‘Değişim kurultayı’, tüzüğü gerçekten değiştirebildi mi?

‘Değişim kurultayı’, tüzüğü gerçekten değiştirebildi mi?

12.09.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyet Halk Partisi, geçen hafta boyunca “Değişim Kurultayı”nı topladı. Ana hedef, yıllardır tüzükte duyulan rahatsızlıklar ve özellikle parti içi demokrasi eksikliğinden yakınan partinin muhalefet kanatlarını da bir şekilde tatmin edecek ve tüzüğü özgürleştirecek, şeffaflaştıracak değişikliklere gitmekti. 

CHP, bu ülkenin gözbebeği. Cumhuriyetçi, demokrat, çağdaş, ilerici, devrimci, özgürlükçü Türkiye’nin merkez üssü. Onun yapısını geliştirmek demek, vatanın geleceğini önümüzdeki yüzyıllara hazırlamak demek.

Bu makalenin size geçen hafta hakkında vereceği yanıt hiç doğrudan ve kolay olmayacak. Ben diğer sanatçı meslektaşlarımdan farklı olarak Atatürk’ün partisinde siyaset yapmayı ve üye olmayı seçmiş bir insanım. Yani CHP’nin başarılı olması ve iktidar olması için çalışan bir vatandaşım. Bu hiçbir zaman değişmeyecek. Öte yandan da sanatçı olmanın getirdiği eleştirel ve muhalif tavrım tabii ki ayakta. Yalnız 21 yıllık iktidara karşı değil, en az bir o kadar zamandır CHP içinde yanlış olaylara karşı da… 

Yıllardır bu partide yeni bir demokratik tüzüğe ihtiyaç olduğunun savaşını en yoğun ve açık şekilde veren kişilerden biri oldum. Bu projenin gelişmesine yardımcı olanlar arasında da partinin en genç üyelerinden en tecrübeli örgüt emekçilerine kadar, en tanınmış bakan ve milletvekillerinden en kıdemli hukukçulara kadar, sayısız değerli isim yer aldı; “Dijital Demokratik Devrim Tüzüğü” (D3) projem onların her birinin görüşleri ile gelişti. “Parti İçi Demokrasi” grubunun ricasıyla, 2010’da geliştirdiğim bu hazırlık taslağını, 2020 ve 2021’de aylarca süren yoğun bir çabayla son haline getirdim.  

Fakat geçen hafta hazırlanan tüzüğün, bizim tarif ettiğimiz tam demokratik yapıyı yansıtmadığını üzülerek söylemem lazım. Eksiklerin, hataların, uygulanan yöntemlerin nerede takıldıklarının bir makalenin paragraflarına sığacak kadar olanlarını burada dile getireceğim. Tabi bu aktaracaklarım benim her zamanki gibi CHP’ye olan inancımı ve var gücümle bu yapıyı desteklememi değiştirmeyecek. Öte yandan yıllardır savunduğum konuları da yüz üstü de bırakmayacağım. Çünkü sürekli daha iyiyi aramaktan vazgeçemeyiz. 

İyi niyetle başladığına inandığım bir yenileşme ve demokratik tüzük arayışı, yapısal ve devrimsel nitelikten uzak bir çaba olarak kaldı. Bakın, 13 Temmuz 2023 tarihinde Cumhuriyet’te yer alan makalemin başlığı neymiş: “CHP, Yeni Tüzüğü Kimlere Kaleme Aldıracak?”. Kullandığım ara başlık ise şunu söylüyordu: “Gerçek Değişim mi Yoksa Makyaj mı?”. Korkum bu görevin, partinin yerleşik statükosuna, örgütün gelenekselleşmiş kendi içinde tutucu ellerine teslim edileceğiydi. Bakın ne söylemişim: “Birinci soru şu: Örgütten gelen özgürlükçü değişim taleplerini kimler değerlendirecek ve metinleştirip hazırlayacak? Böyle bir değişimi gerçekten talep edenler mi yoksa, parti içi tepkileri dindirmek için yenilikçi görünen hamleleri içerecek ama işin özünde partinin ruhsal ve davranışsal kilidini örgütün eline vermeyecek, sadece makyajlanmış bir tüzük oluşturmayı hedefleyenler mi?”

