Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

24.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu. Salman Rüşdi’nin “İslamın düşmanı” olduğunu belirterek onun görüldüğü yerde öldürülmesini, öldüremeyen kişilerin en azından onu ihbar etmesini buyuruyordu: “Tüm dünyanın gayretli Müslümanlarının İslam peygamberi ve Kuran aleyhine kitap düzenleyip yayımlayan, ‘Şeytan Ayetleri’ kitabının yazarı ve kitabın muhtevasından bilgisi olan yayıncılar derhal idam edilmelidir. Gayretli Müslümanlardan, onları her nerede bulurlarsa hemen idam etmelerini istiyorum. Ta ki başkaları Müslümanların mukaddeslerine hakaret etmeye cesaret etmesinler ve her kim bu yolda ölürse inşallah şehittir.”

Salman Rüşdi’nin öldürülmesi istenirken Türkiye’ye yönelik, Humeyni hattında örgütleri genişletecek istekler de dile getiriliyordu. Sekiz yıl önce Fatih Camisi’nde mevlit sonundaki dua sırasında Atatürk’ün adı geçince “Yuh! Lanet olsun” diye bağırılmıştı. Şimdi de Fatih Camisi’nde namaz sonrasında bir grup genç topluca haykırıyordu: “Humeyni’nin emri yerine getirilecek! Salman Rüşdi’ye ölüm!” Namazdan çıkanlara dağıtılan “İslami kıyam” başlıklı bildiride birbiri ardına sloganlar dizilmişti: “Yolumuz İslam şehitlerinin yolu! Yolumuz İmam Hüseyin’in, Ebu Hanife’lerin, Şeyh Sait’lerin yoludur. Şeytan Ayetleri kitabının yazar ve yayıncıları hakkında verilen ölüm fermanını bütün gücümüzle destekliyoruz.”

Ölüm fetvasının etkisi genişliyordu. 5 Mart 1989’da İstanbul Üniversitesi önünde bir grup öğrenci polis tarafından kuşatılmıştı. Polislerin hemen yanında duran kalabalık ellerinde taşlar ve sopalarla “Allah! Allah!” diye bağırarak öğrencilere saldırdı. Maraş’ta imam Vakkas Vakkasoğlu “türban” konusuna değinirken “Asıl yasak gereken, açık saçık gazetelerdir” diyerek basını hedef gösterdi.

MUAMMER AKSOY, TURAN DURSUN, UĞUR MUMCU 

İstanbul İran Başkonsolosu Mir Cafer Zaferanci ölüm fetvasını elçilik önündeki panoya astırdı. Bir devletin başka devlette yazılı öldürme emrini elçilik önüne asması ilkti. Bu aykırı tutum, Turgut Özal yönetiminin duyarsızlığına bağlanıyordu. İran elçisinin eylemini sessizce karşılamayan iki kişi vardı: Turan Dursun, savcılığa dilekçeyle başvurarak bir öldürme emrinin elçilik önüne asılmasının suç olduğunu bildirdi. Türk Hukuk Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy da bu davranışın yol açacağı olumsuzluğu gördü:

İran konsolosluğunun yaptığı en azından başka memleketlerin hukukuna, kanunlarına ve kamuoyuna saygısızlıktır. Takibata geçilmesi gerekir. Konsolos dokunulmazlığına güveniyorsa o zaman da “istenmeyen adam” ilan edilip ülkeden gitmesi sağlanmalıdır.

Uğur Mumcu da ölüm fetvasına değinirken “şeytan ayetleri” konusunun Watt’ın Türkçeye çevrilip İlahiyat Fakültesi’nce yayımlanan kitabında bulunduğunu yazarak tepkilerin yersizliğini vurguladı. Bu arada “Salman Rüşdi” adı hedef gösterilenlere yakıştırıldı, “Türkiye’nin Salman Rüşdisi” denerek insanlara kıyıldı. Dünyada ilk öldürülenler, fetvanın İstanbul’da elçilik önüne asılmasına karşı çıkarak savcılığa suç duyuranlardı.

TEVHİD VE AMELİYATÇILARI İRAN’DA EĞİTİMDE

Tevhid kurucularından H. Selçuk Şanlı, Adil Aydın’ı Ferhan Özmen’le tanıştırmıştı. İran Kültür Evi’ne de gidip gelen Adil Aydın, 1985’te askerlikten döndüğünde dişçilik laboratuvarlarında çalışmaya başlamıştı. Daha önce derslerine, toplantılarına katıldığı Bekir İnan’a yine gidiyor, onunla baş başa görüşüyordu. İran Kültür Evi’ne de gidip geliyordu. Ferhan Özmen de 1986 sonuna doğru askerden dönmüş, Ulus semtinde Konya Sokak’taki elektronik dükkânında çalışmaya başlamıştı. Adil Aydın ona da uğruyordu. Ferhan Özmen 1987’de Hakkı Selçuk Şanlı ile İran’a gitmiş, eğitimden sonra dönmüştü. Adil Aydın’a “güvenilir” arkadaşlar aradığını söyledi.

Ferhan Özmen, o sıralarda Abdülgani Bedevi’yi ensesinden vurarak öldürmüştü. Evine gelen Adil Aydın ve Murat Nazlı’ya inkılap için silahlı cihattan söz ediyor, Türkiye’deki gelişmeleri anlatıyor, Uğur Mumcu, Oktay Ekşi, Emin Çölaşan gibi “İslam düşmanı” yazarların cezalandırılacağını söylüyordu.

Türkiye’yi yönetenler, Humeyni’nin Türkiye’de örgütlenerek cinayetler işlettiğini görmezden gelmiş ve böylece örgütleri dolaylı olarak yüreklendirmişlerdi. Kudüs Kuvvetleri örgütleri de elverişli ortamda tabancalıbombalı saldırılarını, suikastlarını rahatça sürdürüyorlardı.

