikaları Kurulu’nu yöneten Richard Perle ile iki buçuk saatlik uzun bir görüşme yaptı.

Erdoğan, mahkûmiyeti nedeniyle seçime milletvekili adayı olarak katılamadı. Seçimden birinci çıkan AKP, Abdullah Gül başkanlığında hükümeti kurdu. AKP hükümetinin ilk işi ABD’ye verilen söz doğrultusunda Irak işgalinde Türkiye topraklarının üs olarak kullanılmasını öngören tezkereyi hazırlamak oldu.

İşi garanti altına almak isteyen ABD başbakan Gül’ü değil, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Washington’a davet etti. ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz, ABD Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mark Grossman, Ömer Çelik, Cüneyt Zapsu ve Egemen Bağış, Recep Tayyip Erdoğan’la görüştüler.

Bu hazırlık görüşmelerinden sonra Bush ve Erdoğan görüştü. Görüşmede Irak’ı işgal harekâtında Türkiye’nin yardımı talep edilmiş ve ayrıntıları anlatılmıştı. Erdoğan, Bush’a Saddam Hüseyin’in bölge ülkelerine tehdit olduğunu bildiğini, Irak’ın bir an önce silahsızlandırılması gerektiğini söylemişti.

TEZKERE MECLİS’TE 

65 bin Amerikan askerinin, 259 uçak ve helikopteri ile Türkiye topraklarında konuşlanarak Irak’ın işgalini gerçekleştirmesini öngören Bakanlar Kurulu tezkeresi gündeme gelince CHP Genel Başkanı Baykal, “Füzelerle savaşı kazanırsınız ama füzelerin üzerinde oturamazsınız, siz gidersiniz biz kalırız. Biz komşularımızla dost kalmak istiyoruz” dedi.

Tezkerenin TBMM’ye sunulmasından önce CHP grubu toplanarak konuyu görüştü, grup kararı alınmamasına rağmen tüm üyeler ret oyu vereceklerini açıkladı.

‘SAVAŞA HAYIR’ MİTİNGLERİ 

CHP olarak TBMM’de AKP’li milletvekillerini tezkereye “Hayır” demeleri için etkilemeye çalışırken halkı, kamuoyunu etkilemek için “Savaşa hayır” mitingleri düzenliyorduk. Demokratik kitle örgütlerinin de desteklediği mitingler, geniş katılımlı ve coşkuluydu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın konuşmalarından ve kamuoyundaki savaş karşıtı havadan etkilenen AKP’lilerin sayısının da gittikçe arttığı görülüyordu.

AKP’li bir bakan bana, “Şu Allah’ın işine bak, sizinle aynı paralelde oy kullanacağız” dedi. Tezkereden bahsettiği anlaşılıp “TBMM gelen tezkerede imzanız var” denilince “İmza başka oy başka” demişti.

‘ABD’DEN DEĞİL ALLAH’TAN KORKUN’

AKP’lilerin içinde tezkereye “Hayır” diyeceklerin sayısı artıyordu. Tabii CHP’liler olarak bizim milletvekillerimizin eksiksiz oturumlara katılmaları için grup başkanvekilleri Haluk Koç ve Oğuz Oyan ile birlikte yoğun çaba gösterdik.

Nihayet 1 Mart 2003 günü tezkere görüşülecekti. AKP görüşmelerin gizli yapılmasını istiyordu. CHP’nin savaş karşıtı görüşlerinin halka ulaşmasını istemiyorlardı.

CHP olarak verdiğimiz önergeler hakkında söz alarak gizli oturum öncesi görüşlerimizi aleni olarak açıkladık. Genel sekreter Önder Sav, Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın müsamahası ile uzun ve etkili bir konuşma yaptı. Konuşmasında tezkerenin anayasaya aykırı olduğunu, BM kararı olmadığı için “uluslararası meşruiyetinin” bulunmadığını belirttikten sonra AKP’lilere dönerek “ABD’den değil Allah’tan korkun, Allah’tan” dedi. Bu söz İslami hassasiyeti yüksek milletvekillerini çok etkiledi. “ABD istedi diye müslüman bir ülkeye saldırıya niçin yardım ediyoruz” demeye başladılar.

ABD’nin Irak’a saldırısına karşı kamuoyunu “Savaşa hayır” mitingleri ile etkileyen CHP, Önder Sav’ın görüşme öncesi konuşması ve genel başkan Deniz Baykal’ın kapalı oturumdaki konuşması ile AKP milletvekillerini geniş ölçüde etkilediler.

