Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu. O kendisini “kalpaksız Kuvayı Milliyeci” olarak tanımlıyordu. Kuvayı Milliye ruhu hep var olmuştur. Her kim ki kendini ulus devletten yana, bağımsızlıktan yana, milli egemenlikten yana görüyor ve bu yönde tavır alıyor ise o tıpkı Uğur Mumcu gibi “kalpaksız Kuvayı Milliyeci” dir.

Kalpaksız Kuvayı Milliyeci Uğur Mumcu, gerek köşe yazıları gerekse kitapları ile pek çok önemli konuya değinmiş ve günümüze de mesaj vermiştir. Örneğin Rabıta adlı kitabında; Suudi Arabistan tarafından kurulan Rabıta örgütü ile anlaşma yapılarak 1980-84 yılları arasında çok sayıda seçilmiş din adamının ülkemizden Avrupa’ya gönderilmesi, bunların maaşlarının Aramco (Arap-Amerikan petrol şirketi) tarafından ödenmesi konusunu ele almıştır. O kişilerin ülkeye döndükten sonra çeşitli dini vakıf ve cemiyetlerde görev alması, siyasal İslamcı partilerin kadroları içinde yer almaları, günümüz için de dikkate değer bir durumdur.

Örneğin “İmambayıldı” adlı köşe yazısında, “(...) Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine alet edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez. Din ticareti ile meşgul olanlara bakın (Menzil, İsmailağa, Cübbeli vb. H. T.) hemen hepsi milyarder. Yalnızca Türk lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi...”

Yine aynı yazısında, “(...) Bir üçgen bu... Ticaret, tarikat ve siyaset üçgeni... Bunlar dindarın sahtecileridir. Zavallı yoksul Müslüman vatandaşın kanlarını emenler de bunlardır. İnanç sömürücüleridir bunlar...”

Bir konferansında salonda bulunanlara şöyle seslenir: “İmam hatip liselerini bitirenler, neden ilahiyat fakültelerine ve yüksek İslam enstitülerine gitmiyorlar da ille de kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar? Bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor?”

Sahi bu plan ile ABD’nin “ılımlı İslam” stratejisi arasında bir ilişki var mıdır? Elbette. 19 Haziran 1990 günü Cumhuriyet gazetesinde köşe yazısında yukarıdaki sorunun yanıtını vermektedir. “Bu din eğitiminin amacı başkadır. Amaç, 21. yüzyılda devleti İslamcı bürokratlar ile yönetilir duruma getirmektir”

Devam edelim. 7 Ocak 1993 günü, katledilmeden 17 gün önce Cumhuriyet’teki köşe yazısında; “(...) kanıtlanan son ilişki MOSSAD- Barzani ilişkisidir... Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye ‘Hayır, olmadı’ diyemiyor. CIA-Barzani ilişkisi biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkisi bilinmiyordu. MOSSAD-Barzani ilişkileri Londra ve Sydney’de yayınlanan, ‘Israel’s Secret Wars-A History of Israel’s İntelligence Services’ adlı kitapta sergileniyor.”

Aynı köşe yazısında yer alan şu tespit de önemli ve günceldir: “(...) Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa, ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, anti emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?”

Şimdi Barzani’nin son Şırnak ziyaretini, silahlı peşmerge korumaları ile yaptığı gösteriyi bir düşünelim. Bir de yeni süreci... Milletvekillerinin Öcalan’ın ayağına gitmesini sağlayan faktörleri de... Öcalan’a yüklenen misyonu bir düşünelim, basına yansıyan Öcalan’ın talepleri ile, DEM’in komisyona verdiği rapor ile öğrendiğimiz taleplerini de... ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın ulus devletlerle ilgili sözlerini de düşünelim. 1919 vurgusunu...

