Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

26.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı. Yargılama sırasında, baskılar nedeni ile düşüncesinden dönmüş ve “Dünya dönmüyor” demişti. Galileo’nun öğrencilerinden birisinin “Ne yazık o ülkeye ki kahramanları yoktur” dediği, Galileo’nun da öğrencisini “Ne yazık o ülkeye ki kahramanlara gereksinim duyar” diye yanıtladığı söylenir. Geçmiş çağlarda belki kahramanlara gereksinim vardı ama günümüzde artık kahramanlara gereksinim yoktur. 

Çağdaş ülkelerde artık hukuk devleti vardır. Her şey hukuk kurallarına göre yürümektedir. Gözaltılar, tutuklamalar hukuk kurallarına göre yürütülmektedir. Ülkemizde ise 85 hukuk fakültesi var ama hukuk devleti yok. Almanya’nın altıncı sırada bulunduğu “hukukun üstünlüğü endeksi”nde ülkemiz 143 ülke arasında 118’inci sırada bulunmaktadır. Angola, El Salvador ve Honduras gibi ülkeler bile bizim önümüzde yer almaktadır. Özellikle son 23 yılda Türkiye, hukuk devleti konusunda sürekli kan kaybetmiştir. Yargı yandaşlaştırılmış, hukuk devleti ilkesi yok edilmiştir. Savcı ve yargıçlar siyasal yönetim adına karar veren görevliler durumuna getirilmiştir. Ülkemizde adalet ve yargıya duyulan güven yok edilmiştir. AKP yönetiminin istediği gibi karar veren yargıç ve savcılar el üstünde tutulmakta, daha üst ve önemli görevlere getirilmekte, istenen kararları vermeyen savcı ve yargıçlar cezalandırılmakta istemedikleri atamalara uğratılmaktadırlar. 

ANAYASA HALKINDIR 

AİHM kararları uygulanmamaktadır. Oysa Türkiye, bu kararlara uyacağı yönünde imza vermiş ve yükümlülük üstlenmiştir. Anayasamıza göre, AYM kararları herkesi bağlamaktadır. Bu kararlara uymak her kurum için zorunlu olduğu halde AYM kararlarına da uyulmamaktadır. AYM kararlarına Yargıtay tarafından, yerel mahkemeler tarafından uyulmaması giderek bir kural durumuna getirilmektedir. Uyulmayan AYM kararları, AKP yönetiminin istemediği kararlardır. Bu anayasa dışı durumu yaratan yargı kurumları, AKP yönetiminden cesaret almaktadır. Anayasalar hukuk devleti olmanın kanıtı olan temel yasalardır. İngiltere’de yazılı bir anayasa yoktur ancak yazılı bir anayasa olmasa bile demokrasi yerleşmiştir. Fransa anayasasının girişinde, anayasanın oluşması için verilen bedelleri göstermek amacıyla “İnsan derisi ile kaplıdır” diye yazmaktadır. 

Geçmişte ülkemizde uygulanan 1961 Anayasası özgün bir anayasaydı. Şemsi Belli’nin “Anayasso” şiiri 1961 anayasası’na halkımızın duyduğu güveni göstermektedir. Garip bir köylünün anayasaya seslenişini ve sorunlarının çözümünü anayasadan beklediğini gösteren bir şiirdir bu: “Yerin, yurdun adresesin bilmirem Angarada: Anayasso” diye başlayan şiir, halkımızın bu anayasa ile sorunlarının çözüleceği yolundaki inancını göstermektedir. Temel hak ve özgürlüklerin öne çıkarıldığı 1961 Anayasası, “Bize bol geliyor” denerek siyasal yönetimler tarafından ortadan kaldırılmıştır. 

Günümüzdeki anayasaya ve AYM kararlarına uymayan AKP yönetimi yeni bir anayasa yapmaya çalışmaktadır. Anayasaya uymayan bir yönetim nasıl yeni bir anayasa yapabilir? Amaç gerçekten ulusumuzun gereksinimlerini karşılamak değil, anayasayı değiştirerek Erdoğan’ın yeniden seçilmesini ve tek adam sisteminin sürmesini sağlamaktır. 

DÜŞMAN HUKUKU 

Anayasalar devletin yetkilerini sınırlayan, bireyin özgürlüklerini öne çıkaran temel yasalardır. Günümüzde, seçim kazanmış 14 belediye başkanı cezaevindedir. Bir kişinin tutuklanması için önce yargılanması, mahkeme kararı ile ceza alması, bu cezanın üst yargı birimleri tarafından onanması, böylece cezanın kesinleşmesi gerekmektedir. Yaşadığımız dönemde ise AKP’ye karşı seçim kazanmış belediye başkanları, belediye meclis üyeleri yargılanmadan tutuklanmış; aylardır yargılanmayı beklemektedirler. Ceza yargılama yasamıza göre tutuksuz yargılama esas, tutuklama ise ayrıktır. Karşı görüştekilere uygulanan düşmanca tavır düşman tutsaklara bile uygulanmayan bir tavırdır. Adli Tıp Kurumu doktorları Hipokrat yeminini unutarak karşı görüşte olan ve ölümcül hastalıkları bulunanlara “Cezaevinde kalabilir” raporu vermektedirler. Ölümcül hastalıkları bulunanların cezaevinde tutulmaları ile hukuk ve adalet kavramları gözardı edilmektedir. CHP’li olup seçim kazanmış olmak suç sayılmaktadır. Ağır hastalıkları bulunan belediye başkanları hastane ile cezaevi arasında dolaştırılmaktadır. Yaşadıklarımız, yasalarımıza ve hukuk devleti kavramına aykırıdır. AKP’ye karşı olan siyasal kişiler gözaltına alınıp tutuklanmakta, AKP’li olanlar ise suç işlemiş olsalar bile korunup kollanmaktadırlar. Oysa hukuk devleti olmanın yolu hukuka uymaktır.

Av. Erol Ertuğrul 

İlgili Konular: #Hukuk

Yazarın Son Yazıları

Petrodolar sistemi bitiyor mu? - Fikret Bayır

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu.

Devamını Oku
05.05.2026
Yeni Sayıştay Kanunu ve Sayıştay ’ın görevleri - Turgut Aşçı

Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) 1862’de Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet gelir ve giderlerini denetleyen, günümüz Sayıştay’ının temeli olan en yüksek mali denetim ve yargı kurumu olarak kurulmuştur.

Devamını Oku
05.05.2026
Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026
Eğitimde güvenlik sorunu - Levent Nayki

14 Nisan 2026 Salı günü Şanlıurfa’da bir okulda silah patladı.

Devamını Oku
04.05.2026
Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026