CHP ikazları dikkate almalı

CHP ikazları dikkate almalı

12.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir. Partiyi sürekli olarak desteklememe rağmen hiçbir yapıcı eleştiriden de kaçınmadığım çok iyi bilinir. Hatta zamanında CHP genel başkanlarını çok daha sert eleştirdiğimi de birçok kişi hatırlar. 

Neden mi bunları hatırlatıyorum? Çünkü bir partinin genel başkanı veya üst düzey yöneticileri, “ciddi bir rota hatası yaptıklarını” söyleyen insanlar olduğu zaman hemen kalkanlarını kuşanıp koruma moduna geçmektedirler. Fakat bu makalenin yazarı için böyle bir refleks olamaz. Kendi çıkar ve pozisyonumun tamamen dışında, Atatürk ve demokrasi için CHP’yi ne kadar ödünsüz savunduğumu Özgür Özel de Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere bütün örgüt yakından bilir.  

Bu sancılı dönemde, CHP’nin yarım asır sonra tekrar “Türkiye’nin birinci partisi” olması, toplumun Atatürkçü ve muhalif kesimlerini mutlu eden bir gidişat olarak dikkat çekmektedir. Halkımız ekonomik olarak kendini neredeyse iflas konumunda hissederken, beklentisinin üçte biri boyutunda bir fileyle pazardan eve dönerken, emeklinin barınma ve geçinme gibi yaşamsal temel ihtiyaçları sürrealist bir beklentiye dönüşmüşken CHP’nin halkımıza umut saçabilmesi ve 80 mitingle yurdun her yerini sallaması Ana Muhalefet Partisi’nin artı puanlarıdır.

CHP’Yİ İKAZ EDEN YAZILAR YAĞIYOR! PARTİ FARKINDA MI?

Ne var ki, halktan aldığı rüzgârın etkisiyle sanki “A’dan Z’ye her konuda seçmenini istediği gibi yönlendirebilme” hevesiyle çok tehlikeli sulara girmiştir. Benim de davetli olarak izlediğim “Barış ve Demokrasi” panelleri, geçen hafta da endişelerimi kaleme almama neden olmuş riskli bir buluşmaydı. Haftada bir makale yazan biri olarak, Türkiye’nin ve dünyanın ağır konjonktüründe, aynı konuyu iki hafta üst üste işlemem istisnai bir durumdur. Ama hiçbir tereddüt taşımadan “Barış Süreci” ile ilgili ikinci yazımı da toplumla ve CHP örgütü ile paylaşma ihtiyacı hissettim. 

Bugün CHP’yi yöneten, alkışladığımız genç, enerjik ve çalışkan kadroların önemli bir açığı olabilir. Her ne kadar Sayın Genel Başkan, parti büyükleriyle ve eski genel başkanlarla çok değerli bir ilişki götürerek, her daim görüşerek fikir alışverişinde bulunsa da, kadrolarında uzun yılların tecrübesine sahip, kökten partili isimler pek görülmemektedir. Halbuki başkan ve yönetici kadroları, bin bir büyük dert ve faşizm ile mücadelenin girdabındayken, onlardan tartışmasız şekilde daha deneyimli olan isimler, yaklaşmakta olan diğer ağır tehlikeleri, tüm çıkarlarından arınmış bir şekilde görebilirler ve bunları partinin genel Başkanına, önde gelen yöneticilerine ve örgütüne hatırlatmak durumundadırlar. Parti aidiyeti, disiplini ve Atatürk Cumhuriyeti’ne bağlılık kaçınılmaz şekilde bunu gerektirir. Atatürk “Doğruları söylemekten hiçbir zaman kaçınmayınız” cümlesini bu ortamlar için sarf etmiştir.

