AYŞE YÜKSEL Prof. Dr., Cüzzamla Savaş Derneği Başkanı - Türkan Anne ve lepra
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

AYŞE YÜKSEL Prof. Dr., Cüzzamla Savaş Derneği Başkanı - Türkan Anne ve lepra

29.01.2018 08:51
Güncellenme:
Takip Et:

28 Ocak dünyada lepra günü olarak anıldı. Anmalar, lepra hastalığı konusunda yapılan çalışmaları unutturmamak, hastalığı yok saymamak açısından önemli. Cüzzamla Savaş Derneği olarak Türkan Hocamızın çalışmalarına devam ediyoruz.

Dünyanın birçok ülkesinde de, bizim ülkemizde de hiç kimse lepra hastası olmak istemez. Geçmişte var olan damgalanma, günümüzde azalsa da zaman zaman varlığını koruyor. Lepralı hastalar yok sayılıyor, hastalar da kendilerini yok saymaya, saklamaya çalışıyor. Türkiye’de duyarlı ve akılcı yaklaşımları ile lepra hastalarına bakış olumlu hale dönüştü. Çünkü Türkan Saylan Hoca, hastaların sadece tıbbi tedavileri ile ilgilenmiyor, onlara iş buluyor, çocuklarını okutuyor, ev, bark, düğün dernek kuruyordu. Yıllar içinde, hastaların yüzü güldü, sosyal yaşamda kabul gördü, eşi ve çocukları ile güzel bir yaşam sürmeye başladı. Yeni vakalar görülmez oldu, Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’yi “Leprayı Azaltan Ülke” ilan etti. Yıllar içinde hastalar yaşlandı, çocukları büyüdü, Türkan Hoca’nın desteği ile okudu meslek sahibi oldu, ailesine sahip çıktı, geçmişteki acılar azaldı. Lepra hastalığı ülkemiz için önemli bir sağlık sorunu olmaktan çıktı. Ama az sayıda yaşlı, sakatlığı fazla olan hastalar için, yaşam boyu, tıbbi ve sosyal rehabilitasyon sürmek zorunda idi. Türkan Saylan’ın, bugün, yaşayan, yaşı kaç olursa olsun lepralı hastaları, “Türkan Anne” diye hitap ettikleri Türkan Hoca için gözyaşı döküyor, ruhuna gitsin diye Kuranıkerim okuyor.

Yeniden çıkıyor
Türkan Hocamızın aramızdan fiziksel olarak ayrılmasından sonra lepra konusunda artık yeni vaka görmeyiz diye düşünürken Türkiye’nin doğu illerinden yeniden tanılar çıkmaya başladı. Türkan Hoca varken saklanan vakalar yeniden mi hortlamıştı? Biz buna tıpta son çırpınışlar diyebiliyorduk, hastaların tıbbi tedavi ve takipleri yanında içinde yaşadıkları aile bireylerinin her birinin lepra açısından beş yıl muayeneleri yapılmalıydı. Ne yazık ki ne Sağlık Bakanlığı ne de dernek olarak bunu gerçekleştiremedik. Yazılan çizilenler sonucunda, ancak, tıbbi tedavisini tamamlamış, Dünya Sağlık Örgütü’nün “Lepradan Etkilenmiş Kişi” dediklerine ulaşılmış, sayısal bilgiler edinilmiş oldu. 2011- 2017 yılları arasında 25 yeni vaka tespit edildi. Bunlardan ikisi ülkemize göç etmek durumunda kalan Suriye ve Nijeryalı kişiler idi. Bu nedenle son yıllarda ülkemize göç etmek durumunda kalanların da lepra hastalığı açısından da izlenmesi gereği var.
Lepra hastalığı önemsiz hale geldi diye düşünmeden, öncelikle yeni vakalar olmak üzere, tüm illerdeki lepradan etkilenmiş kişiler ve aileleri hem tıbbi hem de sosyal açıdan eskiden olduğu gibi, tıp fakültesi, Lepra Hastanesi ve Cüzzamla Savaş Derneği işbirliği ile takip edilmeli.