Deniz Baykal’ın Bülent Arınç tarafından dört kez uzatılan etkili konuşması milletvekilleri tarafından dikkatle dinlendi.

Başbakan Abdullah Gül’ün kapalı oturumdaki konuşması çok zayıftı. Grup başkanvekili olarak “Gazete malumatını bize aktardınız dediler” dedim.

Abdullah Gül, “Amerikan askerleri Türkiye’den ne zaman çıkacak” sorusuna “Bilmiyorum” yanıtını vermişti.

TBMM’DEKİ OYLAMA

Tezkere oylamasına 533 milletvekili katıldı. 264 kabul 250 ret oyu verildi. 19 milletvekili çekimser oy kullandı. Katılanların salt çoğunluğu olan 267 rakamına ulaşılamamıştı. Başkan önce 264 oyla tezkerenin kabul edildiğini açıkladı. AKP’liler bunu alkışlarla karşıladı.

CHP grup başkanvekili olarak “Salt çoğunluk olan 267 oya ulaşılamadığı için tezkere kabul edilmedi” diye itiraz ettim. Oturumu yöneten Bülent Arınç beni ve AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz’u görüşmek üzere çağırarak toplantıya ara verdi. Ben anayasa ve iç tüzüğe göre salt çoğunluğun şart olduğunu ve 267 oya ulaşılamadığını, tezkerenin kabul edilmediğinin açıklanmasını istedim. Salih Kapusuz, “Evet oyları çoğunlukta, tezkere kabul edildi” dedi. Gerekli incelemeyi yapan Arınç oturumu açıp tezkerenin reddedildiğini ilan etti. Bu kez CHP grubu alkışlamaya başladı.

TBMM’deki basın bölümüne gelerek tezkerenin reddedildiğini Türkiye’ye ve dünya kamuoyuna açıkladım.

Bu sonucun alınmasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın savaş karşıtı kararlı konuşmaları, kamuoyunun ABD ve savaş karşıtı tavrı çok etkili oldu. Bülent Arınç’ın uzun konuşmalara müsamahası, bazı bakanların tezkereye karşı çıkması ve “Abdullah Gül’ün tezkereye tam sahip çıkmaması” da etkili oldu.

Abdullah Gül daha sonra Tarih dergisindeki söyleşisinde, başından itibaren olumsuz bir tavır sergilediğini ve reddinden memnun olduğunu açıkladı. Erdoğan’ın Meclis dışından tezkereyi sahiplenmesi yeterli olmadı.

TEZKERENİN REDDİNİN SONUÇLARI 

ABD, tezkerenin reddedilmesinden çok rahatsız oldu. Türkiye’ye gelen askerlerini ve gemilerini güneye kaydırdı. Bush, Türkiye’nin sözüne güvenilmez bir müttefik olduğunu ilan etti.

4 Temmuz 2003’te Irak’ın Süleymaniye kentinde Türk Özel Kuvvetleri askerlerinin başına çuval geçirildi. R. Tayyip Erdoğan bunu önemsemedi.

Gizli oturumun tutanakları aradan 23 yıl geçmesine rağmen AKP’li TBMM yönetimleri tarafından açıklanmadı. Fakat Erdoğan, hayır oyu verenleri tespit ederek tasfiye etti.

Tezkereyi hazırlayan hükümetin milli savunma bakanı, “TSK ve CHP’nin başına gelenler 1 Mart tezkere reddinin sonucudur” demişti.

Başta Deniz Baykal olmak üzere 1 Mart tezkeresine kararlılıkla karşı çıkanlar olarak hepimiz bedel ödedik. Yaptığımız onurlu görevin her türlü bedele değdiğine inanıyoruz.

22. dönem milletvekilleri olarak her yıl olduğu gibi bugün de Mamak Kültür Merkezi’nde tezkerenin reddedilişini CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte kutlayacağız.

Kaynaklar:

- Zihni Erdem, CHP’nin Üzerindeki Eller, İmge kitabevi, 2025.

- Mustafa Özyürek, Tahta Bavulla Çıktım Yola, Doğan Kitap, 2014.

- Onur Öymen, Baskılara Direnirken, Remzi Kitabevi, 2020.

MUSTAFA ÖZYÜREK

CHP E. GRUP BAŞKANVEKİL

Yazarın Son Yazıları

Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykut Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026