ABD-İsrail kontrolü kaybetti
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

ABD-İsrail kontrolü kaybetti

03.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim. Fakat aklımız var. Her zaman her olayda gözümüzün gördüğünün dışında bir bakış açısına da sahip olmamız gerekiyor. Ne yazık ki ne televizyonlarda ne de köşe yazılarında farklı açıyla yazılmış yazılara rastladım. Herkes konuyu yüzeysel nedenlerle inceliyor.

Bakın Ortadoğu bir kez daha tarihsel bir eşikten geçiyor. Bu durum 11 Eylül sonrası ABD’nin Bağdat’ı bombalamasıyla eşdeğer. O günden bugüne Ortadoğu’da Suriye’de, Irak’ta, İran ve İsrail’de neler yaşandığı bir düşünün.

ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilim, artık gölge savaşlar ve vekil aktörler üzerinden yürüyen kontrollü bir rekabet olmaktan çıkıp doğrudan ve çok katmanlı bir bölgesel çatışma evresine girdi. Son günlerde yaşanan gelişmeler, savaşın hem coğrafi kapsamının genişlediğini hem de stratejik eşiğin yükseldiğini gösteriyor.

Görüyoruz ki burada mesele ne İran’ın nükleer silah üretme kapasitesi ne de İsrail’in saldırganlığı. Bunlar her iki tarafın da kamuoyuna açıkladıkları bahaneler.

İran bölgede kaybettiği hegemonyasını geri kazanmak istiyor.

ABD, başta İran’ın nadir toprak elementleri olmak üzere petrol sahasını ve fiziki zenginliklerini kendi şirketlerine vermek istiyor.

Netanyahu ise sadece savaşarak iktidarda kalabileceği politikalarına ideolojik süsler yükleyip halkını kandırıyor. İran’da bir kız okulunu vurup onlarca öğrenciyi öldürmesi de bu bilinçsizliğe bir örnek.

Trump, savaşın 4-5 hafta süreceğini açıkladı ama son gelişmeler ABD ve İsrail’in kontrolü kaybettiğini gösteriyor. Üstelik ne Avrupa ne de kendi halkları bu savaşı destekliyor, istiyor.

İran’ın Suudi Arabistan’daki Aramco petrol rafinerisini hedef alması bu sürecin en kritik kırılma noktalarından biri oldu. Günlük 550 bin varillik üretim kapasitesine sahip olduğu belirtilen bu tesisin faaliyetlerini durdurmak zorunda kalması, sadece Riyad için değil, küresel enerji piyasaları açısından da alarm niteliğinde.

İran burada klasik askeri hedefler yerine enerji altyapısını seçerek mesaj veriyor: Eğer Tahran doğrudan baskı altına alınırsa küresel enerji güvenliği de baskı altına alınır. Bu, asimetrik caydırıcılığın en net örneklerinden biri. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması da bu amaçla atılmış bir adım. İran bu açıdan kendisi için çok akıllıca bir strateji yürütüyor.

Bununla da sınırlı değil. İran’ın Suudi Arabistan, BAE, Katar, Irak ve diğer Körfez ülkelerindeki Amerikan varlığını hedef alması, çatışmayı İsrail-İran hattından çıkarıp Körfez’e doğru yayıyor. Kuveyt’te üç ABD savaş uçağının düşmesi Washington açısından doğrudan angajman eşiğinin aşılması anlamına gelebilir. Yani savaş birbirlerine roket fırlatmanın dışına çıkabilir. ABD’nin bölgedeki askeri varlığı, İran için yalnızca stratejik bir tehdit değil; aynı zamanda maliyet üretilebilecek bir hedef seti.

Çünkü 10 bin dolarlık drone’ları, her bir füzesi milyon dolarlık Demir Kubbe ve Patriot sistemiyle engellemeye çalışmak sürdürülebilir değil. İsrail cephesinde ise tablo daha da çarpıcı...

İran’ın balistik füzeleri başta Kudüs ve Tel Aviv olmak üzere birçok noktaya isabet etti. Bu durum, psikolojik eşiğin aşıldığını gösteriyor. İsrail şehirlerinin doğrudan hedef alınması, Tel Aviv yönetimi üzerinde geniş çaplı ve kalıcı bir askeri karşılık baskısı yaratacaktır. Bu da çatışmanın kontrollü misilleme döngüsünden çıkıp daha geniş bir askeri operasyona evrilme riskini artırıyor.

