Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap. Ancak “simbiyoz”un (symbiose) anlamıyla kitabın içeriği arasında bir çelişki var.
Simbiyozda tek taraflı sömürü anlamı yok. “ORTAK YAŞAM, ORTAK YAŞAMA” anlamına gelir ki tek yanlı sömürü söz konusu değildir. Simbiyoz (symbiose), türler arasındaki çeşitli yakın biyolojik etkileşim biçimleri olarak “ortak yaşarlık” anlamına gelir: Bir türün varlığı ötekine fayda sağlar. Bu terim, komensalizm (İki organizmanın kurduğu ortak yaşamda, bir canlının yarar sağladığı, diğerininse bu ortaklıktan etkilenmediği yaşam türüdür. Ağaçlara yuva yapan kuşlar bunun en güzel örneğidir), “mutualizm” farklı türlerden iki canlının karşılıklı yaşam biçimidir, yani yardımlaşarak her iki tarafa da yarar sağlamasına dayalı olan bir yaşam biçimidir ve “parazitizm” parazitler, canlının vücudunda ya da vücut yüzeyinde yaşayarak o canlıdan beslenen organizmalardır, dahil olmak üzere bir dizi ilişkiyi kapsar.
Ben olsam “büyük simbiyoz” yerine “büyük soygun ortaklığı” derdim. Çünkü AKP ekonomi düzeninin gözde yöntemi “YAP-İŞLET-DEVRET” sisteminde, simbiyoz olması için kâr ve zararda ortaklık gerekir.
Bize, içerik olarak çok önemli ve çok yararlı bir yapıt sunmuş olan Çiğdem Toker bu yazdıklarımdan dolayı sakın alınıp gücenmesin, bir metnin özünün ve amacının hedefine ulaşması için kavramların doğru kullanılması gerekmektedir. Söz konusu kitap bir ortak yaşarlık ilişkisini değil parazitlik durumunu yani bir “soygun” durumunu anlatmakta: Soyulan “devlet”, soyan “özel girişim”. Yap-işlet-devret yöntemiyle Avrasya Tüneli, Gebze-Orhangazi-İzmir (İzmit Körfez geçişli) otoyolu, ÇanakkaleMalkara otoyolu (Çanakkale Köprüsü dahil), Ankara otoyolu, Kuzey Marmara otoyolu Kurtköy-Akyazı kesimi, Kuzey Marmara Otoyolu Kınalı-Odayeri kesimi, Aydın Denizli otoyolu yapılmış... Bunlar yapılmasa mıydı? Kuşkusuz “Hayır”, yapılması gerekiyordu. Sorun bu değil! Hazine garantisini temelden değiştiren yasa değişikliği: Yatırım garantisine geri ödeme garantisi ekleniyor, Hazine’nin, şirkete baştan “Sorun çıkarsa ben bankaya borcunu öderim!” garantisi vermesi. (s.46) . Oh ne âlâ memleket!
***
YAP İŞLET DEVRET (YİD): Özel girişim kendi kesesinden hesap yapacak, harcadığı paranın üzerine kendi hesapladığı tatmin edici bir kâr payı ve enflasyon artısını ekleyerek bir toplam bulacak, bu toplam üzerinden yıl hesabı çıkaracak.
Çiğdem Toker kitabının 34. sayfasında “Neden yap işlet devret” sorusunu başlık yaptıktan sonra açıklıyor:
“YİD, otoyol, tünel, köprü, havalimanı, liman yatırımlarında yaygın kullanılıyor.
Hükümetler ve Dünya Bankası gibi bu modelin finansmanında aktör olan uluslararası kuruluşlar, YİD’e başvurulma gerekçesini şu yaklaşımla temellendirir.
Nüfus ile dünya ticaretindeki artış, büyüyen ekonomiler, altyapı yatırımlarına duyulan ihtiyaç da çoğalıyor. Bütçe kaynakları ise sınırlı. Devlet, sınırlı bütçe olanaklarıyla ileri teknoloji ve büyük kaynak gerektiren projeleri yapmakta zorlanıyor. Onun için de özel sektörün birikimlerine ihtiyaç duyuyor. Bunu yaparken YİD yöntemi araç olarak kullanılıyor.”
Pek güzel ve maşallah! Elbette ekonomi öğrenimi görmedim ama enayi olmayacak kadar da bilgim var. Aklıma gelen ilk soru: Özel girişim böyle büyük yatırım yapacak kadar zengin de devlet neden yoksul? Komik değil mi? Elbette komik! Tele1 hayattayken her cumartesi, yönetiminde program yaptığımız Namık Koçak kardeşim devlet adına hükümetin vergi affı bağışladığı firmaların bir listesini yapmıştı. Onun kullandığı belgeyi buldum. Bilginize sunuyorum.
Bazen vergi verme, bazen indirimden yararlan! Oh ne âlâ memleket! Böylesine hödük soyma, keriz silkeleme denir.
Bu işin bir de başka yüzü var. 4 Ocak 2026 tarihli Sözcü’den bir haber kesmişim: “İktidarın şirketlere verdiği garantilerin imkânsızlığı yine gün yüzüne çıktı. Yarım milyar araç geçişi bile garantilere yetmedi.”
Kapitalizmi, sosyalizmi, komünizmi, faşizmi Avrupa keşfetti. Bunların posasını gene Avrupa çıkardı. Ey hükümet, ey özel teşebbüs kelleyi çalıştır ve onların deneyimlerinden ders çıkar, ibret al! Hazır lokmayı yeme becerisini göster ve utan ki bu yazıyı bir edebiyat adamı yazıyor!