Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

24.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu. Salman Rüşdi’nin “İslamın düşmanı” olduğunu belirterek onun görüldüğü yerde öldürülmesini, öldüremeyen kişilerin en azından onu ihbar etmesini buyuruyordu: “Tüm dünyanın gayretli Müslümanlarının İslam peygamberi ve Kuran aleyhine kitap düzenleyip yayımlayan, ‘Şeytan Ayetleri’ kitabının yazarı ve kitabın muhtevasından bilgisi olan yayıncılar derhal idam edilmelidir. Gayretli Müslümanlardan, onları her nerede bulurlarsa hemen idam etmelerini istiyorum. Ta ki başkaları Müslümanların mukaddeslerine hakaret etmeye cesaret etmesinler ve her kim bu yolda ölürse inşallah şehittir.”

Salman Rüşdi’nin öldürülmesi istenirken Türkiye’ye yönelik, Humeyni hattında örgütleri genişletecek istekler de dile getiriliyordu. Sekiz yıl önce Fatih Camisi’nde mevlit sonundaki dua sırasında Atatürk’ün adı geçince “Yuh! Lanet olsun” diye bağırılmıştı. Şimdi de Fatih Camisi’nde namaz sonrasında bir grup genç topluca haykırıyordu: “Humeyni’nin emri yerine getirilecek! Salman Rüşdi’ye ölüm!” Namazdan çıkanlara dağıtılan “İslami kıyam” başlıklı bildiride birbiri ardına sloganlar dizilmişti: “Yolumuz İslam şehitlerinin yolu! Yolumuz İmam Hüseyin’in, Ebu Hanife’lerin, Şeyh Sait’lerin yoludur. Şeytan Ayetleri kitabının yazar ve yayıncıları hakkında verilen ölüm fermanını bütün gücümüzle destekliyoruz.”

Ölüm fetvasının etkisi genişliyordu. 5 Mart 1989’da İstanbul Üniversitesi önünde bir grup öğrenci polis tarafından kuşatılmıştı. Polislerin hemen yanında duran kalabalık ellerinde taşlar ve sopalarla “Allah! Allah!” diye bağırarak öğrencilere saldırdı. Maraş’ta imam Vakkas Vakkasoğlu “türban” konusuna değinirken “Asıl yasak gereken, açık saçık gazetelerdir” diyerek basını hedef gösterdi.

MUAMMER AKSOY, TURAN DURSUN, UĞUR MUMCU 

İstanbul İran Başkonsolosu Mir Cafer Zaferanci ölüm fetvasını elçilik önündeki panoya astırdı. Bir devletin başka devlette yazılı öldürme emrini elçilik önüne asması ilkti. Bu aykırı tutum, Turgut Özal yönetiminin duyarsızlığına bağlanıyordu. İran elçisinin eylemini sessizce karşılamayan iki kişi vardı: Turan Dursun, savcılığa dilekçeyle başvurarak bir öldürme emrinin elçilik önüne asılmasının suç olduğunu bildirdi. Türk Hukuk Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy da bu davranışın yol açacağı olumsuzluğu gördü:

İran konsolosluğunun yaptığı en azından başka memleketlerin hukukuna, kanunlarına ve kamuoyuna saygısızlıktır. Takibata geçilmesi gerekir. Konsolos dokunulmazlığına güveniyorsa o zaman da “istenmeyen adam” ilan edilip ülkeden gitmesi sağlanmalıdır.

Uğur Mumcu da ölüm fetvasına değinirken “şeytan ayetleri” konusunun Watt’ın Türkçeye çevrilip İlahiyat Fakültesi’nce yayımlanan kitabında bulunduğunu yazarak tepkilerin yersizliğini vurguladı. Bu arada “Salman Rüşdi” adı hedef gösterilenlere yakıştırıldı, “Türkiye’nin Salman Rüşdisi” denerek insanlara kıyıldı. Dünyada ilk öldürülenler, fetvanın İstanbul’da elçilik önüne asılmasına karşı çıkarak savcılığa suç duyuranlardı.

TEVHİD VE AMELİYATÇILARI İRAN’DA EĞİTİMDE

Tevhid kurucularından H. Selçuk Şanlı, Adil Aydın’ı Ferhan Özmen’le tanıştırmıştı. İran Kültür Evi’ne de gidip gelen Adil Aydın, 1985’te askerlikten döndüğünde dişçilik laboratuvarlarında çalışmaya başlamıştı. Daha önce derslerine, toplantılarına katıldığı Bekir İnan’a yine gidiyor, onunla baş başa görüşüyordu. İran Kültür Evi’ne de gidip geliyordu. Ferhan Özmen de 1986 sonuna doğru askerden dönmüş, Ulus semtinde Konya Sokak’taki elektronik dükkânında çalışmaya başlamıştı. Adil Aydın ona da uğruyordu. Ferhan Özmen 1987’de Hakkı Selçuk Şanlı ile İran’a gitmiş, eğitimden sonra dönmüştü. Adil Aydın’a “güvenilir” arkadaşlar aradığını söyledi.

Ferhan Özmen, o sıralarda Abdülgani Bedevi’yi ensesinden vurarak öldürmüştü. Evine gelen Adil Aydın ve Murat Nazlı’ya inkılap için silahlı cihattan söz ediyor, Türkiye’deki gelişmeleri anlatıyor, Uğur Mumcu, Oktay Ekşi, Emin Çölaşan gibi “İslam düşmanı” yazarların cezalandırılacağını söylüyordu.

Türkiye’yi yönetenler, Humeyni’nin Türkiye’de örgütlenerek cinayetler işlettiğini görmezden gelmiş ve böylece örgütleri dolaylı olarak yüreklendirmişlerdi. Kudüs Kuvvetleri örgütleri de elverişli ortamda tabancalıbombalı saldırılarını, suikastlarını rahatça sürdürüyorlardı.