Bu noktada İran’ın stratejisi netleşiyor: Savaşı tek bir cepheye sıkıştırmamak, coğrafyayı genişleterek dengeyi dağıtmak. İsrail’i savunma refleksi içinde tutarken Körfez monarşilerini de doğrudan risk altına sokmak. Böylece ABD’nin kurduğu bölgesel hegemonyahâkimiyet kırılgan hale gelecek. Bu strateji başarılı olursa Körfez ülkeleri Washington ile Tahran arasında daha zor tercihler yapmak zorunda kalabilir.

Önümüzde üç temel senaryo var.

Birincisi, sınırlı ama uzun süreli bir yıpratma savaşı. Enerji altyapıları, askeri üsler ve vekil unsurlar üzerinden süren, düşük yoğunluklu ama kronik bir çatışma.

İkincisi, Körfez merkezli bir enerji krizi. Eğer Hürmüz Boğazı’nda tansiyon yükselirse petrol fiyatları sıçrar, küresel enflasyon dalgası derinleşir ve Avrupa ile Asya ekonomileri ağır bedel öder.

Üçüncüsü ise ABD’nin doğrudan ve kapsamlı müdahalesi. Amerikan kayıplarının artması halinde Washington’ın İran topraklarını hedef alan geniş çaplı operasyonlara yönelmesi ihtimal dahilinde.

Irak ve Suriye yeniden vekâlet savaşlarının ana sahasına dönüşebilir. Lübnan, Hizbullah faktörü nedeniyle ikinci cephe haline gelebilir. Suudi Arabistan ve BAE enerji güvenliğini korumak için daha sert askeri pozisyonlar almak zorunda kalabilir.

Türkiye ise artan enerji fiyatları, güvenlik riskleri ve olası göç dalgaları nedeniyle doğrudan etkilenir.

En kritik mesele şu: Bu çatışma askeri olmaktan çok ekonomik sonuçlarıyla yıkıcı olabilir. Enerji altyapısının sistematik biçimde hedef alınması, küresel piyasaları sarsar. Savaş sadece cephede değil, pompa fiyatlarında, enflasyon oranlarında ve tedarik zincirlerinde hissedilir.

Ortadoğu uzun süredir “istikrarsız ama yönetilebilir” bir denge üzerinde duruyordu. Şimdi o denge çatırdıyor.

Savaş dediğiniz şey bir kârmaliyet hesabıdır. Burada ABD için maliyet beklenenden daha fazla olacak gibi gözüküyor. Kâr oranı düştükçe ABD’nin tavrı nasıl şekillenir göreceğiz.

Mevcut tablo, risklerin her geçen gün büyüdüğünü gösteriyor. Bu kez mesele yalnızca sınır hatları değil; enerji hatları, küresel ekonomi ve bölgesel düzenin geleceği.

Yazarın Son Yazıları

ABD-İsrail kontrolü kaybetti

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim.

Devamını Oku
03.03.2026
Daha kaç cenaze gerekiyor?

Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte iki madenci yaşamını yitirdi.

Devamını Oku
28.02.2026
Yasadışı bahsin kara tablosu

Adı: Derkan Başer...

Devamını Oku
24.02.2026
Bu bataklık kurumak zorunda

Yasadışı bahis soruşturması ve futbolda bahis-şike soruşturmaları hız kesmeden devam ediyor.

Devamını Oku
21.02.2026
Dijital çağın vebası: Yasadışı bahis

Biliyorum... Az sonra okuyacağınız satırlardaki konularla ilgili defalarca yazdım.

Devamını Oku
17.02.2026
Gayrimüslimlerin evlerine çöküyorlar

Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip.

Devamını Oku
14.02.2026
Kitabı alamayan elensin mi?

Bir üniversite öğrencisi...

Devamını Oku
10.02.2026
Taş taş üstünde kalmadı ama vicdanlar hâlâ ayakta mı?

Gece saat beşti...

