Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

16.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti. Bu mesajlara aldanan kimi çevreler, Taliban’ın değiştiğini, eski “radikal” çizgisinden uzaklaştığını iddia ettiler. Oysa Taliban değişmemişti; iktidarının ilk günlerinde uluslararası toplumda kabul görmek için “ılımlı” mesajlar veriyordu. Olup biten yalnızca buydu. Nitekim, çok geçmeden “ılımlı” açıklamaların yerini “radikal” açıklamalar ve uygulamalar aldı. İnsanların nasıl giyineceğinden dinleyeceği müziğe kadar hemen her şeye müdahale edildi. Taliban, iktidarda bulunduğu süre içinde totaliter bir düzen inşa etti. 

Son günlerde yaşananlar ise Taliban rejiminin radikallik konusunda sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi. Geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren Mahkemeler İçin Ceza Muhakemesi Kanunu’nda en temel insan haklarının dahi yok sayıldığı görülüyor. 119 maddeden oluşan bu kanunda toplum; din adamları, elitler, orta sınıf ve alt sınıf olarak dört kategoriye ayrılıyor. Örneğin, bir din adamı ile alt sınıftan bir kişi aynı suçu işlese bile aynı cezayı almayacak. Din adamına “uyarı” ve “tavsiye” söz konusuyken alt sınıftan kişiye “hapis cezası” ya da “bedensel bir ceza” verilmesi öngörülüyor. Bunun yanında, Hanefi mezhebinden ayrılmanın suç sayılması da dikkat çeken düzenlemeler arasında. 

ORTAÇAĞ DÜZENİ 

İnsanlık; laiklik, Aydınlanma, demokrasi ve insan hakları uğruna büyük mücadeleler vererek ciddi kazanımlar elde etti. Özellikle burjuva demokratik devrimleriyle birlikte egemenlik gökten yere indi; teokratik düzenlerin yerini laik ve demokratik düzenler aldı. Ancak bazı ülkelerde sanki zaman durmuş gibi; saatlerin yelkovanı ile akrebi işlemiyor. Ne yazık ki Afganistan böyle ülkelerden biridir. Oysa bu ülke her zaman bu durumda değildi. Kemalist devrimi kendi ülkesi için örnek alan Emanullah Han, Aydınlanma ve modernleşme adına çeşitli adımlar atmıştı. Yine daha sonraki dönemlerde de modernleşme taraftarı iktidarların ülke yönetiminde söz sahibi olduklarını biliyoruz. 

Peki, ne oldu da Afganistan bu duruma geldi? Ne oldu da kadınlara nefes aldırmayan, her türlü özgürlüğü rafa kaldıran Taliban rejimi ülkeye egemen oldu? Bu soruya yanıt verebilmek için Soğuk Savaş döneminde yaşananlara bakmak gerekiyor. Bu dönemde emperyalist merkezler, İslam dünyasındaki komünist ve ulusalcı hareketlere karşı dinci gericileri desteklemiş, onları koruyup kollamıştır. Soğuk Savaş döneminde, emperyalistler için en büyük tehlike ilerici-solcu hareketlerin güçlenmesiydi. Bunu engellemek için İslam dünyasını ortaçağ karanlığına teslim ettiler. 

EMPERYALİSTLER VE CİHATÇILAR 

Afganistan da benzer bir süreci yaşadı. 27 Aralık 1979 tarihinde Sovyetler Birliği, Afganistan’a girdi. Bu dönemde, emperyalist merkezler, Sovyetler Birliği’ne karşı savaşan cihatçı hareketlere ciddi bir destek verdiler; onları silahlandırdılar ve finansal destek sağladılar. Dahası ABD, cihatçılara eğitim konusunda da yardım ediyordu. Örneğin, ABD’nin Nebraska Üniversitesi’nde Afgan çocukların eğitimi için hazırlanan ders kitaplarında cihatçı düşünceler teşvik ediliyordu. Aytek Soner Alpan, “Nereden çıktı bu cihat ve cihatçılar” (03.01.2017, soL Haber) adlı yazısında araştırmacı Craig Davis’in bu konu hakkındaki çalışmasından alıntılar yapıyor. Örneğin, Alfabe kitabında şu cümleler var: “Te (T): Tüfek - Cevat mücahitlere tüfek sağlıyor. Cim (C): Cihat - Cihat farzdır. Annem cihada katıldı. Ağabeyim mücahitlere su verdi. Dal (D): Din - Dinimiz İslamdır. Ruslar İslam dininin düşmanıdır. Zal (Z): Zulüm - Zulüm haramdır. Ruslar zalimdir. Zalimlere karşı cihat yapıyoruz.” Şu alıntı da matematik kitabından: “10 ateistten 5’i 1 Müslüman tarafından öldürülürse geriye 5 ateist kalır.” 

İşte Afganistan’ı ortaçağ karanlığına götüren Taliban böyle bir süreçte ortaya çıktı. Bugün İslam dünyasındaki pek çok ülke ortaçağ karanlığından kurtulamıyorsa, kadınlar en temel haklarından mahrum bırakılıyorsa, özgürlükler kısıtlanıyorsa, bunun başlıca sorumlularından biri de (tek sorumlu değil) emperyalist merkezlerdir. Afganistan’ın bugün içinde bulunduğu tablo, bu gerçeği bir kez daha göstermektedir.

Sosyolog Doğan Ergenç

İlgili Konular: #afganistan

Yazarın Son Yazıları

‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026