Hedefteki Gazetecilik - Av. Hüseyin ERSÖZ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Hedefteki Gazetecilik - Av. Hüseyin ERSÖZ

09.10.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gazetecilik farkındalıktır, gazeteci fark yaratandır. Herkesin yazdığını yazmak değil, klişelerin dışına çıkmak, okuyucuyu heyecanlandırmak, haberin öznesi olan kişiye sınırları olduğunu” hissettirmektir. Bu sebeple yetenek işidir; ilişkileri iyi kurmak, haber kaynaklarını korumak, güvenilirliğini ispat etmek, geniş bir arşive sahip olmak gerekir.

Gazeteci, bilgi” biriktirir. Bu, bazen eski bir haber kupürü, bazen belge, bazen de kulaktan kulağa dolaşan bir söylentidir. Bu bilgiler gün gelir çarpıcı bir analizin parçaları haline gelir ya da tozlu raflar arasında sararmaya terk edilir. Bu sebepledir ki gazeteciler arşivlerinin büyüklüğü, haber kaynaklarının genişliği ile anılır; etkili gazeteci olarak nitelendirilir. Analiz ve muhakeme yeteneğini bilgi ile bütünleştiren isimler, büyük gazeteci” olarak tarihe geçer.

Gazeteci başkalarının nasırına basan kişidir, hedef olmaya da hazırlıklıdır. Sıradan insanlarla uğraşmaz. Siyasiler, bürokratlar, kanaat önderleri, iş insanları, örgüt mensuplarıdır haberin odağındakiler. Bu yüzden işlerinin getirdiği bir sonuçtur, hedef alınmaları. Hapis yatmayanın, mahpus görmeyenin, tehdit edilmeyenin gazeteci sayılmayacağı vurgulanır hep. En azından meslek hayatında birkaç kez hâkim karşısına çıkmayana gazeteci denmediği doğrudur. Bu mesleğin aydınlık” tarafındakilerin çileli hikâyesidir.

RAHATSIZ EDİCİ ‘PENCERE’

Ama çıkar ve menfaat gruplarının etkisinde kalan, lobiler tarafından yönetilen, güçler kavgasına göre konumlanan bir grup da her zaman olmuştur. Gerçeği eğip büken, kişisel menfaatlarını her şeyin üstünde tutan, lobicilik yapan bu kişiler de gazeteciliğin karanlık” yanıdır.

Aydınlık yanda kalmak zor olandır. Bu mesleği hakkıyla yapmak için yeri geldiğinde siyasileri, yeri geldiğinde ise suç örgütlerini karşınıza almak durumunda kalırsınız. Onların menfaatlarını zedeleyecek, yaptıklarını sorgulatacak bir haber ötekileştirilmenize, karakterinizin hedef alınmasına, karalanmanıza, yakıştırmalara muhatap kalmanıza neden olur. Zor, çoğu zaman huzursuz, çileli ama değer gören ve saygı duyulduğunu hissettiğiniz bir hayatınız vardır. İşte, Müyesser Yıldız’ınki de tam olarak böyle bir yaşamdır.

Müyesser Yıldız, Ankara gazeteciliği”nin hakkını veren, çoğu zaman yazdıkları ile başkentte olupbiteni, birden fazla pencereden okuyucularına aktaran bir isimdir. Onun eleştirel bakış açısı çoğu zaman rahatsız edici bulunur. Ama doğru kelime, irdeleyici”dir.

Adliye koridorlarının nabzını iyi tutan bir isim olması, ayrıntıları olduğu gibi aktarması, başka meslektaşlarının yazmak istemedikleri ya da isteyip de yazmadıklarını” eğip bükmeden haberleştirmesi ile tanınır. Basın özgürlüğü, hukuk devleti ve demokrasi tartışmalarının yaşandığı her 10 yılda bir cezaevi görmesinin sebebi de budur.

HUKUKEN AÇIKLANMASI ZOR

Hatırlayalım, 2011 senesinde OdaTV’ye yönelik operasyon gerçekleştiğinde, Barış’larla birlikte Ankara’da gözaltına alınan isimler arasında Müyesser Yıldız da vardır. O dönem yaptığı haberlerin siyaset ve cemaatte yarattığı rahatsızlık, bir yılı aşkın süre cezaevinde kalmasına neden olmuştur. O dönemde de hakkındaki deliller, telefon konuşmaları, yaptığı haberler ve FETÖ mensuplarının ürettiği sahte dijitallerdir.

