Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

25.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı. Temel hedef, “küfür ve şirkin her türlüsünün ortadan kaldırılarak yerine Hükümet-i İslaminin ikame” edilmesiydi. “Şirk düzeni”, Allah’a karşı duran Türkiye Cumhuriyeti’ydi. Mücadele de mevcut şirk düzeninin putlarına; Atatürkçülüğe, laikliğe, resmi ideolojiye ve bir put olan Türk milliyetçiliğine karşıydı.

İstanbul’daki sinagoga toplu kıyım saldırısının üstünden bir hafta geçmişti. Kudüs kuvvetlerinin ameliyatçısı Ferhan Özmen, yeni görev emrini Kocatepe Camisi’ne gelen İranlıdan aldı. Hedefteki kişi, İsrail’in Ankara Büyükelçiliği’nde görevli Ehud Sadan’dı. Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Oğuz Demir, Sadan’ı özenle izlediler; davranışlarını incelikleriyle saptadılar: 7 Mart 1992 Cumartesi öğleden sonra her gelişindeki gibi otomobilini Çankaya-Yıldız arasındaki Simon Bolivar Bulvarı’nın sağındaki kaldırımın kıyısına bırakarak pazara giden Ehud Sadan, dönüşünde başına geleceklerden habersizdi. Bomba daha öncekiler gibi basitti. Hollywood filmlerinden esinlenerek yazılan komplo senaryolarındaki gibi karmaşık bomba düzeneği yoktu. Patlayıcı, fünye, fünyeyi ateşleyecek pil devresi ve pil devresine bağlanan kontak. Paket, altına bağlanan güçlü hoparlör mıknatısıyla otomobilin şasesine yaklaştırılır yaklaştırılmaz yapışıp kalıyordu. Bombanın araca yerleştirilme süresi bir iki dakikayı geçmiyordu.

Necdet Yüksel ve Oğuz Demir, Renault Flash otomobile yaklaştılar. Bir süre çevreyi kolaçan ettiler. Gelen giden yoktu, Oğuz Demir paketi otomobilin altına yerleştirdi. Bomba düzeneğinin aynısı, on ay sonra Uğur Mumcu’nun otomobilinde de kullanılacaktı. Oğuz Demir, kendi otomobiliyle ayrıldı. Necdet Yüksel, karşıdaki otobüs durağında bekleyen Ferhan Özmen’in yanına gitti. Pazardan dönen Ehud Sadan elindeki naylon torbaları yerleştirdikten sonra direksiyona geçti, vitese takarken bomba patladı.

Ferhan Özmen’e göre, “Ortalık sanki geceymiş gibi karardı ve siyah bir duman havayı kaplayıp çok yüksek bir ses meydana geldi”. Otomobil parçalandı. Altında 30x70 cm boyutunda büyük bir çukur açıldı. Bazı parçalar, caddenin öte yanında, demir parmaklıkları aşarak muhafız alayının bahçesine uçtu. Motor bloku öndeki aracın üstüne fırlamıştı. Ehud Sadan’ın belden aşağısı kopmuştu. Olay yeri yakınından geçen Kaya Kaman öldü; Bahattin Yağlı’yla Yılmaz Erdoğan ağır yaralandı.

İran’ın Ayetullahlar yönetimi, Ehud Sadan’ın bombayla öldürülmesine sahip çıktı, saldırganların “Türkiye vatandaşı” olduğunu açıkladı. Resmi yayın organı kabul edilen Cumhuri İslam gazetesinde yayımlanan açıklamada, suikastın aslında Türkiye’ye verilen “yeni ceza” olduğu belirtildi. Açıklamaya göre Türkiye, İsrail’le ilişkilerini elçilik düzeyine yükseltmenin bedelini bir gün bile geçmeden öğrenmişti: 1992’de Türkiye’de yaşanan suikastlar, adam kaçırmalar, işkenceler, bombalı saldırılar, Ali Hameney’in dünyanın dört bir yanında toplu saldırı emrine uygundu. Tevhid, hiçbir satırı boş olmayan Hizbullahi yazıların yanı sıra çerçeve içine alınmış bildirilerle İslamcılara yol gösteriyordu. Onlara göre İran’ın görevi, Orta Asya’daki Müslüman cumhuriyetleri İslami kimliklerine kavuşturmak, laikliğin yayılmasını önlemekti.

Başbakan Süleyman Demirel’in Şubat 1992’de söyledikleri, çevresinde uydu İslamcı devletler kurmak için uğraşan İran yönetimini zorlayacak nitelikteydi: Bir ucu Adriyatik Denizi’nde, bir ucu Çin Seddi’nde olan bir Türkiye meydana gelmiştir. Daha doğrusu bir Türklük âlemi, bir Türk dünyası meydana gelmiştir. Kafkasya’daki bütün kavimlerin hiçbirini unutmuyoruz. Onların hepsi kardeşlerimizdir.

