Demokrasi masalları
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Demokrasi masalları

20.01.2020 14:13
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Turan Karakaş

(MASALDIR BUNLAR AMA ANLATIR GERÇEĞİ ANLAYANA)

Dondum TV Masalı

Kar, tipi, boran;

Yazın da yemyeşil bir bereket sarar yaylaları,

Kars’tan ta… Sivas’a kadar…

Dondum TV’nin kuruluşu:

Kars, Erzurum, Erzincan bir de Sivas,

ortaklaşa kurduk Dondum TV’yi.

Gerçeği söylemek bizim işimiz;

bu amaçla kurduk Dondum TV’yi.

Bizim Dondum TV, davul zurna, türkü, halay, gürültü ve şamata ile açıldı. Nutuklar çekildi; alkışlar, yaşa, varol sesleri! Dondum TV, sonunda yayına başladı. Beş altı ay geçti aradan. İzleyici sayısı her geçen gün biraz daha eriyor. Beş altı ay oldu yedi sekiz ay. Amma gel gelelim bizim Dondum TV’yi izleyen yok. 

Akşam uzun hava, sabah uzun hava, seyirci de bıkıyor yapımcı da. Ne etsin seyirci? Ne yapsın yapımcı? Yani olan izleyici de televizyonun kumandası ile oynarken, kanaldan kanala zıplarken ve de zaplarken, Dondum TV ile karşılaşınca, yılan görmüş gibi başka kanallara kaçıyor. TV yöneticileri bakıyorlar bu iş böyle gitmez. Zarar kapıya dayanmış. Ha bugün ha yarın icralar da dayanacak kapıya. 

Televizyonun büyük temsilcilerini ateş basıyor. Otursalar alttan yanıyorlar, yatsalar yerden yanıyorlar. Dondum TV temsilcileri çaresizlik içinde birbirine koşuyorlar.

Teyo pehlivan diyor ki:

- Ola yanirem. Kurduğumuz TV bağıra bağıra gidir. Kar gibi eriyir. Ola Sivas’ta toplanak. Onların topalı Bağdat’ta olur. Gerisini sen düşün. Onun için çoğu zengindir.

Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas sırayla toplana toplana gidelim.

Sivas zengindir para verir. Erzincan olduğu kadar verir. Erzurum para vermez canını verir. Ne etsin para yok pul yok. Kar kış kıyamet. Kars’a gelince, bize birer kaz verir. Çıkar geliriz.

Neyse sonunda TV temsilcileri toplanıyor. Toplantı Sivas’ta oluyor. Toplantıya katılan büyüklerimiz şunlardır: Kars’tan Tellal Hasan, Erzurum’dan Bitini Yemez Şahmeddin Ağa, Erzincan’dan Deli Aziz. Bu Aziz, bir aşk divanesidir; gaipten haberler verir, şaşar kalırsın. Sivas’tan Sürmeli dayı; bu zatların hepsi biraz deli, biraz veli, biraz Nasreddin Hoca gibi; biraz da Bektaşilik oluşturur kişiliklerini.

Bu topraklar da deliye divane derler ve ona hafif bir kutsallık da verirler.

Mesela, Tellal Hasan Kars’ta saygın bir insandır.

Neyse, uzatmayalım sözü, kaçırmayalım özü. Toplantı başlıyor. İlk sözü Tellal Hasan alıyor. Diyor ki, ay gardaşlar:

-Bizim Dondum TV izleyicileri kar gibi eriyir. Beş on izleyici ya kaldı ya kalmadı. Reklam veren yok. Her akşam, üç beş geveze çıkıp dünyanın en büyük düşünürleri gibi konuşuyorlar. Bu gevezeler bir şey yaptıklarını zannediyor. Bu gevezeler de bezdirdi. Televizyon gevezeleri sahte mütefekkirleri…

Bu gevezeler iç politikayı, dış politikayı, orta politikayı bildiklerini zannederler. Amerika, İran paşasını öldürür, bunlar hemen ekranlarda peyda olurlar. Daha Tramp (Trump) bile konuşmamış bunlar ötüşüyorlar. Tramp’a akıl veriyorlar. Ekran başında hırstan çatlatıyorlar. 

İstanbul Kanalı ne olacak? Gene bunlar dizilmiş ekranlara. Ekonomi desen bunlar, sosyoloji desen bunlar, sağlık desen bunlar, uzay desen gene bunlar. Bunların itiştiğine, birbirine bağırıp çağırdığına aldanmayın. Birbirine bağlı, hepsi gardaş gibidirler. Ayrı bir örgüt bunlar. Sırt sırta vermişler dır dır dır… Vır vır vır… İnsanların bildiğini de bilmez hale getirirler.

Hepsi de iri mütefekkir. Ekranlardan sallıyorlar. Bazen birbirlerine de saldırıyorlar; diyorsun valla buradan kan çıkar! Sonra bir bakıyorsun sarmaş dolaş olmuşlar.