Birkaç hafta önce, çalışkan ve başarılı Genel Başkan Özgür Özel ile makamında yaptığım görüşmede, kendisine bu rahatsızlığımı hatırlatmıştım. Özel’in, partinin kapılarını açma ve demokratikleşme konusundaki samimi arayışlarına inandığımı ancak bunu kaleme alacak parti içi güçlerin aynı duyguları paylaşmalarının zor olduğunu naçizane düşüncelerim olarak kendisine iletmiştim. 

Tüzüğü bu yıl kaleme alanlar ve komisyonda öne çıkanlar, 81 ilin başkanları. Hepimiz biliyoruz ki, İl Başkanlığı parlamentoya giden yolun en köşeli taşlarından biridir. Dolayısıyla genel başkana bağımlı bir kadro yapısının sağlam bir blok olarak parti içi iktidara oturması ve has mensuplarını şık parlamenter koltuklara yerleştirmesi, yerleşik düzenin yıllardır bilinen standart senaryosundan başka bir şey değildir.

Tüzüğün yenileşmesi sürecinde maddeleri yeniden yazanlar, partinin halkla bütünleşmesini isteyen ve bu doğrultuda yıllardır yapıcı eleştiriler getiren hukukçular, anayasa hukukçuları, demokratik kitle örgütleri önderleri, muhalif yazarlar, parti içi muhalefetin kanaat önderleri gibi isimler olmalıydı. Ama olamadı. Aynen yazıda belirttiğim şekilde bugüne kadar CHP’nin yıllardır süren akışında Genel Başkan’ın kadrosuyla siyasette belirli koltukları güvenle ve sırayla atlayarak milletvekilliğine ulaşmak isteyenler, yıllardır garantili sonuç veren şablondan ne yazık ki uzaklaşmak istemediler. 

Sizi tüzük maddelerine boğmadan bazı örnekler vermek istiyorum. Bir tüzüğün parti içinde demokrasi açısından önemi ister il veya ilçe başkanlığı ister belediye başkanlığı ister milletvekilliği veya parti meclisi üyeliği ya da genel başkanlık için soyunanların bunu yapabilecek fırsatı bulabilmeleridir. Mesela bunun için parti içi iktidarın genel kurullara veya kurultaya blok liste ile girme inadından vazgeçmesi lazımdır. Ne yazık ki “yeni” tüzükte her ne kadar Madde 51 Fıkra 4, “çarşaf liste esastır” dense de, hemen altında Fıkra 5 ve 6’da öğreniyoruz ki kongre veya kurultay karar verirse delegelerin onda birinin teklifiyle blok listeye geçilebiliyor! Aynı şekilde, her ne kadar Genel Başkan Özgür Özel yüksek sesle “Herkesin çarşaf isteğiyle seçilmesi lazım, hiçbir milletvekilinin merkez yoklamasına güvenmemesi lazım” dese de son kertede yine bu tüzükten öğreniyoruz ki, Parti Meclisi’nin bütün siyasi görevler için adayları kararına göre “merkez yoklaması” ile de saptayabilir! 

Yine getirilen “Üç dönemden fazla üst üste milletvekili seçilemez” kaidesi her ne kadar çok demokratik görünse de bu kaideyi de delmek için tüzük birçok önlem almış! Mesela, Madde 52 Fıkra 9’da “Ön seçim, örgüt denetiminde ön seçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması yöntemlerinde dönem koşulu aranmaz.” Ama ardından bu da yetmemiş ve şu ek gelmiş: “Partinin milletvekili bulunmayan seçim çevrelerinde milletvekili çıkarmak veya bu seçim çevrelerinde partinin oyunu yükseltmek amacıyla Merkez Yönetim Kurulu’nun önerisi Parti Meclisi kararıyla dönem kuralı uygulanmayabilir”. Daha sonra üç dönem kuralında Madde 55 Fıkra 7, yerel seçimlerde de nasıl yaşama geçirileceği kaleme alınırken, bakın ne denmiş: “Bir kişi en fazla üç dönem üst üste belediye başkanı, belediye veya il genel meclis üyesi seçilebilir. Önseçim, örgüt denetiminde ön seçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması yöntemlerinde dönem koşulu aranmaz”. Böylece sonsuz belediye başkanlığının önü açılmış! Ama o da yetmemiş: “Seçim devresi çevresi değişikliğinde dönem istisnası Merkez Yönetim Kurulu önerisi Parti Meclisi kararıyla uygulanabilir.”