Diplomat Abdülgani Bedevi’yi ensesinden vurarak öldüren Ferhan Özmen, yine bir Suudi büyükelçiliği görevlisini izliyordu. Abdurrahman Şiravi, Çankaya Sedat Simavi Sokak’taki Basın Sitesi’nde oturuyordu. Bu site, Çankaya merkeze 100 metre uzaklıktaki Anayasa Mahkemesi’nin tam karşısındaki sokağın girişinden 40 adım ötedeydi. Anayasa Mahkemesi binası Cumhurbaşkanlığı köşküne 100 metre, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na 50 metre uzaklıktadır. Sokaktaki sitenin hemen karşısında BM Mülteciler Birimi vardı. Suudi diplomat Abdurrahman Şiravi, her sabah sitedeki parktan otomobiliyle sokağa çıkıyor, 150 metre soldaki elçilik kültür ataşeliğine gidiyor, otomobilini kaldırım kenarına park ediyordu.

Ferhan Özmen, 15 Ekim 1989 gecesi, girişinde güvenlik denetimi bulunmayan aralıklı apartmanlardan oluşan Basın Sitesi’ne geldi. Mercedes otomobili her zamanki yerinde buldu, çevreyi son bir kez denetleyerek aracın altına uzandı. Eğitimlerde öğrendiği yöntemleri bir dakikada uyguladı, ateşleme düzeneğine akım verecek devreye yerleştirdiği mandalın öteki ağzına misinayla bağlı bomba paketini ileri doğru çekerek misinayı gerdirdi. Paketteki güçlü hoparlör mıknatısı şoför mahallinin altındaki şaseye yapışıp kaldı. Ferhan Özmen, Abdülgani Bedevi’yi öldürdüğü andaki gibi soğukkanlıydı, telaşsızca siteden çıkıp gitti.

KARA LİSTE AÇIKLANDI

16 Ekim 1989 sabahı otomobilini çalıştıran Abdurrahman Şiravi, motorun ısınmasını beş dakika bekledikten sonra otomobilini sokağın aşağısına, yüz elli metre ilerideki elçilik binasına sürdü. Otomobili kaldırım kıyısına park etmek için geri vitese taktığında bomba patladı. Şiravi, olağandışı bir hareketle kendisini dışarı atmıştı. Otomobilin ön bölümü alevler içindeydi.

Muammer Aksoy’un konuşmasını Kudüs Kuvvetleri ameliyatçısı Ferhan Özmen de dinliyordu. Daha altı gün önce, 14 Ocak 1990’da Suudi Arabistan Büyükelçiliği 2. kâtibi Abdürreza Keşmiri’nin aracına bomba yerleştirip patlatmıştı. Aksoy’un ev adresini telefon rehberinden belirlemiş, eve gelişgidiş saatlerini saptamıştı. Konferanstan sonra da onu izledi. Aynı gün ilahiyat fakültesi yönetimi, derslere “türban”ın yanı sıra poşuyla ve sakallı girilmesini de yasakladı. Bir gün sonra Necmettin Erbakan, basına “163’ü kaldıracağız!” dedi. Kadınları cihada çağıran toplantılar sürerken bilim insanlarının, sanatçıların 163’üncü maddenin kaldırılmaması için imzaladıkları dilekçe, TBMM’ye sunuldu: “Esasta var olan vicdan ve din özgürlüğü yokmuşçasına, gelecekte bir “şeriat devleti” kurulmasını amaçlayan siyasal partilere, laik Cumhuriyeti yıkmaları için bir de yasal olanak verilmesine karşıyız.” Muammer Aksoy’un konferansından üç gün, 163. maddenin kaldırılmasına karşı çıkan dilekçenin TBMM’ye sunulmasından bir gün sonra, 23 Ocak 1990’da İslamcılar bir “kara liste” açıkladı.

Muammer Aksoy, 25 Ocak 1990’da ADD genel başkanı sıfatıyla eylemlerin sistemliliğine, amacın şeriat devleti kurmak olduğuna dikkat çekti, gelişmeleri çok tehlikeli gördüğünü açıkladı. Muammer Aksoy, 163. maddenin kaldırılmasının yanlışlığını bir kez daha vurgulayarak ADD’nin bu girişime karşı olduğunu belirtti. 31 Ocak 1990 Çarşamba sabahı 10.30’da Hürriyet gazetesine gitti. Emin Çölaşan, pazar söyleşisine başladı. Ferhan Özmen, 31 Ocak 1990 Çarşamba akşamı otomobilini 2. Cadde’de otobüs durağının aşağısına park etmiş ve durakta otobüs bekler gibi duruyordu. Yarım saat sonra karşıdaki kaldırımda yürüyen Muammer Aksoy’u görünce onun ardına düştü; bir süre sonra önüne geçip uzaklaşarak apartmana girip içeride beklemeye başladı. Birkaç dakika sonra ana kapıdan giren Muammer Aksoy’la göz göze geldiler. Susturucu takılmış 7.65’lik Baretta tabancasını kaldırdı; arka arkaya üç el ateş etti.

İki mermi Muammer Aksoy’un yüzüne, bir mermi de göğsüne. Prof. Dr. Muammer Aksoy yavaşça oturmak ister gibi duvara yaslanarak kaykıldı ve sırt üstü uzanıp kaldı. Ferhan Özmen tabancasını cebine koydu, caddeye çıkarak otomobiliyle uzaklaştı. Bir görevi daha tamamlamıştı. Görgü tanıkları da caddeye bırakılan otomobili anımsamaya çalışacaklardı.

---

SÜRECEK

---

MUSTAFA YILDIRIM

ARAŞTIRMACI / YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026