Lepralı kadınlar
Türkan Hocamızın vefatı sonrasında, ülkenin dört bir yanından, baba evi gibi gördükleri Bakırköy Lepra Hastanesi’nin, İstanbul Tıp Fakültesi ve Cüzzamla Savaş Derneği ile var olan ortak çalışma protokolü, Sağlık Bakanlığı tarafından tek taraflı olarak iptal edildi, özel dal hastanesi kapatılarak Dr. Sadi Konuk Hastanesi’nin bir servisi haline getirildi. Hastalığı çok iyi bilmeyen sağlık profesyonelleri ile hastalarımızın çok da mutlu olmadığı bir statüye dönüştü. Derneğimiz hukuksal süreç başlattı, yürütmenin durdurulması gerçekleşti. Ama karşı tarafın itirazları, yanlı tutumlar derken Cüzzamla Savaş Derneği’nin yetkisi ortadan kaldırıldı. O zor günlerde hastaneyi öncesinden bilen, Türkan Hoca’nın yaptıklarına saygı duyan bir başhekim atandı. Yeniden hastane ve hastalar olumlu ivme kazandı. Hastane ve dernek işbirliği sürmeye devam etti. Diğer taraftan İstanbul’un en gözde yeri sayılan arazi bir müteahhite verildi, hastane yıkılıp yerine yüksek güvenlikli hastane yapılacak söylentileri dolaşıyor. Doğal olarak hastanenin yöneticileri yeniden değişti, konuyu hiç bilmeyen kişiler göreve geldi, yeniden ne olacak endişesi duyulmaya başlandı.
Lepra hastalığının sıkıntılarından kadınlar daha çok mağdur oluyor. Birisinin öyküsü ne demek istediğimi anlatacaktır: Babası lepra hastası idi, altı kardeşten sadece kendisine geçmişti lepra, henüz sekiz yaşında idi. Zaman zaman hastanede yatan babası, kızının tanısını kendi koyup hastaneye getirmişti. Bir hafta sonra babası köyüne döndü, çocuğumuz bizlere emanet kaldı. Bir yıl boyunca hepimiz ona destek olduk, sakin sessiz geçirdi günlerini, iyileşip taburcu oldu. Bir daha da kontrole gelmedi, ama biz onu evinde ziyaret edip hastalığını takip ettik. 2001’de Van’a yerleştiğim ilk günlerdi sanırım, beni hastanenin bahçesi`'64e görmüş, tanımış ve sorup soruşturup odama gelmişti. Çocuğumuz, büyümüş genç bir kadın olmuştu. Zaman zaman bir araya geliyor sohbet ediyorduk. Bir gün, köyüne inşaat işi için gelen Vanlı bir delikanlıya âşık olduğunu söyledi. Geçirmiş olduğu hastalıktan söz etmek istemiyordu. Ben de gizli saklı bir şey olmaz, mutlaka söyle diyordum. Ama o ya beni terk ederse korkusuyla söylemek istemiyordu.

Lepralı hamile
Evlendi, hamile kaldı. Hamilelik, bağışıklık sistemini etkilediği için bizim tıpta reaksiyon dediğimiz deri döküntüleri oldu. Gebe olduğu için tedavi doğum ertesine bırakıldı. Doktoruna yalvarırdı, ne olur eşime söylemeyin diye. Hastalığını gizlemek ona çok stres yüklüyordu, stresi artıkça da döküntüleri geçmiyordu. Doğum gerçekleşti, bir oğlu oldu. Kortizon ile tedavi olacağı için emzirmesine son verildi, bebeğe mama, biberon aldık. Uzak bir köyde yaşadıkları ve de eşi gurbette inşaatlarda çalıştığı için kontrole gelemiyordu, akşamları uzun uzun telefon konuşmaları yaparak ona moral veriyor, eşine hastalığını mutlaka söylemesi konusunda ikna etmeye çalışıyordum. Gebe kalmamak için ağızdan hap alıyordu, ama biz ona kortizonun doğum kontrol hapının etkisini ortadan kaldırdığını söylemeyi unutmuşuz, birkaç ay sonra yeniden gebe kaldı, işler daha çok sarpa sardı. Onunla konuşmalarımızı, eşinden saklı gizli tedavi ettirmeye çalışmamızı ayrıntılı anlatsam saatler sürer. Yeni gebelik, tedaviye ara verme, ilaç dozlarını iyi ayarlayamama, kontrole gelememe, stres derken el sırtında duyu kaybı oluştu.

Çalışmaya devam
Şimdi merkeze ulaşımı zor bir köyde biri üç, biri dört yaşında iki çocukla tek başına yaşamaya çalışıyor. Eşi gurbette inşaatlarda çalışıyor, zaman zaman yanına geliyor. Hastalığı hâlâ bilmiyor. İstanbul Lepra Hastanesi’ne gelmesi, tedavi olması gerekiyor ama o eşim öğrenirse diye gelemiyor. Gözü mün önünde sağlıklı bir genç kadın sakatlığa doğru gidiyor. Geçen akşam telefonumu çaldırdı, hemen geri aradım, elimin üzeri su toplamış ne yapayım dedi. Yakmışsın dedim yok dedi, hissetmediği için yaktığını anlamıyordu. Soba yakıyor, yemek pişiriyor, duymayan ellerini yakıyor ama canı yanmıyordu. Ben çaresiz kaldım, gözümün önünde el ve ayakları sakat bir kadın olsun istemiyorum. O da keşke evlenmese idim, evimde kendimi daha iyi korurdum diyor. Ne zor bir durum, artık o evli bir kadın olduğundan abileri de onunla ilgilenmiyor. Üzgünüm, hem de çok. O zaman hâlâ lepra konusunda çalışma yapmaya gerek var.

Dijitale geçiyoruz
Sizleri yeterince üzdüm, biraz da güzel şeylerden söz edelim. Türkan Hocamız, 1976’da kurduğu bugün 42 yaşındaki derneğimizde o kadar çok evrak ve anı biriktirmiş ki! İnsan inanamıyor. Zaman zaman Türkan Hoca ya da lepra hakkında ödev hazırlayan üniversite öğrencileri derneğimize geliyor. Bu sırada tekrar elimize aldığımız dokümanlar bizi hayrete düşürüyor, nasıl böyle bir birikim olmuş diye. Biz de 40 yıldır var olan bu malzemenin bir 40 yıl daha yaşamayacağını düşünerek hepsinin dijital ortama geçirilmesine karar verdik. Derneğimizin yerini de anı evine dönüştürmeye karar verdik. Çalışmalara başladık. Herkesin ziyaret edebileceği, bilgi alabileceği bir yer olsun istiyoruz.  

AYŞE YÜKSEL
Prof. Dr., Cüzzamla Savaş Derneği Başkanı

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025