Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

04.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır. Bir iktidarın gücünü halkın çoğunluğunun özgür iradesinden alması halinde “siyasi meşruiyet”ten, icraatını hukuk kurallarına uygun yapması halinde “hukuki meşruiyet”ten söz edilir. Her iki durum da kamu vicdanında kabul edilmelidir.

Tarih boyunca toplumların düşüncesi değiştikçe meşruiyet kavramı da değişmiştir. Toplumlar uzun yıllar Tanrı’nın bahşettiği haklar ile Tanrı adına krallar ve sultanlar tarafından idare edilmişlerdir. Aydınlanma çağından itibaren Batı’da insan kendi kendini keşfetmiş; her şeyin kaynağının insan aklı olduğu, insanın insan olması dolayısıyla doğuştan haklara sahip olduğu düşüncesi yayılmış; halkın iradesine dayanan, özgürlükçü, hukuka bağlı siyasi rejimler kurulmuş, teknolojik buluşlarla toplumsal refah yükseltilmiştir. Böylece özgürlükçü, laik, insana güvenen, hukuka bağlı siyasi rejimler meşru sayılmıştır. Özgürlükçü hukuk devletinin korunması için kamu gücü yürütme, yasama ve yargı olarak üçe bölünmüş; yasama ve yürütmenin hukuka bağlılığını denetleme görevi yargı gücüne verilmiş; herkesin önceden kurulmuş mahkeme önünde hakkını arayabileceği kabul edilmiştir.

LAİK HUKUK DÜZENİ 

Özgürlük toplumsal ilerlemenin temelidir, aynı zamanda sorumluluktur. Hukuka bağlılık insanlara öngörü ve güvenlik verir, tasarımlarını gerçekleştirme olanağı sağlar. Özgürlük ve güvenliğin olmadığı ülkelerde insanlar düşüncelerini yayamaz; yayamadığı için düşünce üretemez, tasarımlarını gerçekleştiremez. Çünkü önlerini göremez, başlarına neler geleceğini bilemezler. Sosyoekonomik yapısı farklı olan ülkemizde Osmanlı halkı, Tanzimat’a kadar Tanrı’ın insana tanıdığı haklarla ve Tanrı adına Tanrı’nın emirlerini uygulayan padişah ve yakın çevresi tarafından idare edilmiş; toplumsal yapı değiştirilememiştir.

Tanzimat’tan sonra Batı devletleri ve Osmanlı aydınlarının etkisi ile süreç içinde kişiye haklar tanınmış, insan aklına ve toplumsal gereksinimlere dayanan kanunlar alıntı yapılmıştır. Nihayet padişahın yetkisini sınırlayan, son sözün padişaha ait olduğu 1876 Anayasası, devletin kendisini sınırlaması olarak ilan edilmiştir; bireysel hak bilinci olmayan Osmanlı halkına insan hakkı bilinci verilmeye çalışılmıştır.

Çağdaş ülkeler seviyesine ulaşmanın kültüre bağlı olduğuna inanan kurucu liderler, mutlak itaatçi teokratik zihniyete dayanan ülkenin asırlar içinde değişim ve gelişime engel görülen, başta saltanat olmak üzere tüm kurumlarını tasfiye ederek halk iradesine dayanan Cumhuriyeti ilan etmişler; halka sorumluluk vermişler; olgulara dayanan, insanın önünü açan laik bir hukuk düzeni benimsemişlerdir.

2002’DEKİ KIRILMA 

Cumhuriyetin ilanından sonra yürürlükte olan anayasalar (1924, 1961, 1982) kişinin insan olması dolayısıyla haklarını tanımış, devletin yapı ve işleyiş şeklini düzenlemiş; devleti yürütme, yasama ve yargı olarak üç temel güce bölmüş; yargı gücüne diğer güçlerin işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleme görevi vermiş; haksızlığa maruz kalan herkesin önceden kurulmuş bulunan mahkemelerde hakkını arayacağı ilkesini kabul etmiştir.

2002 yılında Cumhuriyetin faziletinden yararlanarak Cumhuriyet değerlerini hazmedememiş, Batı kültürünün alıntısını Batı taklitçiliği sayan, devletin hukuk ile bağlı olamayacağına inanan, yargı denetimini kabul etmeyen, milletten vekâleti alanın her şeyi yapabileceğine inanan bir hükümet iktidara gelmiştir.

2010 anayasa değişikliği ile o zamana kadar fiilen kontrol altında olan yargı, hukuken de kontrol altına alındı; siyasi yandaşlar yargı kadrolarına yerleştirildi. 16 Nisan 2017 referandumu ile geçerli olmayan oylar geçerli sayılarak parlamento ve Bakanlar Kurulu devre dışı bırakıldı; devletin bütün kurumları bir şahsa bağlandı. Hukuka aykırı olarak anayasa değiştirildi. Böylece TCK’nin 309. maddesi ihlal edildi.

ANAYASA İHLALİ VE YAKLAŞAN SEÇİM

Tüm devlet kurumlarının bir şahsa bağlanması bürokrasiyi sorumsuzlaştırır, inisiyatif almaktan alıkoyar. Hukuk güvenliği olmadığı için gelecek endişesiyle bağımsız karar veremez duruma getirir. Şahsa bağlı otokratik devletler gelişemezler. Nitekim Osmanlı’nın çöküş nedenlerinden birisi de budur.

Cumhurbaşkanı adayı muhalefet liderinin 30 yıl önce almış olduğu diploma iptal edildi; işlemin iptali için açılan davanın görüldüğü mahkeme üyeleri birkaç ay önce atandı. İptale karşı açılan dava reddedildi. Yapılan atamalar ve yargılama, anayasanın 37. maddesinde ifadesini bulan doğal hâkim ilkesine aykırıdır.

Bir cumhurbaşkanı adayının adaylığını engellemek için üyeleri sonradan atanan mahkemece diplomasının iptali isteminin reddi, halkın seçme ve seçilme hakkının ihlali anlamına gelir (AU. md. 67); aynı zamanda TCK’nin 309. maddesinde düzenlenen suçu oluşturur.

Bir rejimin meşruiyeti, özgürlükçü oluşu, halkın önünü açışı ve hukuka bağlılığı ile ölçülür. Eğer bir ülkede geçersiz oylarla anayasa değiştiriliyor, yargı insan haklarını koruyamıyor, bir cumhurbaşkanı adayının adaylığı yargı yoluyla engelleniyor ve böylece halkın özgür iradesi ortadan kaldırılıyorsa, siyasi rejimin ve yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin meşruiyetinden söz etmek olanaklı olamaz.

PROF. DR. DOĞAN SOYASLAN

Yazarın Son Yazıları

Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026