Aya yeke(büyük) mütefekkirler, böyle körün değneğini salladığı gibi sallamayın, başımıza gözümüze değer. Birbirinizin gözünü çıkarabilirsiniz, aman bize bir zararınız olmasın.

Bu dört temsilci, dört gün dört gece tartışmışlar. Buldukları çözüm şu: Emre Kongar ile Merdan Yanardağ’ın programına benzer bir program yapmaya karar vermişler.

Sivaslı Sürmeli Dayı söz aldı. Dedi ki, program tamam da bunu uygulayacak adamlar nerde? Kim yapacak?

Düşün taşın, doldur boşalt. Sonunda iki kişi bulmuşlar. Bir Teyo Pehlivan. Diğeri de Keleş Efendi. Bu iki kişiyi tanıyalım; Dondum TV sunucusu Bedriye Teneke tanıtıyor. 

Önce Teyo, sonra da Keleş Efendi tanıtılıyor. Şimdi o tanıtma işine geçmeden spiker Teneke Bedriye’yi biraz tanıyalım. Teneke Bedriye Erzurumlu olup, mahalle kavgalarından yetişme bir sunucudur. Elini beline koyup da öbür eliyle bir saydırmaya başladı mı, mahallenin kadını da erkeği de saklanacak delik arar. Zaten program ilerledikçe bizzat kendiniz tanıyacaksınız. 

Bedriye Teneke: 

- Bu bir masal; kimse üzerine alınıp da bize darılıp kırılmasın diye, birkaç kere duyurdu ve sonunda buyurdu…

- Sayın Teyo Dayı diyor, Bedriye Teneke… Halkımız, hatta bütün Türkiye, hatta ve hatta bütün dünya tahsil hayatınızı çok merak ediyor; ‘Bu Teyo hem bir pehlivan hem de böyle bilgili bir insan nasıl oldu’ diye soruyorlar. Tahsil hayatınızdan biraz sallar mısınız? Yani pardon, bahseder misiniz?

Teyo Pehlivan:

-Aslında ben bir pehlivanım. Bütün dünya baş pehlivanlarını yenerek pehlivanlar pehlivanı oldum. Bu arada kırk tane de üniversite bitirdim. Kırkında da profesör oldum. Şimdi aynı zamanda ben profesörler profesörüyüm. Bütün dünyanın baş profösörüyem. Aynı zamanda da baş pehlivanı.

Spiker Bedriye Teneke:

-Sayın Teyo Dayı, bu kadar diploman var, birini göster de biz de buradan halkımıza gösterek.

-Gız cırdım attım hepsi kafamda ne edim diplomayı.

Teneke Bedriye:

-Yani şimdi hiç diploman yok. Arkadaşlarını da unuttun. O da yok. Ee hocalarından birinin adını söyle desek, o da yok. Attın, yırttın, unuttun...

E diyelim seni çoooook yüksek bir göreve seçecekler. Senin diploman yok, ne olacak?

-Gızıma bak. Bana o görevi versinler diploması benden. İstediğin kadar diploma getireyim. Tayyip İde yüksek bir göreve aday olacak da diploma sıkıntısı çıkacak. Yoktan var ederim valla.

Bedriye:

-Sayın Teyo Dayı, sen de Erzurumlusan ben de. Bu dünyada en çok yalanı kim kime söylemiştir? 

Teyo: 

    • Efendiler kölelere, büyük toprak beyleri marabalara, kapitalist zenginler işçilere en büyük yalanları söylediler. 

Devlet ve siyaseti zenginleşme aracı gören siyasilerin demokrasi adına söylediği yalanlar… 

Bedriye: Gerçek demokrasi nedir sayın Teyo Pehlivan Dayı? 

    • Gerçek demokrasinin üç temeli vardır: İletişimde demokrasi, ekonomide demokrasi ve siyasette demokrasi. 

Bedriye Teneke: Süremiz bitti. Bizi izlemeye devam edin sayın seyirciler. Haftaya, mübarek cuma günü saat tam 20:00’de Teyo Pehlivan ile Keleş Efendi’nin sohbeti devam edecek. Sakın bir yere kaybolmayın. Demokrasi yalanları halkımızı perişan etti.

Ve sunucu Bedriye, programı şu sözlerle kapattı: 

Yalan talan temelinde kurdular düzenlerini.

Efendiler ve köleler vardı.

Demokrasi yalanıyla zincire vurdular köleleri;

demokrasi masalları anlattılar.

Büyük toprak beyleri 

ve onların marabalarına geldi sıra.

Onlar da demokrasi yalanları ile kandırıldılar.

İliklerine kadar sömürüldüler.

Ve derken,

kapitalizm felaketi çıktı tarih sahnesine

Sermaye ve emek mücadelesini daha açık gördük.

Demokrasi yalanını en çok kapitalist sınıf söylemiştir.

Bütün egemen sınıflar yalancıdır. 

En çok da demokrasi yalanı söylerler.

Gelecek sayıda demokrasi masalları devam edecek. 

Ve Keleş Efendi tanıtılacak.

Yazarın Son Yazıları

‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025