Konu hakkında kaleme aldığım ilk yazının çıktığı 5 Şubat günü, 12punto.com’da Bahadır Selim Dilek, 7 Şubat günü Cumhuriyet’te değerli sütundaşlarım Örsan Öymen ve Işık Kansu, medya-siyaset.com’da Tevfik Kızgınkaya, 8 Şubat’ta yine 12punto.com’da Meriç Köyatası, 9 Şubat‘ta Cumhuriyet’teki röportajında Uluç Gürkan, medya-siyaset.com’da Suay Karaman, academic.edu sitesinde kaleme aldığı “Türkiye’nin En Büyük Partisi, Kararsızlar Partisi” araştırmasını yayınlayan Haluk Dural, ve eminim denk gelmediğim başka yazarlar ve araştırmacılar, aynı konuda benzer ikaz yazılarını üst üste paylaştılar. Bu tabii ki bir tesadüf olmaktan uzak, CHP’yi bekleyen büyük tehlike hakkında uyarmak isteyen duyarlı insanların cesur tepkileri. Merkez sağda Dr. Vecdet Öz ve Doğru Parti Başkanı Rıfat Serdaroğlu gibi dürüst ve cesur Cumhuriyetçi isimler de var. Onların da son günlerde artan tepkilerini ve savundukları eleştirel çizgiyi de bu hatırlatmalara ekleyebilirim.

CHP’NİN ÖNÜNDE İKİ FARKLI YOL VAR! HANGİSİNİ SEÇECEK?

CHP’nin önünde iki alternatif var. İlki şu anda seçtikleri yol: “Ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Doğru yoldayız, sorumluluklar alıyoruz ve savunduklarımız haklıdır.” İkinci yol ise “Çıkarı olmayan onca insan aynı anda bu ikazları yapıyorsa, demek ki yapmamız gereken ivedi bazı şeyler var!” demeleridir. “Bu kişilerle bir an önce bir araya gelip Barış ve Demokrasi oturumlarında göremediğimiz bakış açısını görmeliyiz, ikazlarını dinlemeliyiz, böylelikle halkımızın CHP’nin izlediği yol ve kullanılan ‘değişik’ terminolojiler hakkında ne düşündüklerini öğrenmeliyiz.” diye düşünmelilerdir. Korkmadan acil anketler de yaptırarak halkın gerçek düşünceleriyle yüzleşmesi lazım CHP’nin. 

Sonuçta CHP’nin hangi yolu seçeceği hem Türkiye’nin kaderini belirleyecek hem de partinin başarısını veya başarısızlığını yönlendirecek… Çünkü CHP, herhangi bir partinin herhangi bir seçimde başarılı olup olmamasının çok ötesinde büyük bir sorumluluk alanını temsil ediyor, Cumhuriyet’in geçmişini, geleceğini ve bugününü omuzlarında taşıyor... CHP bu kadar ağır bedeller ödendikten ve zorlu yollardan geçildikten sonra, buna benzer riskler alıp bir çuval inciri berbat edemez. Artık yalnız kendisini temsil etmediği için buna hakkı yoktur.

Pozisyonunu değiştirmeden aynı noktada durmaya devam etmek, belki çok pratik bir yol olarak görülebilir. Ama bunun partiye vereceği zarar dev boyutlarda olur. Çünkü CHP’nin partinin üst yönetim kademelerinden farklı bir örgüt yapısı ve seçmen kitlesi vardır. 

CHP, 1994’TEN DERS ALMALI, SEÇİMLERİ RİSKE ETMEMELİ

CHP seçmeni, Türkiye’nin laik, demokrat, Atatürkçü, ulusalcı yapılarını temsil eder. Atatürkçülük, üniter devlet ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini kimse sorgulatamaz onlara... Ve zannetmeyin ki, onlar partinin üst katlarından talimat alırlar. Onlar bağımsızdır. Partiye oy verdikleri zaman bunu inandıkları için yaparlar, mecburiyetten değil. En kötü ihtimalle “ehvenişer” olarak oy verirler. Ama ortada başka siyasi gerçekler vardır: Şayet CHP seçmeni Atatürkçülük konusunda büyük gaflar yapıldığına inanırsa, hatırı sayılır oranda bir oy Zafer Partisi ve İYİ Parti’ye kayabilir. Halbuki ana konu, tersine, CHP’nin Zafer Partisi ve İYİ Parti’yi, sağ-sol demeden Cumhuriyetçi cepheye mutlak ittifak içinde dahil etmesidir.  

Bahsettiğim oran belki CHP oylarının en az %10 veya %15’i olabilir. Ama bu konjonktürde bunların ne kadar büyük rakamlar temsil ettiğini ve seçim sonuçlarını nasıl etkileyebileceğini düşünebilirsiniz.