İran PKK’yi kollayarak yanıtladı. Birçok saldırıdan sonra PKK militanlarını izleyen güvenlik güçlerinin sınırı geçmelerini bahane eden İran yönetimi, sert tavrını göstermekte gecikmedi. Dışişleri Bakanı Alaeddin Burucerdi, Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Korkmaz Haktanır’ı makamına çağırarak tazminat isteyeceklerini söyledi.

Uğur Mumcu, 1992 Ağustos’unda, yakın geçmişteki adam kaçırma eylemlerini de gördükten sonra asıl saldırgan odağı saptamak için uğraşıyordu. “Kürtçü PKK terör örgütü” dediği Kürt milliyetçi hareketinin aynı bölgedeki Kürt Hizbullahileriyle yarıştığını, dini sömürerek halkı kışkırttığını belirtiyor, “Çıkmaz sokak” yazısıyla “İslamcı teröre” ve son yıllardaki suikastlara dikkat çekiyordu.

Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden bir ay önce Kudüs kuvvetlerinin ilk görevi, İstanbul’da yaşayan bir İranlıyı kaçırmaktı. Daha altı ay önce Ali Ekber Gorbani, İslam Hareket Örgütü ve Pasdarlarca kaçırılmış; Yalova’da günlerce süren işkencelerden sonra boğazı kablo ile sıkılarak öldürülmüş, yakınlarda bir yere gömülmüştü.

Kudüs Kuvvetleri korunmasız insanları öldürmekte ustaydı. Hangi ülkede olursa olsun saldırmaktan çekinmiyorlardı. Humeyni inkılabını engelleyeceğinden endişe duyulan yazarları, bilim insanlarını cezalandırmak da ana göreviydi.

Uğur Mumcu, son yazısını kâğıda geçirirken aylar öncesinden “Türkiye’nin nasıl sarsılacağı görülecektir” diyerek eylemi duyuran, 1992 boyunca “İslami direnişin yükseltileceğini” ilan eden Tevhid’in belirttiği o “sarsıntı”; gününün o denli yakınlaştığı düşünülmüyordu. Özellikle Aralık 1992’de birer hafta arayla bombalı saldırılar, İranlı diplomat kimlikli ameliyatçıların Tevhid ve İslami Hareket yöneticileriyle sık sık görüşmeleri, yeni saldırı olasılığını da yükseltiyordu. Üstelik daha bir ay önce Tevhid ameliyatçılarının Pasdarlarla birlikte adam kaçırdıkları tanık anlatımlarıyla saptanmıştı.

1993’ün ilk haftasında İslami Hareket Örgütü ile İranlı diplomatlar Ankara’da eylem pazarlığında uzlaşamamışlardı. Ne ki saldırı hazırlıkları sürüyordu:

- Jak Kamhi’ye suikast görevi İslami Hareket Örgütü yerine Tevhid çevresinden, Yeryüzü Dergisi Sorumlu Müdürü Yaşar Polat ve arkadaşlarına verildi. Jak Kamhi’yi İran eğitimli bu ekip, öldürecekti.

- Ankara’da, Kudüs Kuvvetleri ameliyatçıları, Tevhid’in belirttiği gibi Türkiye’yi sarsacak suikast hazırlığının sonuna gelmişlerdi.

Uzmanlara göre bombanın patlamasıyla oluşan ateş kütlesinin ısıl değeri 1400 kcal idi. Bomba bir saniyede ateşlenmiş, ortaya çıkan basınçlı gaz kütlesi, saniyede 8.5 km hızla yukarı ve sağa doğru hareket etmişti. 500 gram C4 patlayıcı bir kamyonu havaya uçurabilirdi. Uğur Mumcu’nun otomobilinin altına konan bomba yerde 85-70 cm genişliğinde ve 15 cm derinliğinde bir oyuk açmıştı. Ferhan Özmen, RDX’ten yapılma 2.2 kg C4 patlayıcı kullanmıştı.

Anlaşılıyordu ki suikastçılar, Sedat Simavi Sokak’ta yerleştirdikleri bombalarla parçalanan otolardaki sürücülerin ağır yaralı kurtulmalarını dikkate almışlar, Uğur Mumcu’nun yaralı kurtulma olasılığını yok etmek istemişlerdi. Bu nedenle birkaç kamyonu parçalayabilecek güçteki bombayı patlatmışlar, binek otomobiliyle birlikte Uğur Mumcu’yu paramparça etmişlerdi. Bedenin parçaları 50 metre aralıklarla bulundu. Büyük parçalar bile 15 metre yükseğe, 100 metre uzağa uçmuştu. Patlamadan haberleri olmayan Necdet Yüksel ile Oğuz Demir, Ferhan Özmen’in emriyle Karlı Sokak’a geliyorlardı, polisleri görünce hemen caddeye çıktılar. Bir telefon kulübesinden Ferhan Özmen’i arayarak ameliyatın başarıldığını bildirdiler.

---

BİTTİ.

---

MUSTAFA YILDIRIM

ARAŞTIRMACI/YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026