Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

03.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi. Hatta çoğu zaman, talih de yetmiyor: sermaye, ilişki, zaman... Ne ararsanız gerekiyor. Çünkü sistemin kapısına yıllar önce asılan bir tabela var: “3 bin 500 kişiye 1 eczane.” Kâğıt üzerinde planlı, makul, kamu yararı olan bir düzenleme. Ama bugün geldiğimiz noktada bu tabela, mesleğin önünde kocaman bir kilide dönüştü. Öyle bir kilit ki içeride kalan içeride yaşlanıyor, dışarıda kalan dışarıda çürüyor.

Bir tarafta... 60’larını, 70’lerini geçmiş; hâlâ her sabah kepenk açan, hâlâ nöbet yazısını takip eden, hâlâ “Bugün kaç reçete geldi” diye hesap yapan eczacılar var. “Hakkıyla emekli olayım” diyen ama olamayan... Çünkü eczanesini devrettiği gün, alıştığı yaşam standardını sürdürememe korkusu var. Ve bu korku, çok insani bir korku.

Diğer tarafta... Eczacılık fakültesini bitirmiş, diplomasını cebine koymuş ama mesleğinin “sahibi” olamamış binlerce genç eczacı var. Eczane açmak istiyor, hatta “Çalışayım, büyüteyim, hizmet vereyim” diyor. Ama önüne çıkan tek yol: Devir. Ve devir piyasası artık bir işletme devri değil; resmen ruhsat erişimi pazarı.

Yani mesele şuna dönüyor: Eczane sahibi olmak için bilgi yetmiyor, emek yetmiyor, niyet yetmiyor. Para gerekiyor. Hem de öyle böyle değil; “hava parası”, “ruhsat parası” adı altında, çoğu zaman işletmenin gerçek değerini aşan uçuk rakamlar.

Bu noktada soruyu açıkça soralım: Bu bir meslek mi, yoksa giriş bileti parayla satılan kapalı bir kulüp mü?

‘DEVİR BULURSAM BIRAKIRIM’ 

Yaşlı eczacı, devretmek istiyor ama devredemiyor. Çünkü devredince geliri düşecek. Bu yüzden “Ben bu fiyata bırakırım” diyor. O fiyat bulunamazsa, mecburen çalışmaya devam ediyor. Genç eczacı ise “Ben o parayı nereden bulacağım?” diyor ve geri çekiliyor. Sonuç: Yaşlı eczacı emekli olamıyor; genç eczacı, eczane sahibi olamıyor; sistem ise çift taraflı mağduriyet üretiyor.

Bu durumun en ağır tarafı da şu: İnsanlar birbirini suçlamaya başlıyor. Gençler, “Yaşlılar devretmiyor” diyor; yaşlılar “Gençler değer bilmiyor” diye cevap veriyor. Oysa sorun kişilerde değil, düzenin kendisinde.

Çözüm basit: Kredi + emeklilik güvencesi + denetimli devir.

Bu kilidi açmak için “mucize reform” gerekmiyor. Üç tane net kaldıraç var:

1) Krediye erişim bir lütuf değil, sistem gereksinimi. Genç eczacı devir almak istiyor ama sermayesi yok, krediye erişemiyor, erişse bile koşullar ağır. Burada devlet ve Türk Eczacıları Birliği (TEB) devreye girmek zorunda. Çünkü bu artık mesleğin sürdürülebilirliği meselesi. Uygun vadeli, makul faizli, gerçek değerlemeye dayalı devir kredisi modeli kurulmalı. Öyle “bankaya git, hallet” kolaycılığı değil; teminat sorununu da çözen, garanti mekanizması olan bir sistem.

2) Emekli olmak korku değil güven olmalıdır. 60- 70 yaşına gelmiş bir eczacıyı tezgâhın arkasında tutan şey “inat” değil; çoğu zaman gelir güvencesizliği. Burada TEB’in yardımlaşma sandığı üzerinden, devletin de katkısıyla, emekliliği cazip kılacak bir tamamlayıcı gelir modeli devreye sokulabilir.

3) Ruhsat devri denetimli olmalı. Devir bedelleri tamamen kontrolsüz kaldığında, piyasa spekülasyona açılır. Bugün olan da bu. O yüzden ruhsat devirleri, TC Sağlık Bakanlığı ve TEB denetiminde; şeffaf, kayıtlı, standardı olan bir çerçeveye oturtulmalı. Kimse “fiyat belirleme” diye panik olmasın. Ama en azından; gerçekçi değerleme kriterleri, kayıt dışı primlerin azaltılması, spekülatif şişirmelerin frenlenmesi sağlanmalı.

BU KİLİT AÇILMALI 

Emeklilik yalnızca para değil, yalnızlık da işin içinde. Meslekten kopma hissi, sosyal çevrenin dağılması, “Ben artık ne yapacağım” sorusu... Bu yüzden devlet ve TEB birlikte sosyal tesisler kurmalı. Hatta isteyenin ekonomik katkısıyla sürdürülebilir bir bakım evi modeli bile geliştirilebilir.

Bugün Türkiye’de eczane sistemi iki insan tipini aynı anda eziyor: Bir yanda yaşlanmış ama çalışmak zorunda kalan, diğer yanda genç ama işsiz bırakılan eczacı. Bu, ne piyasanın “doğal” sonucu ne de kader. Bu, yönetilebilir bir problem. Yeter ki meseleye “Kim haklı?” diye değil, “Kilidi nasıl açarız?” diye bakalım.

Kilit belli: Sınırlı açılış + kontrolsüz devir + yetersiz emeklilik güvencesi.

Anahtar da belli: Genç eczacıya finansman, yaşlı eczacıya güvenli emeklilik, denetimli-şeffaf devir.

Aksi halde daha çok genç işsiz kalır, daha çok yaşlı nöbette kalır. Ve biz, yıllar sonra dönüp şunu konuşuruz: “Bir mesleği, kapısına kilit vurarak nasıl tüketmişiz?”

AVNİ KURTULDU

ECZACI

Yazarın Son Yazıları

Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026