Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

05.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz. 5 Şubat 1937’de kabul edilen bu vazgeçilmez ilke, çoğu zaman bir hukuk terimi gibi anılsa da gerçekte bu toplumun bir arada kalmasını olanaklı kılan en temel unsurlardan biridir. Laiklik, bu topraklarda birbirine benzemeyen milyonlarca insanın bir arada yaşayabilmesini yaşanır kılan sessiz bir sözleşmedir.

Laiklik, devletin kimsenin inancına karışmadığı, kimseyi de inancı üzerinden tanımlamadığı bir düzeni ifade eder. Bu yönüyle yalnızca inanç özgürlüğünün değil, aynı zamanda toplumsal huzurun da güvencesidir. Hukuk, bir yurttaşa hangi inanca sahip olduğunu değil, hangi haklara sahip olduğunu sorduğunda o ülkede adalet duygusu kök salabilir.

Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanan reformist arayışlar, laikliğin bir toplum ve bir devlet için neden zorunlu olduğunu açıkça göstermiştir. Dini kurallar ile modern hukuk arasında sıkışan devlet yapısı, ne adaleti sağlayabilmiş ne de toplumsal güveni tesis edebilmiştir. Cumhuriyet bu belirsizliği ortadan kaldırarak egemenliği millete, hukuku ise akla ve bilime dayandırmıştır.

YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ

Saltanatın ve hilafetin kaldırılması, eğitimde birlik, Medeni Kanun’un kabulü ve nihayet laikliğin anayasal güvence altına alınması; bireyin “kul” olmaktan çıkıp “yurttaş” haline gelmesinin hukuki adımlarıdır. Bu adımlar sayesinde kadınlar eşit haklara kavuşmuş, farklı inançlar hukuk önünde aynı zeminde buluşabilmiştir.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik anlayışı, toplumu ayrıştıran değil birleştiren bir anlayışa dayanır. Onun için laiklik, dinsizlik veya dinin değersizleştirilmesi değil; dinin siyasete alet edilmesinin ve halkın dini duygularını sömürerek maddi veya siyasi kazanç sağlayanların önüne geçilmesidir. “Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını sağlamıştır” sözüyle bu anlayışını açıkça dile getirmiştir. Atatürk’e göre inanç, vicdanlarda özgür kaldıkça anlamlıdır.

Bugün ise laikliğin bu birleştirici rolünün zaman zaman aşındığına tanık oluyoruz. İnanç üzerinden toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği, kamusal alanda eşitlik duygusunun zedelendiği, hukukun bazı kesimler için daha “yakın” bazı kesimler için ise daha “uzak” hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Her gün rastladığımız; kadınların yaşam tarzları üzerinden hedef haline gelmesi, eğitim ve kamusal alanda tarafsızlığın tartışılması haberleri bu aşınmanın en somut örnekleridir.

Unutulmamalıdır ki laiklik zayıfladığında, ilk kaybolan şey güvendir. Güvenin kaybolduğu yerde ise ne hukuk ne de birlikte yaşama iradesi kalır. Bunun sonucu ise toplumsal kargaşa ve bölünmedir.

DEVLETİN TARAFSIZLIĞI

Laiklik, yalnızca Türkiye’ye özgü bir tercih değil; modern dünyanın ortak hukuk ve yönetim anlayışıdır. Fransa, 1905 tarihli yasayla devlet ile kiliseyi kesin biçimde ayırarak yurttaşlık temelinde eşitliği güvence altına almış; Almanya, inanç özgürlüğünü anayasal düzeyde korurken devletin tarafsızlığını temel ilke haline getirmiştir. ABD, farklı inançların bir arada yaşayabilmesini laik anayasal düzen sayesinde olanaklı kılmış; Hindistan, yüzlerce din ve mezhebin bulunduğu bir toplumda laikliği toplumsal barışın vazgeçilmez aracı olarak benimsemiştir. Bu örnekler göstermektedir ki laiklik, kültürel farklılıklardan bağımsız olarak çoksesli toplumların birlikte yaşayabilmesinin evrensel hukuk çözümüdür.