24 OCAK KARARLARI 

24 Ocak tarihi başka açıdan da önemli bir tarihtir. 24 Ocak 1980 tarihinde açıklanan neoliberal ekonomik kararların alındığı tarih olması ile de önemlidir. Bu ekonomik kararların, 1979’da İngiltere’de “demir leydi” olarak tanıtılan Teatcher’ın ve ABD’de 1980 yılında Reagan’ın iktidara gelmesi ve izledikleri neoliberal politikalar ile eşzamanlı olarak alınması dikkat çekicidir.

24 Ocak 1980 kararlarının uygulanması için 12 Eylül darbesinin yapılması da darbe sonrası Ankara’dan Washington’a giden “Bizim çocuklar başardı” mesajı da tarihsel bir öneme sahiptir.

Darbenin lideri Kenan Evren’in 1991 yılında itiraf gibi söylediği, “Eğer 24 Ocak kararlarının arkasından 12 Eylül dönemi gelmemiş olsaydı, o kararların fiyasko ile sonuçlanacağından hiç şüphem yoktu”...

Ne diyordu bu kararlar için dönemin TİSK Başkanı Halit Narin? “Bugüne kadar hep işçiler güldü, şimdi gülme sırası bizde.”

Yaşanan 45 yıllık süreç bu sözü doğrulamıştır. 45 yıldır güldürülen patronlar, gülmeyi unutan ise emekçiler ve emeklilerdir! 24 Ocak kararları ve 12 Eylül darbesi ile başlayan yeni ekonomi modeli; KİT’leri özelleştirme yolu ile elden çıkaran, özel sektörü kamu kaynakları ile destekleyen, yabancı sermayeyi çekmek için adımlar atan bir dönemin başlangıcı olarak görebiliriz.

‘LİBERAL ÇİFTLİK’ VE ‘YENİ TÜRKİYE’

Bu dönemi anlatan iki söz vardır: Biri Özal’ın “Devleti küçülteceğiz” sözüdür. Diğeri ise eski maliye bakanlığı yapan Kemal Unakıtan’ın, KİT’ler için “Babalar gibi satacağız” sözleridir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” dediği fabrikalar, mirasyedi mantığı ile elden çıkarıldı. Uğur Mumcu bu neoliberal dönemi “Liberal Çiftlik” kitabında ele almıştır.

24 Ocak kararları ile başlayan ve 12 Eylül darbesi ile sahneye konan “yeni Türkiye” için uygun (!) iktidarların işbaşına getirilmesi de istenmiş ve başarılmıştır. 2025 yılına geldiğimizde, neoliberal politikalar ile tarım ve hayvancılık büyük zarar görmüştür.

Hazine garantili işletmeler ile hazineden yandaş şirketlere kaynak aktarmak, yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Dış borç Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Borç faizleri dahi ekonomiye büyük yük haline gelmiştir. Ekonomi ciddi bir kriz içine girmiştir.

2017 referandumu yasalara aykırı şekilde YSK üzerinden kabul edilmiştir! “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü ile de referandum rejim değişikliğine giden yolu açmıştır. Ülke ekonomik, siyasi ve hukuki olarak büyük sıkıntılar içine sürüklenmiş iken BOP amaçlı hesaplar için fırsat kollayan küresel merkezler, yeni planları için harekete geçmiştir. Bunu Öcalan’ın talepleri ile anlıyoruz. Komisyona sunulan DEM Parti talepleri ile anlıyoruz.

Ülke giderek zor ve kritik bir viraja doğru sürükleniyor. Ve son söz:

BOP, yeni Sevr’dir! Wilson İlkeleri Cemiyeti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti ve Kürt Teali Cemiyeti, dün olduğu gibi bugün de işbaşındadır. Kol koladır. Ya Uğur Mumcu gibi “kalpaksız Kuvayı Milliyeciler”?! Çarşamba akşamı ve hafta sonu meydanlarda toplananlar, kalpaksız Kuvayı Milliyeci duyarlılığı içinde olmalıdır.

HİLMİ TAŞKIN

EĞİTİMCİ

Yazarın Son Yazıları

Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026