Devamını Oku
07.02.2026
Efes’i nefessiz bırakmayın

Ülkelerin zenginliğini sadece topraktan çıkan değerli madenleri satması ya da yüksek teknoloji ürünleri üretmesi belirlemez.

Devamını Oku
03.02.2026
‘Vergi’ operasyonunda tuz koktu

Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır: Tuz koktu.

Devamını Oku
31.01.2026
Umut satmak serbest, hesap vermek zor

Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum.

Devamını Oku
27.01.2026
Devlet hastanesinde sahte doktor

Bazen bir haber dosyası gelir; tek bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama satır aralarına bakıldığında koca bir sistemin nasıl aksadığını anlatır.

Devamını Oku
24.01.2026
İkinci el araçta bu dolandırıcılığa dikkat

Son dönemde ikinci el araba satış pazarında yaşanan dolandırıcılıkların haddi hesabı yok.

Devamını Oku
20.01.2026
Sahte e-imza ile Hazine arazisi satışı

Sahte belgeler ile kurum bürokratları adına çıkarılan e-imzalar ile yapılanları daha önce yazmıştım.

Devamını Oku
17.01.2026
Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Devamını Oku
13.01.2026
PayCO operasyonundan neler çıktı

Yasadışı bahis ile ilgili çok yazı yazdığımı biliyorum.

Devamını Oku
10.01.2026
Sahte diploma skandalında yeni iddianame

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 123 sanık hakkında 4 yıldan 136 yıla kadar hapis isteniyor. İddianameye ulaştım.

Devamını Oku
06.01.2026
Gazeteci korktuğu gün ölür

Yıllardır gazetecilik yapıyorum.

Devamını Oku
03.01.2026
Yedigöller’in ‘altında’ ölüm var

“Bolununsesi” gazetesinde yer alan haberde, Yedigöller Milli Parkı’na yalnızca 7-8 kilometre mesafede bulunan Değirmenbeli, Merkeşler ve Afşar köyleri mevkisinde, 880 hektarlık bir alanda altın ve değerli metal arama faaliyeti için başvuru yapıldığı ve bu başvurunun kabul edildiği belirtiliyordu.

Devamını Oku
30.12.2025
'Soruşturma daha yeni başlıyor'

Yasadışı bahis soruşturmasını kamuoyu gibi ben de yakından takip ediyorum.

Devamını Oku
28.12.2025
Kızılay’ın çadır satışı belgelendi!

Türk toplumunun hafızasında ve tarihinde Kızılay, kişilerden bağımsız olarak çok önemli bir yer tutar.

Devamını Oku
23.12.2025
GAIN Medya soruşturmasında kritik soru: Para nereden geldi

Türkiye’de bazı başarı hikâyeleri vardır.

Devamını Oku
20.12.2025
Tutuklama: Tedbir mi, susturma aracı mı?

Ceza, yargılama sonunda verilir; tutuklama ise istisnai bir koruma tedbiri olarak tanımlanır. Ancak son dönemde Türkiye’de yaşananlar, bu teorik ayrımın pratikte hızla eridiğini gösteriyor. Tutuklama artık “yargılamayı güvenceye alan bir önlem” olmaktan çok, yargılamanın kendisi haline gelmiş durumda.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu ülkede binalar değil, adalet çöktü

Türkiye büyük depremler yaşadı.

Devamını Oku
13.12.2025
Bahis soruşturmasının dış bağlantısı İngiltere

Bahis soruşturmasının başlangıcı sayılan olayları tam üç sene köşemde ve kitaplarımda yazdım. Türkiye’yi, kamuoyunu harekete geçirmek için elimden geleni yaptım.

Devamını Oku
09.12.2025
Her işlemde ismi olan kişi hukuken yok

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin soruşturmada her açıdan yaşanan çelişkiler dikkat çekiyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Kamu bağlantıları bir türlü soruşturulmuyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama dikkatimi çekti. Yasadışı bahisle kararlı şekilde mücadele edileceğini ve gençlerin bu karanlık yapılara teslim edilmeyeceğini söyledi.

Devamını Oku
02.12.2025
Bu bedelin hesabını kim verecek?

Türkiye’de öyle davalar görülüyor ki bir mahkeme salonunun duvarları yalnızca hukukun değil, bütün bir ülkenin vicdanının yankısını taşıyor.