ORTAK YAŞAM ZEMİNİ

Laikliği benimsemeyen ya da kurumsallaştıramayan toplumlarda ise farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Ortadoğu’nun birçok ülkesinde, devletin belli bir mezhep veya dini yorum üzerinden örgütlenmesi; hukuku ortak bir zemin olmaktan çıkararak iç çatışmaların kaynağı haline getirmiştir. Afganistan ve İran gibi örneklerde görüldüğü üzere, inancın devlet eliyle dayatıldığı sistemlerde kadın hakları gerilemiş, toplumsal huzur yerini sürekli bir baskı ve gerilim ortamına bırakmıştır. Pakistan’da mezhepsel ayrışmaların siyasete yansıması, kamusal alanı kalıcı bir istikrarsızlığa sürüklemiştir. Bu örnekler, laikliğin bir tercih değil; farklılıklarla birlikte yaşayabilmenin hukuki zorunluluğu olduğunu açıkça göstermektedir.

Bu nedenle laiklik, geçmişte kazanılmış bir ilke değil, her gün yeniden korunması gereken ortak bir değerdir. Laiklik, kimliğimiz değil; ortak yaşam zeminimizdir. Bu zemin sarsıldığında, hepimiz aynı boşluğa düşeriz. Cumhuriyetin bize bıraktığı bu en kıymetli mirası korumak, bugün olduğu kadar yarın da özgürce nefes alabilmenin tek yoludur.

Türk ulusu olarak Cumhuriyetin ve kurucu iradenin bize bıraktığı bu sessiz ama hayati sözleşmeye her ne pahasına olursa olsun sahip çıkmak, yalnızca bir anayasal görev değil; toplumsal bir sorumluluktur.

AV. ARİF ANIL ÖZTÜRK

ADD YÜKSEK DISIPLIN KURULU ÜYESI

Yazarın Son Yazıları

Çürümeye alışmak - Mehmet Utku Şentürk

Şükrü Erbaş birkaç dizeyle bazen sayfalar dolusu sosyoloji metninin anlatamadığını anlatıyor.

Devamını Oku
09.10.2026
Nispi temsil ve geri çağırma hakkı - Yüksel Işık

İlk değildi Cemil Tugay, belki son da olmayacak.

Devamını Oku
09.10.2026
Türkiye, ABD ve ‘stratejik ortaklık’ - Doğu Silahçıoğlu

Türk-ABD ilişkilerinde politik altyapı oluşturmak ve kamuoyu desteği sağlamak amacıyla siyasi çevrelerce sıklıkla “stratejik ortak” tanımı kullanılmaktadır.

Devamını Oku
08.10.2026
Endüstriyel demokrasi - Engin Ünsal

Yurttaşların seçmen olarak ülkenin yönetimine katılmasına siyasal demokrasi, işçilerin sendikaları aracılığı ile işyerlerinde ve ülke çapında ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesine katılmalarına endüstriyel demokrasi diyoruz.

Devamını Oku
08.10.2026
Birlikte yaşamın hukukunu kurmak - Cem Alptekin

Toplumsal yaşamda düşünce, inanç ve dünya görüşü farklılıklarının bulunması yaşamın doğal bir sonucudur.

Devamını Oku
07.10.2026
Bir devrin inceliği: Göksel Arsoy - Aybars Kuday

Bazı sanatçılar, oynadıkları rollerin ötesinde bir dönemin belleğinde yer edinir.

Devamını Oku
07.10.2026
Türkiye’nin Ezopları - Ülkü Sarıtaş

“Türkiye’nin Ezopları”nın sonuncusu İoanna Kuçuradi’ydi.

Devamını Oku
07.10.2026
'İyi ana' İoanna Kuçuradi - Mucize Özünal

İoanna Kuçuradi’nin adını anarken insan olmanın onuru ve sorumluluğunun bilgisiyle insanı insan etmeye adanmış bir ömürden söz etmeliyiz.

Devamını Oku
06.10.2026
İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu - Atilla Can Akarcalı

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrası yurdumuz işgal edilmiş, işgallere karşılık çok geçmeden bölgesel direniş örgütleri kurulmuştu.