Ayrıca Madde 51 Fıkra 2, daha önce yıllardır kurultay konuşmalarına ve yazılı olarak yaptığım ikazlara karşın, farklı adaylara delegeler imza veremeyeceği için, delegelerin belirli bir adaya verdikleri “tercih imzası” kalıcı bir deklare seçim oyu haline dönüşüyor. Şöyle ki, o delegeler artık yalnız o adaya yapışmış oluyorlar; bu da iki, üç veya dört adaylı bir seçimde adeta partinin gergin saflara bölünmesini körüklüyor. Evet, yeni tüzük, gerekli imza adedini azaltmış ve denetime almış. Ama buna rağmen genel başkan seçimi ve aynı mantıkla yapılan il veya ilçe başkanı seçimleri de illegal hale geliyor. Şöyle ki Madde 19 Fıkra 1, Genel Başkan’ın kurultayda “gizli oyla” seçilmesi gerektiğini kayıt altına alıyor. Hâlbuki tek adaya deklare olarak dayatılan imza şartları nedeniyle, Genel Başkanı seçen oyların en azından bir kısmı bu gizlilik maddesine uymuyor. Bu ağır çelişki de seçimin yasallığını bozuyor. Bunu görmek zor değil, ama ne var ki 2003 yılında Baykal ekibinin kendi iktidarlarını korumak için aynı gün tüzük darbesi yapıp aynı kurultayda uygulamaya başladıkları bu ucube sistem, bu büyük değişim kurultayında da olduğu yerde kaldı! Hem de sayısız ikaza rağmen…

GENÇLERE VE KADINLARA KOTANIN BÜYÜK ÖNEMİ 

Bu arada çok alkışlanacak bir hamle, 56. Maddede ele alınan kadınlara ve gençlere ayrılan kota konusu. Genel Başkan Özgür Özel’in ısrarla üstüne bastığı bu kotaların %30 ve %50 arasında, önümüzdeki dört kurultayda yükselerek, özellikle cinsiyet kotasında tam eşitliğe ulaşacak olması, müthiş bir devrim. Fakat, mühim olan nokta tabii şu: en önemlisi, bu kotaları tüzüğe yazmaktan çok daha önemlisi, bu kotaların gerçekten bu şekilde ödünsüz olarak uygulanması! Yani ister yerel, ister genel, ister parti içi olsun, o seçimler bittiğinde kadın ve  genç sayısının, kotanın tarif ettiği yüzdeye ulaşıp ulaşmadığını göreceğiz. Tek temennim Özel’in gurur duyarak sunduğu bu değişimlerin, parti içi bürokrasi tarafından, çeşitli yöntemlerle eritilmemesi, kırpılmaması, tam tersine teşvik görmesi. Bu arada çeşitli geniş Danışma Kurulları’nda gençlere ve kadınlara, Partili kitle örgütü ve sendika liderlerine yer açılması da önemli bir gelişme.

Değişim Kurultayı’nın ilk gününde yaptığım konuşmada süre çok kısa olmasına rağmen hızlıca bu konulara değindim. Ayrıca yapılması şart olan bir değişimi daha hatırlattım: “Genel Başkan veya MKYK veya Parti Meclisi, CHP Kurultayı’ndan altı ay öncesinden itibaren hiçbir tüzük değişikliği öneremez, Parti’nin işleyiş çarkını, yöneticilerin ve adayların seçilme yöntemlerini değiştiremez.” CHP tarihinden alınmış bu büyük ders de maalesef tüzüğe yansımadı. Hatırlattığım bir başka konu 35 yıldır her birine katıldığım kurultayların hiçbirinde, Genel Başkan’ın lehte ve aleyhte konuşmaları dinlememesi ve bunun açtığı demokratik yaraydı. “Genel kurulları dev stadyumlarda yapılmasına rağmen, Fenerbahçe’de Ali Koç bütün eleştirileri tartışmasız not alarak dinliyor ve hepsine cevap veriyor; bu bir örnektir” dedim. Ne mutlu bizleri ki hiç olmazsa son tüzük kurultayının ilk günündeki yoğun konuşmaları Genel Başkan ve parti üst yönetimi dikkatle dinlediler.