Çünkü partinin başarı simgesi haline dönüşen mitinglerdeki halkın Cumhuriyet’e bakışları ile Barış ve Demokrasi panelinde sunulan emperyalizmin desteklediği ayrılıkçı görüşlerin hiçbir ortak noktası yoktur. Daha açık olayım, CHP yöneticileri o büyük mitinglerin kitlelerine bakıp erken bir zafer sarhoşluğuna düşerek “Nasıl olsa bizim kemik oylarımız cepte; bu politikayı izlersek Kürtlerin oyunu da alırız” diyemezler! Bunu düşünmeleri bile maalesef CHP’yi ve Türkiye’yi bir felakete götürür.

Bu satırların yazarı, 1993-94 yerel seçimleri öncesinde “Taban Operasyonu” ile benzer ikazları sol parti liderlerine taşırken, muhataplar Ecevit, Baykal ve Karayalçın’dı. Allah uzun ömür versin, Karayalçın yaşıyor… Sayın Özel ve mesela Sayın Ali Mahir Başarır, o günlerde zannediyorum üniversiteye yeni başlamışlardı. Kendilerinden ricam, mesela Sayın Karayalçın’la konuşsunlar. O ikazlar nasıl ısrarla geldi, buna rağmen solda bölünmelerle girilen o yerel seçimlerin bedelini Türkiye olarak aradan 32 yıl geçtikten sonra bugün hala nasıl ödemeye devam ediyoruz, ilk elden öğrensinler. Eminim bugün Sayın Karayalçın da zamanı geriye alıp, o ikazların gereğini yapmak isterdi. 

Önümüzdeki seçimleri kazanmak için %1 oyu bile küçümseme hakkı yok CHP’nin. Her muhalifi, her anti-emperyalist Cumhuriyetçi bireyi kazanmak durumundadır. Bölünmelere neden olmak yerine, tersine bütün merkezin gücünü Cumhuriyet doğrultusunda birleştirmeliler.

Bizler CHP’nin bu komisyona katılmaması gerektiğini söylüyorduk; bize verilen gerekçeli yanıt mealen şuydu: “Tehlikeli olan bu komisyonun içinde CHP’nin olmamasıdır. Neler konuşulduğunu bilmemek ve hazırlanan bir tezgâhtan bile haberimiz olmayacak olmasıdır tehlike. Bizim orada olmamız bir sigorta görevi görüyor olacak.”

Şimdi görüyoruz ki, CHP “dışında kalmayalım, neler konuşulduğunu görelim” anlayışının ötesinde, adeta bu trenin makinisti olmak istiyor. Bahsettiğimiz tehlike bu. İster ulusal ister uluslararası siyasette olsun, AKP ve MHP liderlerinin 180 derecelik dönüşlerini hiç kimse yadırgayamaz. Belki de “bombayı” CHP’nin kucağına koyup kaçacaklar… Ondan sonra CHP istediği kadar “ama hepiniz oradaydınız” desin, bu manevra kabiliyetleri hiçbir zaman kendisinde olamayacağı için, SHP döneminden de rücu edecek geçmiş faturalarla beraber oluşacak durumun ana sorumlusu haline dönüştürülecek… 

Ondan sonra da CHP’nin pişmanlıkları fayda etmeyecek! SHP ve Kılıçdaroğlu dönemlerinden ders alınmadıysa, şimdiden avucunda zannettiği seçim zaferi, belki de uçup gidecek. Bu alınabilir bir risk değil! 

CHP’nin çok değer verdiğim Genel Başkanı Özgür Özel ve Parti’nin bütün yöneticileri ve örgütünün algılamasını temenni ettiğim ana konu şu: Yukarıda her birinin okumasını rica ettiğim ikaz makalelerinden biri Türkiye’de hala en büyük partinin “Kararsızlar Partisi” olduğu gerçeğini hatırlatıyor. İşte bu nedenle CHP, siyasetini belirlerken, kararsız oyları kaybetmek değil, tersine, kazanmak için bütün dikkatini ve özenini ortaya koymaya mecbur! Bütün ikazlar ve bu da dahil olmak üzere tüm makalelerin tek hedefi, CHP’nin, MHP ve iktidar ortağının oluşturduğu bu komisyon masasından zarar görmemesi, yani Parti’nin ve ülkenin “iyiliği için”. Unutmayın, sonuçta bu insanların hepsi iktidarın demokratik yollarla değişmesini istiyor.

Zaten konu seçim, oy ve parti başarısı olmadan çok daha önce, Cumhuriyet’in ve Atatürk devrimlerinin bekası… 

Yazarın Son Yazıları

CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025