Devamını Oku
29.11.2025
Zehirlenmelerde ‘skimpflasyon’ etkisi

Türkiye bir süredir tuhaf bir ekonomik iklimin içinde yaşıyor.

Devamını Oku
22.11.2025
İBB iddianamesinde olmayanlar!

İBB soruşturmasında da aynı süreç yaşandı. İddianameyi satır satır okumaya devam ediyorum, notlar alıyorum. Özellikle soruşturma aşamasında iddianamede yer alan bilgiler açık açık yazıldı, sosyal medya hesaplarından gündem yapıldı. Şimdi bu iddiaların bir kısmını arıyorum iddianamede, ama yok! Mesela İmamoğlu’nun otellerde yapmış olduğu toplantılarda kamera bantlanması ve yanındaki ekibin taşıdığı valiz çok konuşuldu. Valizlerin para dolu olduğu günlerce yazıldı. Herkes linç edildi. Oysa valizlerde para değil, rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan jammer (sinyal kesici) cihazları vardı ama ne önemi vardı ki?

Devamını Oku
18.11.2025
İmamoğlu iddianamesinde göze çarpanlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame yaklaşık 237 gün sonra tamamlandı.

Devamını Oku
15.11.2025
Özlem Çerçioğlu ve itirafçının ifadesi

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay... Bu iki ismin verdiği ifadeler neticesinde seçilmiş belediye başkanları ve bürokratlar tutuklandı. Operasyon üstüne operasyon yapıldı.

Devamını Oku
11.11.2025
Sayıştay raporları çıktı: Yargılanmayan ‘hatalar’

Sayıştay’ın 2024 yılı mahalli idareler denetim raporları yayımlandı.

Devamını Oku
08.11.2025
Eda Saraç’ın adalet çağrısı

Günlerden pazar... Harbiye’desiniz. “Bugün ne yapayım?” diye düşünürken tiyatroya gitmek istiyorsunuz. Hazırlanıp yola koyuluyorsunuz. Koştur koştur, geç kalmadan tiyatronun yolunu tutuyorsunuz. E malum, İstanbul trafiği! 10 dakikalık yola 1 saatte gidiyorsunuz. Ama bir sorun var. Her yerde polisler, bariyerler, siren sesleri...

Devamını Oku
04.11.2025
Yasadışı bahise operasyonlar art arda

Türkiye’de gündem öyle hızlı değişiyor ki takip edebilmek mümkün değil.

Devamını Oku
01.11.2025
Bahis skandalı: TFF ile konuştum

Düşünün: maçı yöneten hakemler bahis oynamışlar! Ki bir de bu, tespit edilen yasal sitelere girip üye olup oynayan kişiler. Bir de bunun yasadışı bahis ayağı var. Ki son 5 yılda tespit edilebilen rakamlar bunlar. Bu hakemler içinde Süper Lig hakemleri var. Hakem yardımcıları var. Mutlaka uluslararası bakımdan da incelenecektir.

Devamını Oku
28.10.2025
Tele1 soruşturması ve Ekrem İmamoğlu

Türkiye bir kez daha sabaha bir operasyon haberiyle uyandı.

Devamını Oku
25.10.2025
Emniyet’in uyuşturucu raporu (2)

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı 2025 Uyuşturucu Raporu, Türkiye’deki uyuşturucu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu hususta çok yazı yazdım, son rapor ile ilgili de yazdım. Rapordaki belirtilen rakamlar çok korkutucu. Çevirip çevirip tekrar okuyorum. Israrla üzerinde durmamız gereken bir durum.

Devamını Oku
21.10.2025
Emniyet’in uyuşturucu raporunda inanılmaz rakamlar

Bir ülkenin karanlığını anlamak istiyorsan rakamlara değil, o rakamların sessizliğine bakacaksın.

Devamını Oku
18.10.2025
'Sahte diploma' skandalında yeni perde!

Bu satırları apar topar aldığım bir haber nedeniyle hızlıca yazıyorum. Haber her şeyden önce gelir diyerek o yüzden ifadelerimi de kısa tutacağım.

Devamını Oku
15.10.2025