Genel Başkan Özgür Özel’le birkaç hafta önce makamında yaptığım görüşmede kendisi bana iki dönem üst üste seçim kaybeden genel başkanın istifa edeceğini ve bu konuda daha önce de dile getirdiği bu kararında ısrarcı olduğunu vurguladı. Ama ne yazık ki bu da yeni tüzüğe yansımadı! Demek ki burada da temmuz ayında yazdığım makaleye dönüş yapıyoruz! Bu tüzüğü kaleme alanların genel başkanları hakkında böyle bir ifade kullanmaya eli varmamış, çünkü biliyorsunuz birçok “kraldan fazla kralcı” vardır etrafta! 

Onca değerli partilinin görüşlerini de değerlendirdikten sonra sorumluluğunu üstlenerek kaleme aldığım Demokratik Dijital Devrim tüzüğünde bambaşka bir dünya vardı. Çarşaf liste tartışmasız şarttı, blok liste kaldırılmıştı. Delegelik kaldırılmıştı, her üye ile ön seçim tartışmasız D3 yöntemleriyle yapıldıktan sonra var olan partiler yasasıyla uyum için belirli teknik hamleler yapılıyordu. İki büyük seçim mağlubiyeti alan başkan ayrılıyordu. Seçimler için dönem şartı vardı ve bunu delmenin yolu yoktu, milletvekili üç dönem parlamento kalmışsa en az bir dönem dışarıda olacaktı. 

İçine doğduğum evde Dr. Suphi Baykam, Demokrat Parti faşizmine karşı İnönü’nün en genç milletvekillerinden biri olarak CHP saflarında büyük bir mücadele veriyordu. Gerek 27 Mayıs devrimi, gerek ortanın solu, büyürken soluduğum temel özgürleşme arayışlarıydı. Babamın uzun yıllara yayılan yoğun siyasi kariyeri, doğal akışta benimkine bağlandı ve 75 yıldır bu mücadelenin sorumluluğun üstlenildiği bir hanede yaşıyorum. 

CHP’nin demokratikleşmesi için fiili olarak 35 yıldır verdiğim mücadele bir yana, genel başkan adayı olduğum 2003 yılından beri tüzük ve partinin halka açılması için de ayrıca açık bir mücadele veriyorum. D3 tüzük çalışması, Sayın Kılıçdaroğlu 2010’da henüz Grup Başkan Vekiliyken ve daha sonra genel başkanlık döneminde 2021’de çok daha gelişmiş ve detaylı bir haliyle olmak üzere iki kere kendisine teslim edildi. Ardından üç hafta önce de tekrar uzun bir görüşmede Sayın Özel’e sundum bu belgeyi.     

Bugün, Türkiye’nin ana derdi bir “saray” ile özdeşleşmiş tek adam rejiminden kurtulup tekrar özgür siyaset ortamına ve demokratik parlamenter rejime dönmek. Bunu da başarabilmek için Türkiye’nin CHP’den başka bir gücü yok. CHP’nin daha da güçlenerek tek başına iktidar olabilmesi partinin tam demokratikleşmesi gerektiğini savunan bizler için en büyük hedef. 

Bu sütunu takip edenler bilir, son CHP Olağan Kurultayı’nda değişimi savundum ve Özgür Özel’i destekleyen sert bir konuşma da yaptım. Öte yandan ana hedefimizin seçimler sonrası dönemde CHP Tüzüğü’nü demokratikleştirmek olduğunu ve daha önemli hiçbir hedefimiz olamayacağını parti içi demokrasi grupları olarak topluca savunduk. Yıllardır partinin evrensel standartlarda mükemmel bir demokratik yapıya ulaşması için beraber kafa yorduğumuz değerli dostum Ercan Karakaş’a, son dönemde bu konuda yoğun çabalar harcayan Örsan Öymen de katıldı. Son aylarda sıklaşan diyaloglarımızla, geçen hafta yapılan kurultayı da salonda yan yana izledik ve birbirini tamamlayan ve ikazlarını esirgemeyen yapıcı eleştirel konuşmalar dile getirdik. Kurultay’a katılan Hurşit Güneş, Nihat Matkap, Ali Şeker gibi başka değerli arkadaşlar da benzer ikazlar yaparak tartışmasız önseçim taleplerini paylaştılar. Fakat tüzükte yapılması öngörülen değişiklikleri içeren 24 sayfalık kitapçık maalesef o cuma günü, ancak öğleden sonra salonda bizlere dağıtılabildi. Yani CHP’nin anayasası sayılacak bir tüzüğün değişiklik tartışmaları için, kitapçığa ancak kısaca göz gezdirerek fikir sahibi olup ona göre eleştirel bir konuşma yapmanız gerekiyordu. Tabii bizler gibi çok uzun dönemlerdir bu işi ana derdi ilan etmiş partililer dışında, maalesef birçok delege neyin ne olduğuna veya hangi değişikliğin ne getirdiğini tam anlayamadan, detaylara bakamadan tartışmadan kabul etmek durumunda kaldılar. 

