Arkadaşlar ben Zazayım ve Türk’üm

26 Ocak 2016 Salı

Siyaset, muhalefeti iyi ve etkin yapmak demektir. (Zaten böyle yapınca, iktidar olunuyor.)

İyi ve etkin muhalefet ise ancak TBMM’de yapılıyor.

Bilgi, deneyim, cesaret ve en çok da cerbeze gerektiriyor.

Kamer Genç’te hepsi vardı.

O yüzden de son 30 yılda, partisi değilse bile 6 dönem hep iktidarda oldu.

***

“Yakın tarihimizde muhalefetin de siyasetin de en hasını bilen- uygulayan kimdir” sorusunun tek yanıtı elbette Süleyman Demirel’dir.

Onun “Kamer Bey, Meclis kürsüsünde harikalar yaratıyor!” demesi boşuna değildi!.. (13 Ocak 1994- Aktüel Dergisi.)

Ama bu “harikalar” Kamer Genç’e hep pahalıya mal oldu.

Arkadaşlar ben Zazayım ve Türk’üm

Turgut Özal’dan, Tayyip Erdoğan’a “lafı hak eden” muktedirlere defalarca ve on binlerce lira tazminat ödeyip durdu.

“Bir kere delmekle bir şey olmaz!” diyen Turgut Özal’ı bir defasında, “Çankaya ormanlarındaki zat” diye niteledi.

Birkaç maaşını tazminat diye ödemek zorunda kaldı.

Danıştay’da “tetkik hâkimliği” yaptığını hatırlatıp sormuştum:

“Cezaya ne diyorsunuz?”

Gülerek:

“Mahkeme, bu kararını herhalde Turgut Bey’in çok kıllı ve kısa boylu olduğuna atfen vermiş!” demekle yetindi.

***

Dilinin belasını seve seve çekti. Kaçak güreşmedi, lafları eğip bükmekten de, “ne şiş yansın ne kebaptan” da hep uzak durdu.

“Hem herro hem merro!” dedi.

2011’de AKP Grubu’na şöyle seslenmişti:

“Arkadaşlar bir kadının en güzel yeri kaşlarıdır, gözleridir. Başındaki kıllar değildir. Bunu örtme takıntınız niyedir?!”

Bu söz bile iktidar grubunu azdırmaya yetiyordu.

Sivri dilliydi ama küfürbaz değildi.

Öfkeliydi, kindar değildi. Dobra idi.

Kürsüde, mikrofonda ne ise sohbet sofrasında da öyleydi.

Gücünü “sahiciliği”nden alıyordu.

***

Sekiz saatlik bir oturumda 18 kere söz elde etmesi, TBMM İçtüzüğü’nü Meclis’i yöneten başkan vekilinden daha iyi bilmesindendi.

Bir ara Tansu Hanım’ın “topuk sesiyle devrim yapacağına inanıp” DYP’den aday oldu. Seçilmekle kalmadı, TBMM Başkanvekili oldu.

TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, biraz inceden dalga geçmek, biraz da dolduruşa getirmek için “Frak giyilmesi şef garsonluk” dedi.

Genç, Cindoruk’u tersledi:

“Frak, Cumhuriyetimizin bir geleneğidir. Bir tür iş elbisesidir. Bununla misafirliğe gidecek değilim. Bu gelenek sürmelidir. O kadar!” Beyaz Türkler kendisini, Kürt sanıyordu. O ise usanmadan “Arkadaşlar ben Zazayım Zaza!” diyerek düzeltiyordu.

Tayyip Erdoğan bir ara, HDP’i Selahattin Demirtaş’a “O da zaten Kürt değil Zaza!” demişti.

Her zaman olduğu gibi, maksadı biraz karışıktı.

Ama belli ki esin kaynağı Kamer Genç’ti!

***

“Tunceli”den hiç vazgeçmedi. Damardan Dersimli idi. Adını sürgünde iken vefat eden ünlü isyancılardan Usu aşireti lideri Kamer Ağa’dan alıyordu.

“Dersimli Kamer” olmayı değil, Cumhuriyete olan bağına işaret etmek üzere.

“Tuncelili Kamer olmayı” hep yeğledi Bunu vasiyeti ile de kanıtladı. “Türk bayrağı ile cemevinde tören ve köyüne defnedildi!.”

***

Meclis’teki altı döneminin üç döneminde birlikte olduk.

Bir gün kürsüde, adı lazım değil hâlâ önde gelen AKP’lilerden biri konuşuyorken, “Bir demokrasi tanımı verir misin?” demiştim:

“Demokrasi, elmadan söz etmek için kürsüye çıkan, ama ayvayı anlatıp duran armutların rejimi haline geldi.. Yazık ki yazık!”

Sadece Tunceli değil tüm Türkiye onu çok özleyecek.


Yazarın Son Yazıları

Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020