Talihsiz biçimde savaş gündeminin gölgesinde kalsa da CHP’nin dünkü sunumu büyük önem taşıyordu. Çünkü uzun zamandır ana muhalefet CHP’ye, “Sorunları nasıl çözeceksiniz, kiminle çözeceksiniz” soruları yöneltiliyordu. Muhalefetin iktidara ilişkin eleştirilerine kulak veren yurttaşlar, eleştirileri haklı buluyor ama önerilen çözümleri de öğrenmek istiyorlardı.
Aslında bu oldukça haklı bir talep ve beklentiydi. Seçmen umut besleyeceği ve güven duyacağı bir seçeneği arıyordu. İktidarın olağanüstü siyasal-yargısal kuşatması altında kalan ana muhalefet partisi, tam anlamıyla bir türlü kendi gündemini oluşturamıyordu. Kuşatmayı-ablukayı yarmaya çalışıyordu. Ancak bu saldırıyı göğüslemenin ve püskürtmenin yolu da milletle birlikte olmaktan ve iktidara hazırlanmaktan geçiyordu.
MİLLETLE BİRLİKTE
Bütün bunların ayırdında olan CHP yönetimi, kurultay sonrasında yeni bir yapılanmaya gitti. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ni (CAO) ve politika kurullarını oluşturdu. 18 ayrı başlıkla oluşturulan kurullar yüzlerce uzmandan yararlandı. Ortaya kapsamlı bir iktidar programı çıktı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bizim “umut programı” olarak nitelendirdiğimiz CHP’nin hükümet programını dün kamuoyuna tanıttı. “Milletle birlikte, Milletin emrinde” temasıyla düzenlenen buluşma, yakın gelecekteki olası CHP iktidarının umut işaretlerini de içinde taşıyordu.
İŞTE KADRO, İŞTE PROGRAM
Ana muhalefet CHP, adeta “İşte kadro, işte program” diyerek CAO’nün ilk çıktılarını kamuoyu ile paylaştı. İran’da yaşanan olağanüstü gelişmeler nedeniyle ister istemez dış politika mesajları öne çıktı. İktidarın her koşulda Trump’ın safında durmasını eleştiren CHP lideri Özel’in en önemli dış politika vaadi; “Türkiye’nin pozisyonu Amerika’ya göre değişmeyecek” vurgusu oldu.
Millet temasının öne çıkarıldığı programda “parti devleti değil, milletin devleti” vurgusu önemliydi. Yeni bir iktidarın önceliklerinin ve yol haritasının işlendiği programın; şimdi Anadolu’ya taşınması ve en geniş toplumsal kesimlere anlatılması gerekiyor.
***
SAVAŞA HAYIR!
Dün Ankara’da bunlar konuşulurken aynı zamanda İran’da önemli gelişmeler yaşanıyordu. ABD Başkanı Trump ile İsrail Başbakanı Netanyahu, tüm Ortadoğu’yu adeta bir ateş çemberine atıyorlardı. Üstelik bu savaş çemberi giderek genişliyordu. Görünen o ki uluslararası hukuku da ayaklar altına alan bu haksız-hukuksuz savaş, başta bölge halkları olmak üzere tüm dünyayı da olumsuz etkileyecek.
Hem ABD’de ve hem de İsrail’de halkın önemli bölümünün bile tepki ile karşıladığı bu savaşa karşı çıkmak, insanlık görevidir. Bu tavır, hiçbir biçimde İran rejimini savunmak anlamına gelmeyecektir. İran’da yaşanan olumsuzlukları yine İran halkı aşmalı ve ülkesinin kaderini-geleceğini kendisi belirlemelidir. İşte bunun için “Savaşa hayır” diyoruz.
***
ÜÇ DEVRİM YASASI
Bugün 3 Mart, siyasal, toplumsal ve kültürel tarihimiz açısından önemli bir gün. Başta Öğretim Birliği Yasası olmak üzere, Üç Devrim Yasası olarak anılan yasanın kabulünün 102. yıldönümü. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasalarla; hilafet kaldırıldı, Şeriye ve Evkâf Bakanlığı’na son verildi, eğitim öğretim birliği sağlandı. Bugünlerde Ortadoğu’da yaşananlar, bu devrimlerin değerini ve önemini bir kez daha gösteriyor.
Unutulmasın ki bu yasa ve devrimler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temellerini oluşturur. Cumhuriyet değerleri dendiğinde akla ilk gelen temel yaklaşımlardır. Cumhuriyet değerlerinin tartışma konusu yapıldığı ve aşındırılmaya çalışıldığı bir dönemde, bu yasaya sahip çıkmak daha büyük anlam ve önem kazanıyor.
LAİKLİĞİ SAVUNMAK
Günümüzde en çok tartışılan kavramların başında laiklik ilkesi geliyor. Bu tartışmalar da en çok eğitim alanında yapılıyor. Oysa laiklik Cumhuriyetin temel değerlerindendir. Bu temel ilkeyi her koşulda savunmak ve titizlikle hayata geçirmek gerekiyor.
Bizce önümüzdeki süreçte, CHP’nin başında olacağı yeni bir iktidar dönemi, aynı zamanda ülkemiz için bir değişim ve sağaltım dönemi olacaktır. Üç Devrim Yasasının felsefesi ve yaklaşımları, tam anlamıyla hayata geçecektir. Tüm muhalefeti bu temel ilkeler ve değerler etrafında buluşmaya, haksız-hukuksuz savaşlara karşı çıkmaya ve ortaklaşmaya çağırıyoruz.