Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

03.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor. Saatler uzadıkça merak kısalıyor. Başarı hedefleri büyüdükçe öğrencinin dünyası daralıyor. Okullarımızda her şey var: çizelgeler, kazanımlar, hedef davranışlar... Ama nedense en temel şeye yer yok: Çocuğun kendisine.

Türkiye’de eğitim üzerine konuşurken artık aynı sözcükleri tekrar ediyoruz: başarı, sınav, müfredat, kazanım... Ancak bu kelimelerin gürültüsü içinde en temel unsuru neredeyse hiç anmıyoruz: Öğrenciyi.

Türk eğitim sistemi uzun süredir kâğıt üzerinde yenilenen, rakamlarla ilerliyormuş gibi görünen ama sınıfa girildiğinde aynı yorgunluğu üreten bir yapı sergiliyor. Müfredatlar kalınlaşıyor, ders saatleri uzuyor, beklentiler artıyor. Buna karşılık çocuklar sessizleşiyor; merakları, öğrenme hevesleri ve cesaretleri giderek törpüleniyor. Okul, öğrenilen bir yer olmaktan çok, dayanılan bir mekâna dönüşüyor. Çünkü biz kurduğumuz dayatma sisteminde geleceğimizi öğütüyoruz. Saati dayatıyoruz, dersleri dayatıyoruz, beklentilerimizi dayatıyoruz, zamanında kendimizin ulaşamadığı hedefleri dayatıyoruz.

BAŞARI NASIL KALICI OLUR? 

Başarı kavramı neredeyse tamamen akademik çıktılara indirgenmiş durumda. Daha çok test çözen, daha az hata yapan, daha hızlı yetişen öğrenciler “başarılı” sayılıyor. Oysa bu tanım, öğrencinin ruh durumunu ve psikolojik sağlamlığını sistemli biçimde dışarıda bırakıyor. Kaygı yaşayan, tükenen çocuklar istatistiklerde görünmüyor. Ve geleceğimizi yorgun, hayalini ülke dışında aramak zorunda kalan, beyin-ruh dengesini sağlayamamış gençlere emanet ediyoruz.

Toplumda sıkça dile getirilen şu soru bile, eğitimimizin bakış açısını ele veriyor: “Duygu dünyası dengeli çocuk yetiştirmek mi önemli, çocuğun elde edeceği akademik başarı mı?” Bu yanlış bir sorudur. Psikolojik olarak güvende olmayan bir öğrencinin akademik başarısı kalıcı olamaz. Psikolojik destek, akademik başarının alternatifi değil, önkoşuludur.

Bugün pek çok okulda rehberlik hizmetleri ya yetersizdir ya da yalnızca “sorun çıktığında” hatırlanır. Oysa ruh sağlığı desteği, sorun çıktıktan sonra değil; sorun çıkmaması için vardır. Eğitim sistemimiz bu gerçeği hâlâ tam anlamıyla kabul edebilmiş değil.

Türkiye’de öğrenciler günün büyük bölümünü okulda geçiriyor. Özellikle ortaokul ve lise düzeyinde günlük ders saatleri birçok gelişmiş ülkeye kıyasla oldukça fazla. Ancak burada kritik soru şu: Uzun süreli dersler gerçekten daha iyi öğrenme sağlıyor mu?

EĞİTİMİN ÖZNESİ HATIRLANMALI 

Türkiye’de eğitim üzerine konuşmaya çoğu zaman sayılarla başlıyoruz: Sınav puanları, başarı puanları, saatler, müfredat başlıkları... Oysa asıl soruyu çoğu zaman pas geçiyoruz: Bu sistemin merkezinde gerçekten öğrenci var mı?

Eğitim, giderek bir insan yetiştirme sürecinden çok, bir yarış pistine dönüştü. Bu nedenle son yıllarda öğrencilerde kaygı bozukluğu, tükenmişlik, dikkat dağınıklığı, motivasyon kaybı ve akran zorbalığı ciddi şekilde arttı. Bunun tesadüf olmadığını kabul etmek zorundayız. Günlük 7-8 saati bulan ders yükü, üzerine eklenen ödevler ve sınav baskısı, çocukların ve gençlerin insan olma haline neredeyse hiç alan bırakmıyor.

Bu yük yalnızca öğrencilerin değil, öğretmenlerin de omuzlarında. Bürokratik evraklar ve performans baskısı arasında öğretmenlik, pedagojik bir ilişki olmaktan uzaklaşıyor. Öğretmeni güçsüzleştiren bir sistemin öğrenciyi güçlendirmesi olanaklı değildir.

Eğitimin en geç görünen yanı şudur: Yanlışlarının bedeli hemen ödenmez. Bugün bastırılan merak, yarın düşünmeyen bir topluma dönüşür. Bugün yok sayılan psikoloji, yarın umutsuzluk olarak karşımıza çıkar.

Peki, çıkış yolu var mı? Evet. Psikolojik destek, eğitimin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Ders süreleri kısaltılmalı; daha nitelikli, düşünmeye alan açan bir yapı kurulmalıdır. Öğretmen, eğitimin asıl öznesi olarak yeniden güçlendirilmelidir. Ve en önemlisi, başarı tanımı değişmelidir. Başarı yalnızca sınav kazanmak değildir. Kendini ifade edebilen, soru soran, yanlış yapmaktan korkmayan öğrenci başarılıdır. Artık şu soruyu dürüstçe sormak zorundayız: Biz ne yetiştirmek istiyoruz? Yüksek puanlı ama yorgun insanlar mı, yoksa sağlıklı, düşünen, yaşama tutunan bireyler mi? Çünkü eğitimin odağında bilginin yanında insan vardır.

ABDULLAH YÜKSEL

EĞİTİMCİ, YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026