Devamını Oku
06.10.2026
Planlı ekonomiden ‘nas ekonomisi’ne - Mehmet Tomanbay

Cumhuriyetle şekillenen ekonomi yönetimi anlayışı; bilimin ve aklın yol göstericiliğinde, kamunun rolünü ve planlamayı önemseyen, güçlü kurumlara ve hukuka dayanan, yaratılan refahın toplum kesimleri arasında adil paylaşılmasını amaçlayan kurumsal bir yapıya dayanıyordu

Devamını Oku
05.10.2026
Londra yeniden Avrupa’ya mı dönüyor? - Göktürk Tüysüzoğlu

İngiltere Başbakanı Andy Burnham geçen temmuz ayında Keir Starmer’ın yerine geçtiğinde Brexit tartışmasının yeniden alevleneceği öngörülebiliyordu.

Devamını Oku
05.10.2026
Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz? - Gülay Ertürk

Yarın 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.

Devamını Oku
03.10.2026
Bir zihniyetin iflası - Ayşe Atalay

Günlerdir tüm Türkiye’yi derinden sarsan fon krizi aslında bir zihniyetin, bir dünya görüşünün iflasıdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Mekke Anlaşması - Cihangir Dumanlı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta Riyad’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması basında ve kamuoyunda gereken ilgiyi görmemiş, yeteri kadar tartışılmamıştır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çocuklar iş cinayetlerinde neden ölüyor? - Özgür Hüseyin Akış

Aslında başlıktaki sorunun kendisi bile başlı başına bir toplumsal itirazdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çin’in silahı: Zaman - Nejat Eslen

Çin’in siyasetini uzun vadeli, küresel jeopolitik vizyonu yönlendirir.

Devamını Oku
01.10.2026
İş kazasının görünmeyen ortakları - Mehmet Altınkaynak

Bir iş kazası olduğunda ilk yaptığımız şey genellikle bir neden aramak oluyor.

Devamını Oku
01.10.2026
Eriyen bütçenin faturası vatandaşa... - Mehmet Özdağ

Bütçe açığının asıl kaynağı halka verilen enerji desteği değil faiz ödemeleridir; çözüm faturaya yeni zam yapmakta değil, enerji verimliliğinde aranmalıdır.

Devamını Oku
30.09.2026
Siyasetin sonu mu? - Utku Yapıcı

Siyasetin sonunun geldiği iddiası, ilk duyduğunuzda kulağa gerçeklikle açıkça çelişen bir iddia olarak gelebilir.

Devamını Oku
30.09.2026
Bilgiyi koruyan kim? - Ömür Tanyel

2001’de ortaya çıkan Vikipedi’nin fikri cesurdu...

Devamını Oku
30.09.2026
Sosyal devlet olmayınca... - Şafak Yüca

Sabah 6’da çıkıyorlar yola.

Devamını Oku
29.09.2026
Dünya Kuduz Günü - Gülay Ertürk

Kuduzdan insan ölümü kader değildir.

Devamını Oku
28.09.2026
Kavganın da hukuku var - Abdullah Dörtlemez

İnsanların aynı şeyi düşünmesi, aynı şeyi istemesi, aynı yerden bakması beklenebilir mi?

Devamını Oku
28.09.2026
Yapay zekâ eylem planı ne söylüyor? - Tayfun İşbilen

18 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan bir genelgeyle Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026- 2030) yürürlüğe girdi

Devamını Oku
26.09.2026
Kapitalizmin sonsuz sonu- Kaan Eroğuz

İngiltere’de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmektedir.

Devamını Oku
25.09.2026
Siyaset sahnesi ve Özgür Özel - Gani Aşık

Özgür Özel’in parti genel başkanı olarak siyaset sahnesine çıktığı dönem, siyasal İslamcı iktidarın 24 yıldan bu yana Atatürk Cumhuriyeti’nin burçlarına ortaçağ topları ile saldırdığı, temellerini Vahdettin salvoları ile sarstığı bir devreye denk geldi.

Devamını Oku
25.09.2026
Okulda şiddet tırmanıyor - İsmail Doğan

Son yıllarda toplum olarak içimizi yakan olaylara tanıklık ediyoruz.