Aradan geçen on senede yaşadıklarımız bir dejavuyu” andırsa da Müyesser Yıldız’ın, yaptığı haberler ve haber kaynakları ile suçlandığı gerçeği bir kez daha önümüzde duruyor. 10 yıl önce manşetleri süsleyen iddialar ile bugünkü benzerleri, sadece tesadüf mü yoksa geçmişin kötü alışkanlıklarının hortlaması mı” sorusu da öyle.

Geçen günlerde kabul edilen iddianamede, bipolar rahatsızılığı” olan bir astsubayın konuşmaları ile Müyesser Yıldız’ın yaptığı ve yapmadığı” evet, doğru okudunuz yapmadığı” haberler de birer suç isnadı olarak karşımızda.

İddianamede konu edilene, suç” yerine gazetecilik” desek yanlış olmaz. Çünkü 4 ay önce casuslukla” başlayan iddiaların bugün, gizli belgeleri temine” indirgenmiş olduğuna şahitlik ediyoruz. Ortada ise belge değil bilgi” var. Bilgi ise mahkemenin Adli Tıp Kurumu’na sevk ettiği bir askerin, telefondaki konuşmalarına dayanıyor.

Bu bilgilerin çoğunun, daha önce söylenti şeklinde de olsa kamuoyu tarafından bilindiği gerçeği ortayken hem de. Ama en önemlisi, Müyesser Yıldız, bu bilgilerin çuna teyide muhtaç” gözüyle bakıp haberleştirmemişken”; kısacası gazeteciliğin ana kuralını uygulamışken, bugün hâlâ cezaevinde olmasının hukuken” açıklamasını yapmak oldukça zor.

BU DA GEÇECEK

İddianameden, Müyesser Yıldız’ın hayatının didik didik edildiğini de görüyoruz. Dosyanın sanıkları dışında başkalarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, tüm parasal hareketler, sahip olduğu tüm bilgisayarlara dair dijital analizler de var. Sonuç olarak hiçbirisi suç unsuru olarak görülmemiş ve suçlama konusu yapılmamış. Peki, hal böyleyken Müyesser Yıldız seneler sonra neden yine cezaevinde?

Dediğim gibi bunun hukuken” bir açıklaması yok. Çünkü hangi hukuksal metni önünüze alsanız, hangi mahkeme kararını irdeleseniz Müyesser Yıldız’ın yaptığının tam da mesleğinin gereği olduğu, yani bilgiyi” kıymetlendirmek ve halka aktarmak gerçeğiyle karşılaşıyorsunuz.

Müyesser Yıldız’ın haberleştirdiği siyasilerin onu sosyal medyadan hedef alması, bazı siyasilerin ise tazminat davaları ile yıldırmaya çalışması, bu ülkede son birkaç yıldır basın camiasında sıklıkla karşılaştığımız bir durum. Onun 15 Temmuz davalarına olan irdeleyici” bakış açısı ve at gözlükleriyle olaylara bakmayarak olguların” peşine düşmesi, ona parmak sallanmasının da temel sebebi kanımca.

Önce Barış’ların hâkim karşısına çıktığı dava, ardından muhalif televizyonların ekranlarının karartılması, şimdi de neden gazetecilik yaptın” sorusunun yöneltildiği Müyesser Yıldız’ın yargılanacağı dosya.

Ülkede demokrasi ve insan hakları için oldukça zor günler yaşadığımız bir gerçek. Fakat Müyesser Yıldız gibi isimlerin cezaevinden de olsa gazetecilik yapmaya devam etmeleri, ifade hürriyeti ve basın özgürlüğü için can suyu değil mi?

Daha önce de geçmişti, bu da geçecek tabii. Demokrasi döngüsünde, kişiler gidecek yenileri gelecek; atanmışlar yerlerini yenilerine bırakacak. Kaim olan bıraktığınız miras, özgürlükler adına yaptıklarınız olacak. O yüzden ellerin dert görmesin, kalemin kırılmasın Müyesser Yıldız.

AV. HÜSEYİN ERSÖZ

Yazarın Son Yazıları

‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025