Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

05.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Seçilen yer yanlış. Yapılan bina yanlış. Karar veren insan yanlış. Denetleyen görevli yanlış. Sonuçta... Kocaman bir düzen yanlış. Binlerce insanımızı yitirdiğimiz depremin üçüncü yıldönümü. Cenazelerin üzerinde büyük laflarla konuştuk. Oysa “Böyle gelmiş böyle gider” düzeni kaldığı yerden devam etti.

Örnek mi?

Önümdeki hikâyeyi anlatayım...

TORPİL TORPİLLE YARIŞTI 

Depremi en ağır yaşayan Hatay’da, Mustafa Kemal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü geçen yıl bir öğretim görevlisi ilanı verdi. İlana çok sayıda kişi başvurdu. Önümde eylülde çıkan sonuçlar duruyor.

ALES sınavının yüzde 40’ı, yabancı dil puanının yüzde 60’ı ile bir ön eleme yapılmış. Birinci sıradaki aday, devletin sınavlarında 92.64 ortalama yaparak herkesi geçmiş.

“Herhalde o alınmıştır” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!

Listeye giren altı kişiden ikisinin iyi torpili vardı. Bir tanesi bölgedeki eski kaymakamlardan birinin eşiydi. Kendisi, aynı zamanda, bir şehrin valisinin kızıydı. Nitekim kaymakam da sınav günü sınavın olduğu binaya gelmiş, eşi için çeşitli görüşmeler yapmıştı.

Gelgelelim...

Ondan daha büyük torpili olan vardı. Bölgede etkili olan bir milletvekilinin yakını da başvurmuştu.

İki torpil yarıştı. Elbette milletvekili kazandı. Onun yakınına, üniversitenin yazılı sınavında yüksek not verilerek birinci yapıldı. Ve kadroya alındı.

ADAMINA GÖRE İLAN

Bunu yapabilmek için sıralamaya birinci giren adaya en düşük notu verdiler. Öyle ki... Bir puan fazla verseler bile o birinci çıkıyordu. Eleyebilmek için ayarlama yapmışlardı.

Depremzedeydi. “Bir torpilim yoksa, çalışsam da bir kadroya giremeyeceğim” diye isyan etti tabii.

Bu kadar değil...

İsyan eden biri daha vardı: Kaymakamın eşi. Onun ne eksiği vardı da alınmamıştı. Bir çözüm bulundu. Tabii sınavla, liyakatla, eşit şartlarla değil.

Aynı şehirdeki İskenderun Teknik Üniversitesi’nde (İSTE) yeni bir ilan açıldı. 31 Aralık tarihli ilanda, üniversitenin dış ilişkiler koordinatörlüğünde görevlendirilmek üzere, öğretim görevlisi kadrosu alınacaktı.

Bu kez adres yerini tam bulsun istendi. Kadro, “cuk” diye oturacak şekilde tarif edildi: “Lisans eğitimini Amerikan kültürü ve edebiyatı veya İngiliz dili ve edebiyatı alanlarının birinde tamamlamış olmak, (...) belgelendirmek kaydıyla yüksek lisans sonrası en az üç yıl ilgili alanda yükseköğretim kurumlarında mesleki tecrübeye sahip olmak ve (...) yabancı dil sınavlarından en az 95 puan almış olmak.”

Bakıyorum...

Üniversite, benzer kadrolar için o ana kadar “İngilizce öğretmenliği, İngiliz dili eğitimi, İngilizce mütercim ve tercümanlık, İngiliz dili ve edebiyatı, İngiliz dilbilimi veya uluslararası ilişkiler lisans programlarından mezun olmak” kriteri belirlerken, yabancı dil puanını 85-90 seviyesinde tutarken, bir anda o günkü ilanda aradığı özellikler daraltılmış. Bu kadar değil... Aynı ay bölgedeki iki ayrı devlet üniversitesinin benzer kadroya ilişkin açtığı ilanı inceliyorum. Onlar da dediğim biçimde ilan vermişler.

Gelgelelim...

İş İskenderun Teknik Üniversitesi’nin o günkü ilanına gelince tablo değişmiş. Tam kazanacak adaya göre bölüm ve yabancı dil puanı yazılmış.

TEK KİŞİ BAŞVURABİLDİ!

Nitekim, 21 Ocak’ta ön eleme sonuçları yayımlandı. Kadroya başvurma şartını sağlayan, başvurabilen, doğal olarak da ön elemeyi geçen tek bir isim var: Kaymakamın eşi! Başka kimse bu kadroya girmeyi aklından bile geçirememiş.

Kendinizi Hatay’da yaşayan depremzedenin yerine koyun. Yakınlarınızı, evinizi, eşyanızı kaybetmişsiniz. Güvendiğiniz bir tek devlet var. O devlet hâlâ yaşamakta ısrar ettiğiniz şehrin üniversitesinde kadro açıyor. Sınavlara girip adaylar arasında birinci oluyorsunuz. Torpiliniz yok diye eleniyorsunuz. İki torpilliden biri sizin yerinize alınırken, öbürü için özel kadro açılıp başvurmanız bile engelleniyor. Siz bu şehirde yaraların sarılacağına inanır mısınız?

Evet... Depremden ders çıkardık demek için faylardan uzağa yerleşim yeri yapmak, binaların statiğini hesaplamak, uygulayıcıları denetlemek lazım. Ama hepsinden önce hak edenin hak ettiği yere geldiği, liyakatlinin layığını bulduğu bir düzen lazım. Yoksa sistem kendisini insan için kuramadığı gibi, enkazdan çıkardığı insanına asla güven veremeyecek. Deprem bölgesinde bile “önce ben” diyenler ülkeyi kemirip bitirecek.

İnsana insan için bir düzen kurulduğunda hiçbir sarsıntı bizi deviremeyecek.

Yazarın Son Yazıları

Bayramı zehir eden adamlar

Bayram aslında bahane...

Devamını Oku
19.03.2026
Dilovası davası başlıyor: Başkanın olmadığı yargılama

Türkiye, Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki İBB yargılamasını konuşurken bir başka cezaevinde kritik bir dava başlıyor.

Devamını Oku
16.03.2026
İddianamede adları 1087 kez geçiyor, ama sanık değiller!

Tarihte çelişkili görünen içinde kocaman bir gerçeği saklar.

Devamını Oku
12.03.2026
‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Devamını Oku
09.03.2026
Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025