Diplomat Abdülgani Bedevi’yi ensesinden vurarak öldüren Ferhan Özmen, yine bir Suudi büyükelçiliği görevlisini izliyordu. Abdurrahman Şiravi, Çankaya Sedat Simavi Sokak’taki Basın Sitesi’nde oturuyordu. Bu site, Çankaya merkeze 100 metre uzaklıktaki Anayasa Mahkemesi’nin tam karşısındaki sokağın girişinden 40 adım ötedeydi. Anayasa Mahkemesi binası Cumhurbaşkanlığı köşküne 100 metre, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na 50 metre uzaklıktadır. Sokaktaki sitenin hemen karşısında BM Mülteciler Birimi vardı. Suudi diplomat Abdurrahman Şiravi, her sabah sitedeki parktan otomobiliyle sokağa çıkıyor, 150 metre soldaki elçilik kültür ataşeliğine gidiyor, otomobilini kaldırım kenarına park ediyordu.

Ferhan Özmen, 15 Ekim 1989 gecesi, girişinde güvenlik denetimi bulunmayan aralıklı apartmanlardan oluşan Basın Sitesi’ne geldi. Mercedes otomobili her zamanki yerinde buldu, çevreyi son bir kez denetleyerek aracın altına uzandı. Eğitimlerde öğrendiği yöntemleri bir dakikada uyguladı, ateşleme düzeneğine akım verecek devreye yerleştirdiği mandalın öteki ağzına misinayla bağlı bomba paketini ileri doğru çekerek misinayı gerdirdi. Paketteki güçlü hoparlör mıknatısı şoför mahallinin altındaki şaseye yapışıp kaldı. Ferhan Özmen, Abdülgani Bedevi’yi öldürdüğü andaki gibi soğukkanlıydı, telaşsızca siteden çıkıp gitti.

KARA LİSTE AÇIKLANDI

16 Ekim 1989 sabahı otomobilini çalıştıran Abdurrahman Şiravi, motorun ısınmasını beş dakika bekledikten sonra otomobilini sokağın aşağısına, yüz elli metre ilerideki elçilik binasına sürdü. Otomobili kaldırım kıyısına park etmek için geri vitese taktığında bomba patladı. Şiravi, olağandışı bir hareketle kendisini dışarı atmıştı. Otomobilin ön bölümü alevler içindeydi.

Muammer Aksoy’un konuşmasını Kudüs Kuvvetleri ameliyatçısı Ferhan Özmen de dinliyordu. Daha altı gün önce, 14 Ocak 1990’da Suudi Arabistan Büyükelçiliği 2. kâtibi Abdürreza Keşmiri’nin aracına bomba yerleştirip patlatmıştı. Aksoy’un ev adresini telefon rehberinden belirlemiş, eve gelişgidiş saatlerini saptamıştı. Konferanstan sonra da onu izledi. Aynı gün ilahiyat fakültesi yönetimi, derslere “türban”ın yanı sıra poşuyla ve sakallı girilmesini de yasakladı. Bir gün sonra Necmettin Erbakan, basına “163’ü kaldıracağız!” dedi. Kadınları cihada çağıran toplantılar sürerken bilim insanlarının, sanatçıların 163’üncü maddenin kaldırılmaması için imzaladıkları dilekçe, TBMM’ye sunuldu: “Esasta var olan vicdan ve din özgürlüğü yokmuşçasına, gelecekte bir “şeriat devleti” kurulmasını amaçlayan siyasal partilere, laik Cumhuriyeti yıkmaları için bir de yasal olanak verilmesine karşıyız.” Muammer Aksoy’un konferansından üç gün, 163. maddenin kaldırılmasına karşı çıkan dilekçenin TBMM’ye sunulmasından bir gün sonra, 23 Ocak 1990’da İslamcılar bir “kara liste” açıkladı.

Muammer Aksoy, 25 Ocak 1990’da ADD genel başkanı sıfatıyla eylemlerin sistemliliğine, amacın şeriat devleti kurmak olduğuna dikkat çekti, gelişmeleri çok tehlikeli gördüğünü açıkladı. Muammer Aksoy, 163. maddenin kaldırılmasının yanlışlığını bir kez daha vurgulayarak ADD’nin bu girişime karşı olduğunu belirtti. 31 Ocak 1990 Çarşamba sabahı 10.30’da Hürriyet gazetesine gitti. Emin Çölaşan, pazar söyleşisine başladı. Ferhan Özmen, 31 Ocak 1990 Çarşamba akşamı otomobilini 2. Cadde’de otobüs durağının aşağısına park etmiş ve durakta otobüs bekler gibi duruyordu. Yarım saat sonra karşıdaki kaldırımda yürüyen Muammer Aksoy’u görünce onun ardına düştü; bir süre sonra önüne geçip uzaklaşarak apartmana girip içeride beklemeye başladı. Birkaç dakika sonra ana kapıdan giren Muammer Aksoy’la göz göze geldiler. Susturucu takılmış 7.65’lik Baretta tabancasını kaldırdı; arka arkaya üç el ateş etti.

İki mermi Muammer Aksoy’un yüzüne, bir mermi de göğsüne. Prof. Dr. Muammer Aksoy yavaşça oturmak ister gibi duvara yaslanarak kaykıldı ve sırt üstü uzanıp kaldı. Ferhan Özmen tabancasını cebine koydu, caddeye çıkarak otomobiliyle uzaklaştı. Bir görevi daha tamamlamıştı. Görgü tanıkları da caddeye bırakılan otomobili anımsamaya çalışacaklardı.

---

SÜRECEK

---

MUSTAFA YILDIRIM

ARAŞTIRMACI / YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026