Devamını Oku
24.09.2026
Sanatın metalaşması - Hüseyin Yıldırım

İş dünyası veya yerel yönetimlerin “konaklama ve ağırlama” karşılığında eser toplama modeli giderek yaygınlaşıyor.

Devamını Oku
24.09.2026
Dil, tarih, eğitim ve ‘Kürtçe’ - Ahmet Küçükşahin

Kürtlerin dili “Kürtçe” midir?

Devamını Oku
23.09.2026
Türkiye’de sosyal politikaların aşınması - Halit Payza

Sosyal devlet kavramı, yurttaşlarına asgari bir yaşam standardı sağlamayı, gelir eşitsizliklerini azaltmayı ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere herkesin ulaşabilmesini amaçlayan bir anlayışı ifade eder.

Devamını Oku
23.09.2026
Siyasal projeler ve Aleviler - Mahmut Aslan

Türkiye, 40 yıla yayılan Kürt meselesini çözme olanağını arıyor.

Devamını Oku
22.09.2026
İmamoğlu’na hapis ve siyasi yasak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 19 Mart 2025’ten bu yana kanıtlanmamış birtakım suçlamalarla tutuklu olan, o nedenle İçişleri Bakanlığı’nca anayasanın 127., Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca “geçici bir tedbir olarak” görevinden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu, 25 Ekim 2022 günü Tuzla İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 3. Kademesi’nin açılışında Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın yaptığı konuşma üzerine kendi konuşmasında “kamu görevlisine hakaret” ettiği iddiasıyla yargılandığı İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde iki kez beraat ettikten sonra istinaf yoluyla başvurulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, bozma kararıyla dosyayı yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderdi.

Devamını Oku
21.09.2026
‘Sanayinin musikisi’ susarken... - İbrahim Berksoy

Cumhuriyetin iktisadi kalkınmaya dayalı “atılım dönemi”nin ilk yıllarından beri ülkemizde dokuma sanayisi öncelikli sektörlerin başında gelmiştir.

Devamını Oku
19.09.2026
Birleşik Krallık’ta ayrılık sınavı - Göktürk Tüysüzoğlu

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki bağımsızlık yanlısı siyasi liderlerin Cardiff’te imzaladığı mutabakat zaptı, Birleşik Krallık’ın anayasal mimarisini yeniden tartışmaya açtı.

Devamını Oku
19.09.2026
Kıbrıs’ta değişmeyen denklem - Ahmet Göksan

Kıbrıs adasının uluslararası gündemden hiç düşmemesinin temelinde, adanın iki halkı arasındaki siyasi anlaşmazlığın yanı sıra, 1960’ta kurulan ortaklık düzeninin kısa sürede bozulması ve bugün de devam eden statü tartışması bulunuyor.

Devamını Oku
18.09.2026
Emeklinin örgütlenme hakkı ve sendika - Musa Kocaman

Emekli olmak, toplumdan emekli olmak değildir.

Devamını Oku
18.09.2026
Yargı kurumlarının anayasayı ihlali - Doğan Soyaslan

Anayasaların temel amaçlarından bir kişinin hak ve özgürlüklerini devlet iktidarı karşısında korumaktır.

Devamını Oku
17.09.2026
Cam tavanları kırmak - Suna Türkoğlu

A Milli Kadın Voleybol Takımı bir kez daha başardı ve 2023’ten sonra 6 Eylül’de tarihinde üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olarak hepimize çok büyük bir gurur ve mutluluk yaşattı.

Devamını Oku
17.09.2026
Halktan daha güçlü ne olabilir? - Halil Sarıgöz

Bazı tarihler yalnızca takvimde kalmaz, bir ülkenin belleğine kazınır.

Devamını Oku
16.09.2026
Siyasi Dava - Hukuki Dava - Ahmet Akgül

Butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu, “Ekrem İmamoğlu, siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir kişi değil, önseçimde kendisine oy verdim, YENI Parti’yle İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına adaylığı konusunda işbirliğine açık olduğunu, kişinin her kör kuruşun hesabını vermesi gerektiği” yönünde deyim yerindeyse “hem nalına hem mıhına” nitelikli bir demeç vermiş; bu konu, kamuoyunda tartışmalara neden olmuştur.

Devamını Oku
16.09.2026