19 Yıllık AKP İktidarlarında Yoksulluk - Gürsel EROL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

19 Yıllık AKP İktidarlarında Yoksulluk - Gürsel EROL

29.01.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP’nin iktidar olduğu 2002’den bugüne kadar bütün seçim kampanyaları boyunca meydanlarda CHP’nin iktidar olduğu 70’li yıllara yönelik tüketim malları ile ilgili kuyrukların oluştuğu söylemi tarihi çarpıtmadan ibarettir.

Öyle ki CHP’nin 1974’te MSP ile kurmuş olduğu koalisyon hükümeti 10 ay, 1978’de kurmuş olduğu hükümet ise yalnızca 11 ay görevde kalmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da o dönem gençlik kolları başkanı olarak yer aldığı, AKP’nin her zaman mirasçısı olmakla övündüğü, Erbakan’ın MSP’si ile kurulan Ecevit hükümeti 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nı düzenleyerek Kıbrıs’ın elimizden çıkmasını önlemiş, adadaki varlığımızı güvence altına almıştır.

Türkiye bu haklı ve meşru müdahale sonrası dünya ülkeleri tarafından büyük bir ambargoya maruz kalmış, 1973 Arap-İsrail Savaşı nedeniyle başlayan dünya petrol krizi ile de ülkemizde sıkıntılara neden olmuştur. Ayrıca, 1970’lerde yaşanan kuyruklar yalnızca kısa süreli CHP iktidarları döneminde değil, dönemin milliyetçi cephe (AP, MSP, MHP) hükümetleri döneminde de yaşanmıştır. Bilinmelidir ki 74 Petrol Krizi” neticesinde o dönem başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkeleri ve Amerika dahi petrolü karneye bağlamıştır.

80 YILIN BİRİKİMİ 19 YILDA ERİDİ

50 yıl geriye gidip tarihi gerçekliklerden kopuk çarpıtmalarına devam eden AKP’nin, iktidar olduğu 19 yılın sonunda ülkemizi getirdiği yokluk ve yoksulluk manzaraları 21. yüzyıl Türkiyesi’ne yakışmayacak düzeydedir. 1986’dan AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılına kadar toplam 8.2 milyar dolarlık özelleştirme yapılırken, 2002’den günümüze 62 milyar dolarlık özelleştirme yapılmıştır.

TEKEL, TÜRK TELEKOM, TÜPRAŞ, ERDEMİR, PETKİM gibi devasa yerli ve milli işletmeler başta olmak üzere 2002-2019 döneminde gerçekleştirilen uygulamalar kapsamında, 11 liman, 98 elektrik santralı, 50 tesis ve işletme, 11 otel, 3 bin 917 taşınmaz ve araç muayene hizmetleri ile maden ruhsatları, makine-teçhizat, demirbaşlar, isim hakları, hizmet araçları ve markalar, varlık satışı, işletme ya da imtiyaz hakkı devri yoluyla özelleştirilmiş, 80 yıllık Cumhuriyet birikimleri 19 yılda bir bir elden çıkarılmıştır.

AKP hükümetlerinin 62 milyar dolarlık özelleştirme gelirine rağmen 2002’de 129.6 milyar dolar olarak devraldığı dış borç bugün 435.1 milyar dolara yükselmiş, uyguladığı ekonomi politikalarıyla işsizlik sorununa çare olmamış, “Geniş tanımlı işsizlik oranı’’ yüzde 25’in üzerine çıkmış, istihdam oranı yüzde 44’lere gerilemiştir. 1985 yılından 2002 yılına kadar ortalama yüzde 8 olan işsizlik oranı, 2002’den günümüze -TÜİK’in hesaplamasına göre bile- ortalama yüzde 10.9’a çıkmıştır. 

AKP İLE CHP ARASINDAKİ FARK

Bugün asgari ücretin adeta normal ücret politikası haline gerek çalışanların yarısının asgari ücrete mahkûm olduğu, halkın düşen satın alma gücü nedeniyle temel gıda maddelerine bile erişiminin sınırlı olduğu, İstanbul gibi bir dünya metropolünde halkın üçte birinin açlık sınırında yaşadığı, toplamda 17 milyon yurttaşımızın yoksulluk sınırında bir ekonomi manzarası ile karşı karşıyayız. 

AKP’nin, tek parti dönemine dair söyledikleri de tamamen çarpıtmadan ibarettir. 60 milyondan fazla insanın yaşamını yitirdiği insanlık tarihinin en büyük acılarından biri olan İkinci Dünya Savaşı’na ülkemizi sokmamış, tek bir yurttaşımızın dahi burnunun kanamamasını sağlamış İnönü’lü Cumhuriyet Halk Partisi savaş sonrası tüm Avrupa açlık ve yıkımla boğuşurken 1946 yılında yüzde 32.1’lik bir ekonomik büyümeyi başarmıştır.

Sonuç olarak; ne tek parti dönemi ne de 1970’li yıllardaki CHP iktidarları dönemi ile ilgili eleştiriler tarihsel, siyasal ve de ekonomik açıdan doğrudur. Gerçek ise Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli ve güçlü hükümetlerini kuran AKP’nin ülkemizi getirdiği noktada; milyonlarca işsiz, açlık sınırında yaşayan milyonlarca yurttaşımız, pandemi sürecinde hayatını riske atarak sosyal yardımlaşmadan 400 TL yardım alabilmek için kilometrelerce oluşan kuyruklar, halkın her geçen gün düşen alım gücü, ithal tüketim malları cenneti haline gelmiş piyasa, 19 yılda faiz lobilerine 45 İstanbul Havalimanı yapabilecek büyüklükte 520 milyar dolar faiz ödemesi, çöplerden ekmek arayanlar, işsizlik ve sefalet nedeniyle intihar eden insanlarımızın görüntüsüdür.

İşte CHP ile AKP arasındaki fark buradadır. 1974’te Kıbrıs’ta ulusal menfaatlarımız gereği tüm dünyaya meydan okuyarak egemenlik haklarımıza sahip çıktığımız için ambargoya maruz kalmamız, bunun sonucunda da halkın alım gücüne rağmen bazı ürünlere erişim sıkıntısı yaşanmıştır.

47 yıl sonrasında ise onca özelleştirmeye, ülkeye giren milyarlarca dolar sermaye girişine ve AKP’nin 19 yıldır tek başına iktidar olmasına rağmen 2021 Türkiyesi’nde ülkenin her yerinden işsizlik, pahalılık, yüksek enflasyon, nesiller boyu sürecek borçlanma, yokluk, yoksulluk ve sefalet manzaraları görünmektedir.

GÜRSEL EROL
CHP ELAZIĞ MİLLETVEKİLİ

Yazarın Son Yazıları

Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025