Sayın Genel Başkan’la yaptığım özel görüşmede endişe duyduğum konular aynen söylediğim şekilde yaşama geçti. Tüzüğü kaleme alanlar, kendisinin samimi demokratik taleplerini/kararlarını bile tüzüğe yansıtmaya çalışmadılar.

Ben Özgür Özel’i enerjisi, toparlayıcılığı, topluma güler yüzle ve kucaklayıcı olarak yansıyan kimliği ile beğeniyorum ve destekliyorum. Bu kurultayda neden demokratik hedeflere ulaşılamadığını yalnız benim değil başta Ercan Karakaş ve Örsan Öymen olmak üzere WhatsApp gruplarından da yapılan yapıcı eleştirilerle beraber toparlayıp her birini okumasını ve gerçekten büyük bir devrim yapabilecek lider kimliğini geliştirmesini bekliyorum. Bu sizi şaşırtmış olabilir ama söylediklerime inanıyorum. Özellikle Cumhurbaşkanlığı adaylığına heves göstermeden, iktidarın sunduğu bu tuzağa düşmeyip CHP Genel Başkanı kalmak istemesini de saygıyla karşılıyorum. 

Ayrıca unutmayalım ki bütün yaptığımız eleştirilerimize rağmen CHP, Türkiye’nin bütün partileri arasında tartışmasız en demokratik parti!

Yazarın Son Yazıları

Demokrasi korkusu ve aşkı!

Muhalif belediyelere yönelik saldırı son sürat devam ediyor.

Devamını Oku
08.10.2026
Karanlık dünyanın yıldızları var

Ya sabır! Nasıl bir senaryonun içine düştük?

Devamını Oku
01.10.2026
Fonlar ve Ponzi sistemi

Fon vurgunu ve milyarlarca dolarlık krizin yarattığı deprem, medya tartışmalarının ve halk sohbetlerinin merkezine oturdu.

Devamını Oku
24.09.2026
AI sonumuzu böyle getirebilir!

Hiç kimseyi korkutmak istemiyorum.

Devamını Oku
17.09.2026
Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!

Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!

Devamını Oku
14.09.2026
Bay Kemal, yine gündemini yarattı!

Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.

Devamını Oku
10.09.2026
İktidar borazanları-butlan kargaşaları

Türkiye’de iktidarı destekleyen gazeteci olmak da zor!

Devamını Oku
03.09.2026
Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Devamını Oku
28.08.2026
Buyurun buradan yakın!

Ülkenin hak etmediği gündemler okyanusunda yüzdüğü kesin.

Devamını Oku
27.08.2026
İmamoğlu’nun savunma hakkı ve Bay Kemal duruşu

Hangi dönemde olursa olsun, gözaltındaki veya tutuklu her insanın savunma hakkı kutsaldır.

Devamını Oku
20.08.2026
Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Devamını Oku
16.08.2026
Çerçeve yasa ve artçı şokları

Açık konuşalım, siyasi gündemimiz, konjonktürümüz, her şey birdenbire beklediğimizin ötesinde ciddi bir deprem yaşadı.

Devamını Oku
13.08.2026
Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Devamını Oku
06.08.2026
En büyük siyasi devrim!

Lütfen yanlış anlamayın; bugün görüşülen ve çok şüpheli bir geleceğe çanak tutan terör yasasından değil, Özgür Özel sayesinde kendilerini artık doğrudan siyasi kararların bir parçası olarak hissedecek milyonlardan söz ediyorum.

Devamını Oku
06.08.2026
YENİ Parti ve yarattığı dalgalar

Hayırlı olsun, Yeni Parti kuruluşunu tamamladı!

Devamını Oku
30.07.2026
Halk Yeni Parti için liderine yetki verdi!

Bundan iki ay ve iki gün önce, iki yıldır bir kumpas olarak hazırlanan mutlak butlan rezilliği sonuca ulaştı.

