112 Acil

27 Temmuz 2014 Pazar

Ne tuhaf bir ülkede yaşıyoruz. Televizyonda ‘112 Acil’ izlerken, şafak operasyonlarını görmezden geliyoruz.
Kanal D’de başlayan ‘112 Acil’ Türkiye’nin tamamen gerçek ilk ‘reality show’u olarak lanse ediliyor. Oysa şafak operasyonları daha gerçekçi, daha heyecanlı bir televizyon formatı. Kafalar çok karışık. Hangi dünya daha hakiki? Televizyondaki ‘112 Acil’ mi? Yoksa ‘Şafakta verilmiş bir sözümüz vardı’ naralarıyla ‘show’a başlayan iktidarın intikam kavgası mı? Samanyolu TV ‘17 Aralık’ adında bir yarışma programını reyting yarışına soksa, hangi format gün birincisi olurdu? Bu yarışmada daha fazla hırsızlık yapan veya en iyi hırsızlık yapan birinci olsa, ödül olarak da Çankaya’da devre mülk verilse reyting rekorları kırmaz mı? Paralel yarışma formatı böyle olur. İşte bu.
Gerçek hayatlar televizyonda kurgu gibi boy gösterirken, kurgusal senaryolar siyasi yaşamda hakikat gibi yansıtılıyor. Kirli gerçeklik bu olsa gerek. Bir dönemin edebi akımı sanal dünyada -Paralel dünya desek daha mı doğru olur acaba?- yeniden karşımıza çıkıyor.
‘112 Acil’ adlı reality dokudrama ülkem insanının içinde bulunduğu kaotik keşmekeşliğin bir aynası adeta. Ekranda büyük kurtarıcı ve gözü pek kahraman edalarıyla boy gösteren 112’nin ‘Yılmaz’ acil servis görevlilerinin zamana karşı amansız mücadelesini izlerken gerçek hayatta şafak operasyonlarıyla tutuklanan, daha düne dek kahramanken bugün düşman ilan edilen ‘Yılmazer’lerin paralel dramlarını göremiyoruz. Televizyon izleyicisi ne kadar acımasız? Bugünün mazlumları dün şafak operasyonlarıyla onlarca insanı zindanlara tıkarken benim seyircim yine üç maymunu oynuyordu. Ne yaman çelişki değil mi? Kış uykusundan uyanma zamanı gelmedi mi? Ülkemin ruh hali hastalıklı. Çarpık demokrasinin çarpık kölelerine döndük.
Bu ülkeye demokrasi ne zaman gelecek? Televizyonda hızlı ve acil şovlar izleyeceğimize Bulutsuzluk Özlemi’nin ‘Acil Demokrasi’ şarkısını söylesek hep bir ağızdan meydanlarda, seçim sandıklarına umut ışığı doğmaz mı? Hava bedava, su bedava değil artık, televizyon niye bedava olsun? Demokrasinin de bir bedeli var.
Her çıkışın bir inişi var. Bu laf bugünkü iktidara bir gönderme değil. Amerikalı yazar Flannery O’Connor’un bir kitabının adı. Öyküde geçen ırkçı bir anneyle özgürlükçü oğlu arasındaki konuşmalar sanki bugünün Türkiye’sinde yaşanıyormuş gibi. Siyahlarla aynı apartmanda yaşamak zorunda kalan ‘beyaz’ların onurlarını yitirdiklerini düşünüp dehşetli bir hüzne kapılmaları ne denli trajikomikse, demokrasiye sahip çıkmak yerine sürekli yeni ötekiler üreten sistemin sürek avlarına seyirci kalmak o denli acı. Başörtüsüyle üniversiteye giremeyen dünün müttefikleri bugünün düşmanları olmuş birbiriyle savaşıyor. Daha birkaç yıl öncesine dek Kürtçe konuştukları için otobüslerden atılan insanlar bugün Cumhurbaşkanlığı’na aday gösteriliyor.
Türkiye’de her şey sanal. Ülke kocaman bir ekrana döndü. Lakin televizyonda programlar değişti. Yeni formatlar yayına giriyor. Benim seyircim oturmuş hâlâ pembe dizi izlemeye çalışıyor. ‘112 Acil’ gibi sanal kahramanlıkları, şafak operasyonlarındaki paralel dünyaların kavgalarını izlemek yerine ‘Acil Demokrasi’ istemek bu kadar zor mu?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Burada Laf Yok 2 Mart 2015
Beş Kardeş 22 Şubat 2015
Aşk, Tanrı ve Ceza 15 Şubat 2015
Acil Servis 8 Şubat 2015
Aşkın Bedeli 1 Şubat 2015