Devamını Oku
23.07.2026
Medyacılar-siyasetçiler: Bilmiyorsanız lütfen susun!

Mutlak butlan ve süregelen 1001 “Kemalvari” komplo yerine, bu hafta önemli bir başka ikaz yapmak istiyorum.

Devamını Oku
16.07.2026
Terminatör Sinner Wimbledon'u yine kazandı: Zverev yine direkten döndü

Terminatör Sinner, Wimbledon’ı yine kazandı ve üst üste ikinci kez bu büyük şampiyonluğa ulaşarak beşinci Grand Slam turnuasını aktifine yazdırdı!

Devamını Oku
14.07.2026
NATO-Silivri hattı

Gündem nedir?

Devamını Oku
09.07.2026
Yeni oluşumun vakti geldi!

Tarihi günler, haftalar, hatta aylar yaşıyoruz.

Devamını Oku
02.07.2026
11 örnekte kırılan dingil!

Birinci sahnemiz, milli takımdan...

Devamını Oku
25.06.2026
CHP’de gergin bekleyiş​​​​

Fakat bu günlerde durum daha da sıkıcı bir hal aldı. “CHP” dediklerinde mecburen “Hangi CHP?” demek zorunda kalıyorum. “KK’nın butlancı partisinden mi, yoksa Atatürk’ün kurduğu; laik, sosyal demokrat, Özgür Özel’in Türkiye’de birinci parti yaptığı gerçek CHP’den mi?”

Devamını Oku
18.06.2026
Bay Kemal’in CHP’yi yıkma çabaları!

Değerli dostlar, Atatürk’ün partisinin resmen cehennem ateşine atılıp Özgür Özel’e her açıdan tuzaklar kurulurken, bizlere düşen kendisine ve yol arkadaşlarına destek olmaktır; onların saflarında mücadele etmektir. Lütfen artık onlara olan inancınızı öne çıkarın, alkışlayın ve yaşadıkları kumpasa mani olun! İhtiyacımız budur.

Devamını Oku
11.06.2026
CHP bölünmedi, saldırı altında!

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile yaptığımız güzel bir etkinlikten sonra kaleme aldım bu yazıyı.

Devamını Oku
04.06.2026
Mutlak şizofrenik kriz

Mutlu bayramlar Türkiye!

Devamını Oku
28.05.2026
CHP nasıl ‘güvenli kilit’ hattında siyasetçi bulabilir?

Adeta bir “rüzgâr gülü” gibi siyasi parti değiştirebilen, vatandaşın yüzüne hiç rahatsızlık hissetmeden bakmaya devam ederek siyaset yapmayı sürdürebileceğine inanan farklı bir insan türü ortaya çıktı.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir ‘casusluk’ (!) davamız eksikti

Mühim olan RTE’nin bir numaralı rakibini, onu daha önce İstanbul’da dört kere yenmiş olan Ekrem İmamoğlu’nu nötralize etmek olduğu için her koldan yeni denemeler yapıyorlar.

Devamını Oku
14.05.2026
‘Barış koordinatörü’ mü dediniz?

Sayın Devlet Bahçeli gündem yaratmaya çok meraklıdır.

Devamını Oku
07.05.2026
Özgür Özel kendi limitlerini aşarken...

Özgür Özel ısınmış pinball gibi, sürekli oyunda kalan, enerjisi hiç düşmeyen (!) Türkiye’nin sorunlarını ülkeye yayma konusunda dinlenmeden çalışıyor!

Devamını Oku
30.04.2026
Silivri’de ‘déjà vu’ yaşıyoruz

İBB davaları kaçınılmaz şekilde insana déjà vu yaşatıyor.

Devamını Oku
23.04.2026
CHP sinsi senaryolara karşı

Dünyada yaşanan korkunç savaşlar, önce gündeme sonra tarihe kaydoluyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Bir yiğit tanıyorum Silivri’de...

Dün Silivri’de bizleri en candan şekilde selamlarken gülen yüzü, kararlı vücut dili ve yaydığı enerjisiyle bizlere inanç katan yine kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.

Devamını Oku
02.04.2026
Hukukun çivisi çıkmış!

Nasıl korkunç bir girdaba kapılmışız şu kısa ömürde...

Devamını Oku
26.03.2026
Ortaylı ve Özel üzerine

Her ölüm erken, her ölüm zamansız...

Devamını Oku
19.03.2026
Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026